Dün bu köşede sonnokta gazetesi olarak siz değerli okurlarımızla paylaştığımız Ayasofya Müzesi’nin camiye dönüştürülmesi haberimiz geniş yankı uyandırdı. Bizim burada yaptığımız öncü habercilikti.
Çünkü Kültür Bakanlığı,Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Diyanet İşleri Başkanlığı üçgeni arasında yapılan tahsislerle sonuç olarak imam kadrosunun da tahsis edilmesiyle Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılması resmen karara bağlanmış gözüküyor.
Tabii bu noktada kamuoyunda farklı sesler de ortaya çıkmış durumda. Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem’in ortaya koyduğu ‘Burası Fatih Sultan Mehmet tarafından vakfedilmiş ve camiye dönüştürülmüş bir mekan. Bunun da belgeleri zaten var’ söylemlerine karşı; ‘yok böyle belge ’diyenler de var.
Bu noktada dün bizleri arayıp Trabzon’un tarihi ve kültürü konusunda önemli araştırmaları olan yazar Veysel Usta’nın görüşlerini referans olarak gösterenler oldu.
Araştırdık Veysel Usta’nın kaleme aldığı ‘Ayasofya ne zaman cami oldu?’başlıklı uzun bir yazısını bulduk. O yazının sonuç bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum ..
***
Usta, o yazısında şöyle diyor..
1-Ayasofya Kilisesi, Fatih Sultan Mehmet’in 1461’de Trabzon’u fethederek Osmanlı egemenliği altına aldığı dönemde cami yapılmamış,yaklaşık yüz yıl sonra 1572-73 tarihinde dönemin padişahı III. Murad’ın izniyle camiye dönüştürülmüştür.
2-Buna bağlı olarak, bizzat Fatih tarafından camiye dönüştürülmemiş olan Ayasofya’nın doğal olarak Fatih’in emriyle kurulmuş olması muhtemel olan Fatih Sultan Mehmet Vakfı’nın tasarrufu altında olması mümkün olamaz.
3-Şayet Ayasofya Camii’nin, Fatih Sultan Mehmet Vakfı’nın tasarrufu altında olduğuna dair vakıf senedi veya belgesi varsa Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından bu belge bir an önce kamuoyu ile paylaşılarak belirsiz durum açıklığa kavuşturulmalıdır.
4-1958 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanlığınca Ayasofya Camii’indeki fresklerin açılması çalışmalarını yürütmek için İngiltere’nin Edinburg Üniversitesi akademisyenlerine verdikleri izin belgesinin hangi gerekçelerle verildiğini ve neleri içerdiğinin açıklanması gereklidir. Zira, ibadete açık bir caminin içindeki fresklerin üzerleri açılarak restore edilmesine izin verilmesi, freskli bir mekanda namaz kılınamayacağına göre, daha o tarihlerde Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesine karar verilip verilmediğinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
Usta’nın medyada çıkan görüşleri böyleydi.
***
Peki Vakıflar ne diyor?
Usta’nın bu analizini okuduktan sonra dün aylardır bu iş üzerinde çalışan, Ayasofya’nın cami olması için Genel Müdürlüğü ile sürekli istişare eden Vakıflar Bölge Müdürü Mazhar Yıldırımhan’ı aradık ve konuştuk.
Cevabı netti;
‘Ayasofya’nın tapu kaydı Fatih Sultan Mehmet Vakfı’nın üzerindedir ve camiidir. Kültür bakanlığının Ayasofya’nın müze fonksiyonunu ortadan kaldırıp Vakıflar Genel Müdürlüğüne tahsis etmesinden sonra biz de gereğini yaptık. Gereği de Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis etmekti.Çünkü camiden başka bir fonksiyonla kullanılamayacağı tapu kaydında var. Cami olmadığını hiç kimse iddia edemez. Ayrıca bizim Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak cami açmak gibi bir görevimiz de yok. Bu Diyanet İşlerinin görevi. O nedenle de tapu kaydı cami olan Ayasofya’yı Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis ettik.Artık yetki Diyanette.’
Peki Sayın Veysel Usta’nın görüşleri üzerinede yorumlar var. Siz bu yorumlara ne diyorsunuz? :
‘Ben Sayın Usta’nın bazı açıklamalarını okuyunca kendisiyle aylar önce görüşmüştüm. Kendisi Ayasofya’nın cami olmasına itiraz etmediğini söyledi. Bazı yazılanların kendi düşünceleri olmadığını da dile getirdi. Tekrar söylüyorum. Ayasofya’nın tapu kaydı Fatih Sultan Mehmet Vakfı üzerinedir ve camidir.O vakıf üzerine kayıtlıdır. Belgeleri de ortadadır. Görmek isteyen gelir bakar.’
Peki bundan sonra ne olur? Ayasofya ibadete açıldıktan sonra turizm’den kopar mı?
‘Asla öyle bir şey olmaz. Trabzon Ayasofya Camisi, İstanbul’daki Sultanahmet Camisi gibi fonksiyon üstlenecektir. Sultanahmet’te ibadet yapılırken her gün yüzlerce, binlerce turist ziyaret etmiyor mu?Ediyor. O nedenle sorun yok’
İşte Yıldırımhan böyle diyor.