1 Kasım seçimlerinden AK Parti’nin tek başına iktidar çıkması  bir kenara, yüzde 50’ye dayanan  rekor desteğin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan - AK Parti cephesinde gözler, yeniden bu kez çok daha güçlü bir şekilde yeni Anayasa’ya çevrildi.
Bir başka anlamda ‘BAŞKANLIK SİSTEMİ..’
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni Anayasa’daki kilit isteği zaten bu..
Çünkü 1 Kasım’da hiç kimsenin tahmin etmeyeceği böylesine büyük bir oy desteği yakalamışken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Tam zamanı” diyerek sıcağı sıcağına başkanlık sisteminin de yer alacağı yeni Anayasa’yı hayata geçirmeye çalışacağı kesin..
Geçen dönem Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun kurulmasının ardından, özellikle CHP ve MHP’nin kırmızı çizgilerinde anlaşma sağlanamaması ve AK Parti’nin de başkanlık sistemi önerisinde bulunması üzerine görüşmeler tıkanmıştı.
Ama bu kez durum çok farklı..
Muhalefet tamamen kendi derdine düşmüş durumda..
TBMM’de çok daha güçlü bir AK Parti çoğunluğu var.
Referanduma götürmek için ramak var!..
317 milletvekili çıkaran AK Parti  dışarıdan 13 milletvekilinin desteğini alarak Anayasa değişikliğini referanduma götürebilecek..
Yani bu sayıya ulaşması halinde, başkanlık sistemini referanduma taşıyabilecek..
Zira Meclis’te 330 oy ile kabul edilen Anayasa değişiklikleri, referanduma götürülebiliyor.
367 milletvekili ve fazlasının oyunu alan Anayasa değişiklikleri ise yasalaşıyor.
Bence ikisi de sürpriz olmaz..
Bu konuda kulislerde konuşulan formüller ise şunlar:
317 vekili olan AK Parti, 59 vekili olan HDP’nin bazı taleplerini Anayasa değişikliği ile karşılarsa, başkanlık sistemi için destek alabilir.
Bu zor görünse de Anayasa değişikliğini halka taşımak için 13 milletvekili desteğini mutlaka arayacaktır.
Ve bu desteği de TBMM’de bulması sürpriz olmayacaktır.
AK Parti, diğer partilerden transferlerle de ‘sayı eksiğini’ kapatabilir.
Her şey mümkün.
O nedenle 63. hükümetin iş başına gelmesinin ardından gündeme gelecek ilk konunun yeni Anayasa, bir başka anlamda başkanlık sistemi olacağı bir gerçek!
Çünkü belirttiğim gibi  böylesine sandıktan büyük destek alındığı, muhalefetin silindiği bir ortamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sıcağı sıcağına bu yolu mutlaka denemek isteyecektir diye düşünüyorum..
Yani önümüzdeki süreçte yeni Anayasa gündeme acil şekilde gelecektir..
Yeni Anayasa’yı 13 destek ile referanduma götürmenin yanında, sürpriz desteklerle Meclis’te yeni Anayasa’nın hayata geçirilmesine de kimse şaşırmasın..
Türkiye’de yeni dönemin en önemli tartışma maddesi yeni Anayasa, bir başka anlamda ‘Başkanlık sistemi’ olacaktır..
Yüzde 49.4 gibi büyük destek sıcağı sıcağına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ‘Tam zamanı’ dedirtmektedir..
Aksini düşünmek Tayyip Erdoğan’ı tanımamaktır.



BAHÇELİ BİR ANKET YAPTIRSIN!..

