1999 genel ve yerel seçimleriyle ülkenin ikinci büyük partisi olarak TBMM’ye giren MHP Lideri Dr. Devlet Bahçeli, başka alternatifler var iken koltuk sevdasına kapılmadan önce başbakanlığı, ardından sırası olmasına rağmen Cumhurbaşkanlığını elinin tersiyle itti.
 1. parti DSP ve 3. parti ANAP’ı yanına alarak ANASOL-M hüküme-tini kurdu.
Bülent Ecevit’in rahatsızlığı ile ülkenin krizden krize girmesi, demokrasi dışı yöntemlerin zorlanması üzerine Dr. Bahçeli 3 Kasım 2002’de AK Parti’nin büyük bir çoğunlukla iktidara gelmesini sağladı.
 MHP TBMM dışında kaldı.
Beceripte bir cumhurbaşkanını seçemediğinizi ve seçemeyeceğinizi  gördü.
2007 genel seçimleriyle tekrar TBMM’ye girip Cumhurbaşkanı     Abdullah Gül’ün seçilmesini sağladı. Önce çarşı pazar el ele gezilen Suriye Devlet Başkanı Esad ile kavgaya     tutuştuğumuzu görünce, Suriye’ye asker gönderme tezkeresine anında destek de verdi.
Okyanus ötesine selamlar gönderildiği  Türkçe olimpiyatlarının devlet törenine çevrildiği dönemlerde bitsin bu hasret başlasın vuslat denirken o ‘Bu ülkenin içişlerine karışma’  diye Gülen’e ilk çıkışı  yaptı.
Karşısında farklı ülkücüler diye bir çete oluşturuldu. MHP’nin tüm genel başkan yardımcılarının yatak odalarına kadar girildi ‘Oyun var’ denildi.
Dinleyen olmadı.
Şimdi  ‘Paralel örgüt’ deniyor,  Fetullah Hoca kırmızı bültenle aranıyor.
 Bir açılım politikası icat edildi.
 “Böyle bir açılım olmaz Güneydoğu’da askeri kışlasına, polisi karakoluna hapsettiniz, taşları bağladınız köpekleri serbest bıraktınız” dedi.
Şimdi de “Biz açılımı buzdolabına koyduk” deniyor. O “Dolabın fişini çekin çürüsün, çürüsün” derken başbakan Davutoğlu bu kadar şehit ve gaziden sonra askere ve polise “Siyasi irade arkanızda” diyor..
13 yılın sonunda vatandaş 7 Haziran genel seçimleriyle AK Parti’yi %40’lara çekti, karşısında CHP, MHP ve HDP’den oluşan %60’lık bir blok oluştu.
Ne olacak denilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan  Deniz Baykal’ı Beştepe’ye davet etti. Akıllar karıştı. “Ben kaçak saraya gelmem” deyince görüşme Dışişleri konutuna alındı.
Anında devreye giren Dr. Bahçeli  “Ben blok mlok tanımam” dedi elinin tersiyle itip % 60’lık bloğu yıkıp geçti. TBMM Başkanlığı’nı AK Parti’ye altın tepsiyle sundu.
Sonra da çıkıp Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Hesap vereceksin” dedi.
Erdoğan adeta “Evlat verilmez, verilirse sen Tuğrul Türkeş’i ver de genel seçime gidelim” dedi.
Ne oldu?
Verdi de!..
Tuğrul Türkeş AK Parti’ye gitti.
Sonra ne oldu?
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve TBMM Başkanı İsmet Yılmaz Anayasa gereği bir araya gelip erken seçim kararını verdi.
‘Hayır’ derken bütün yolları o açtı..
Şimdi ülke erken seçime gidiyor..
Kardeşim daha ne yapsın Dr. Bahçeli?
Her dediğinize, her getirdiğinize EVET demekten bıktı..
Sonunda ‘HAYIR’ demek zorunda kaldı.
Belki  HAYIR da HAYIR vardır!   
Bekleyip görelim 1 Kasım’da sandıkta ne olacağını!
Fırtına öncesi sessizlik rüzgarı esiyor biline!..
Bakalım fırtına kimi veya kimleri vuracak!..
1 Kasım’ın faturası siyaseten ya iktidar ya da muhalefet açısından ağır olacak!
Birileri fena yanacak!..