Kimin listelerde yer alacağını bile bile aday adayı olup daha sonra listelerde yer verilmediği zaman "Partimin bir neferi olarak çalışmaya devam edeceğim" açıklaması rutin bir ifşaat.
Aslında binlerce aday "Partimin bir neferi olarak çalışmaya devam edeceğim" demek için aday.
O neferlik, iktidar yakalandığında bulunduğu görevin bir üstüne kendini yuvarlamak olarak tecelli ediyor çoğu zaman.
Liyakat, ehliyet önemli değil..
Önemli olan "Partimin bir neferi olarak çalışmaya devam edeceğim" deyip demediğin.
Dediysen ki istisnasız hepsi diyecek..
Bir yerde genel müdürlük, bir kurumda üst düzey yöneticilik, müsteşarlık veya il içindeki terfilendirmeler.
Hani Türkiye değişiyor diyorlar ya aldırmayın siz, değişen bir şey yok aslında.
Değişen koltuklardaki yüzler, imzacı kişiler.
"Partimin bir neferi olarak çalışmaya devam edeceğim" dediysen bulunduğun mevkinin gerisine düşme riskin sıfır. Terfi şansı ise mutlak.
Yalnız muhalefet partilerinden öyle devlette çalışanlar fazla adaylık düşünmez. Düşünenler ise seçim kaybedilmişse koltuklarını da seçimle beraber kaybederler.
Çünkü neferlik, elde kalmamıştır.
Doğaldır ki, onlar pek diyemez "Partimin bir neferi olarak çalışmaya devam edeceğim" diye. Hani emekli falansa, maddi durumu okkalıysa belki der.
Eğer üç kuruşu uç kuruşa eklemek gibi aşılmaz maddi enkazlar içindeyse, müdür olarak ayrıldığı kuruma alyansları düşmüş olarak döner.
Bakıyorsunuz İstanbul'dan kimi partilerde başvuru sayısı 1000'i buluyor. 80'lik kadroya bin talep. Bütün partileri toplarsak bu sayı belki de 5 bini bulur. Öyle ya seçime herhalde yirminin üstünde parti girecek. Kiminden 500, kiminden 250, kiminden 150 başvuru olacak. Adeta iş başvurusu yapan zavallıların 80 kişilik kadro için 80 bin rakamına varan sayıyla müracaat etmesi gibi bir şey.
Neyse herkes hesap peşinde.
Öyle şehir, bölge, devlet, millet menfaatleri söylemlerine fazla da aldanmayalım; istisnaları çıkarsak çoğu bu kavramların sosyolojik anlamlarını dahi bilmezler.
Bilirler, aday olmayı bilirler.
Bir de aday olduktan sonra istikametlerini bilirler.
Oysa Trabzon ölçeğinde iktidardan on, muhalefet partilerinden de yedi sekiz aday hakiki manada milletvekilliği potansiyeli ancak taşır.
Diğerleri için ise amaç "Ben de partiliyim ha" demektir.
Demenin yemesi var çünkü.
Kriter belli, nefersen kola, omuza rütbe gelir.
De ki gelsin rütbe, okunsun hutbe.