MHP’nin çöküşünün tek nedeninin Genel Başkan Devlet Bahçeli olduğunu artık ülkücü tabanda bilmeyen, anlamayan kimse olmadığı gibi, bugün milletvekili seçilen veya seçilemeyen her MHP’li de görmektedir..
MHP tabanında ve tavanında bir anket yapılsa ve “MHP neden çöktü” sorusu sorulsa  “Yüzde 99 Devlet Bahçeli yüzünden” şeklinde cevap verileceğine kim itiraz edebilir!.
Bir düşünün..
Genel Başkanlık koltuğunda 20 yıla yakın oturan bir liderin yaptığı bütün kritik hamleler iktidar partisine yaramış, iktidar partisinin önünü açmış, iktidar partisi için can simidi olmuş.
Bu gerçeği kim inkar edebilir ki..
7 Haziran sonrasındaki süreç bunun ispatı..
Bu MHP için acı bir geçek..
Sayın Bahçeli tek adam olarak sürekli suçladığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a değil kendine bir baksın.
Bütün kararları tek başına almış..
7 Haziran akşamı daha seçim yeni bitmiş, kimse ile konuşmadan, kimse ile istişare etmeden  “Alayına hodri meydan” çekerek  “AK Pati-CHP-HDP hükümet kursun biz muhalefette kalalım. Olmazsa erken seçim”   derken kime sordu?
MHP’liler şaşkın şaşkın izledi..
Neydi acelesi..
Parti kurullarını hiçe saydı..
Örneğin..
Parti için önemli bir isim olan Meral Akşener’i neden aday göstermediği yönünde  kendisine yöneltilen soruya, milyonların gözü önünde “Ben böyle istedim. O hanımefendi dinlensin”  derken “Ben” ne demekti?
Sinan Oğan’ı partiden ihraç ederken de..
Görünen köy klavuz istemiyor.
Ülkücü harekette Bahçeli sendromu yüzünden o övünülen davaya sadakat kalmadı!..
7 Haziran öncesi  zaten Bahçeli sendromu vardı..
7 Haziran sonrası yaşanan gelişmelerle iş  “Yeter artık” noktasına geldi..
Sessiz bir isyan, sessiz bir haykırış, sessiz bir sadakatsizlik noktasına dönüştü.
Ve sandıkta çöküşe..
Bahçeli ile MHP bir dahaki seçimlerde baraj altında kalırsa kimse şaşırmasın.
Ve bu gidişle 1 Kasım’da olduğu gibi parti tabanından AK Parti’ye geçişler durmayacaktır. Birbirine benzeyen bu iki partiden AK Parti’ye kaymaların önüne geçilmesi bu yaklaşımlarla durdurulamayacak  gibi..
Hele hele AK Parti, 1 Kasım seçimlerinden önce teröre karşı mücadelede MHP’nin elinden aldığı, MHP tabanını okşayan ve ‘Ha işte böyle’ dedirten bütün argümanları devam ettirirse, MHP tabanının AK Partilileşmesine kimse şaşırmasın.
MHP’nin bu saatten sonra Bahçeli ile  toparlanması mümkün değil!.
Dedim ya..
MHP tabanı  hep sessiz çığlık attı.
Duyan olmadı..
Halen de öyle..



TRABZON TEŞKİLATI’NA DÜŞEN GÖREV!

Trabzon MHP’ye de bir çift sözüm var..
Trabzon’da yüzde 21’den yüzde 13’e 5 ayda düşüşün tek sebebi Bahçeli olamaz..
Kimse onun arkasına sığınmasın..
Koray Aydın gibi genel başkanlık hesabı yapan bir ismin seçilememesinin, böylesine 8 puanlık kaybın en önemli nedeni öncelikle Trabzon teşkilatlarıdır.
Yan gelip yattılar..
 “Az olsun bizim olsun” mantığını hiç aşamadılar.
AK Parti’nin son derece akıllı bir şekilde Trabzon’da MHP tabanına yönelik yaptığı bütün hamlelerine karşı “Bir şey olmaz. En azından bir banko” diyerek  seyirci kaldılar..
Meydan Parkı’na koydukları küçük bir aracın üzerindeki  led ekran ile bu işlerin olacağını zannettiler..
Ve Koray Aydın gibi tecrübeli bir isim, bu teşkilat yapısı ve de Bahçeli sendromu ile geliyorum diyen fırtınayı göremedi.
Kimse kusura bakmasın ama ben olsam 1 Kasım gecesi  toptan istifa ederdim!..
Hala bekliyorlar!.