Siz cebinizdeki üstünde fotoğraf bulunan şeyi mi kimlik sanıyorsunuz? Böyle düşünüyorsanız inanın çok ama çok yanılıyorsunuz.
Çünkü kimlik görünürde  kartta, gerçekte ise kullandığınız dildedir. Zira insanın kurduğu cümlelerden daha yetkin bir kimlik kartı olduğuna asla inanmam.
Edebiyat tahsili yapmış olmamın da etkisiyle olsa gerek ben hep karşımdaki mahluku diliyle değerlendiririm. Dil derken kastım sadece ağızdan çıkan sözler değil, buna beden dili ve gözlere yansıyan ruh dili de dahildir.
Yanal kahvaltı esnasında konuştu ben ise sadece dinledim. Bütün dikkatimle futbol kimliğine tetik kesildim. Söz dizimini tetkik etmek adına kurduğu cümlelerin insicamına ve ağırlığına odaklandım.
Önemli edinimlerim oldu. Sizlerle bu yazımda bunları paylaşacağım. Bir kere dolu bir futbol adamı imajı daha ilk cümlelerine yansıdı. Tahlilleri, betimlemeleri futbol gibi terminolojisi çok sınırlı bir alan için oldukça zengindi.
En çok etkilendiğim cümlesi yeteneğin tek başına bir anlam ifade etmediğini anlattığı bölümdü. "Yetenek genetiktir ancak o genetik yapıya karakter de sirayet etmişse, ikisinin uyumu iyi oyuncuyu var kılar" bağlamındaki cümlesi öteden beri düşündüğüm ama bir türlü ifade edemediğim şeyin tıpkısıydı.
Yanal'ın sarf ettiği cümlelerden çıkardığım ana nüve; yetenek, bilim, karakter ve idrak dörtgenini kurmadan başarılı ne oyuncu yetişir ne de başarılı sonuçlar alınır gerçeğiydi.
Hani dalga geçilen bilgisayarlı hoca sapkınlığının, dünya gerçeklerini bilmeden ukala bir yorum olduğunu da bu toplantı sonrası kondisyon salonu ve diğer aerobik aletleri incelediğimizde anladım.
Bir oyuncunun güç olarak en ince detayına kadar ölçüldüğü, yapabilirlik kapasitesinin test edildiği, üzerine bindirilen yükü kaldırabilme kuvvet dinamiğinin bilinebildiğini anlatımlardan çıkardım.
Son gelecek aletlerle kurulan aerobik ortamın Türkiye'de bir ilk olduğunu da görmüş olmamız bize gerçekten güven verdi.
Takım olma yolunda çok maç trafiğinden kaynaklanan zamansızlığın verdiği sıkıntının dışında, Afrika uluslar kupasına giden oyuncular ve sakatlıkların mevkisel sıkıntı yaratması serzeniş noktasını oluşturuyordu. Son maçta takımın 119 km ile Türkiye rekoru kırması bilimsel çalışmanın faydasını göstermesi için yeterliydi.
Yalnız ortaya çıkan bu büyük enerjinin akılcı yönlendirilmesi, birlikte bir çaba üretmesi meseleleri de aşıldığında bu takım tam anlamıyla ses getirecek kanaati bende hasıl oldu.