Vaktiyle bir Amerikan kasabasındaki bir bankaya, kovboyun biri gelip bir çek bozdurmak istemiş. Veznedar başlamış sormaya:
- Doğum yerin, sürekli oturduğun adres, kimlik kartın, kefil göstereceğin kişiler vs...
Kovboy:
- Buraya bak veznedar, demiş; sen daha önce bu kasabada yargıç olarak adam asarken bile, bu kadar belge aramazdın... Ne oldu sana?
Veznedar:
- Ee, demiş; burada giden bizim para. Şayet giden senin hayatın olsa, yine üstünde o kadar durmazdık...

***

Burak Yılmaz...
Trabzonspor’a nerelerden geldiği, Trabzonspor’un onu nerelere taşıdığı herkes tarafından ezbere bilinir..
Emenike’nin de Fenerbahçe’ye Karabük’ten hangi şartlarda, nasıl geldiği-getirildiği cümle alem tarafından bilinir.
Karabük-Fenerbahçe karşılaşmasında Emenike, eski takımı Karabük’e beraberlik golünü atar, hiç ama hiç sevinmez..
Ya Burak Yılmaz?
Trabzonspor’un eski futbolcusu Trabzonspor’a gol attığında yaşadığı sevinç, verdiği tepki akla zarar! Bilmeyen de Burak Yılmaz’ın Trabzonspor’la bir alıp veremediğinin olduğunu düşünür.
İnsan düşünmeden edemiyor:
Trabzonspor’un suçu ne?
Tamam, profesyonelsin, taşıdığın formanın, aldığın paranın hakkını vermelisin. İyi de kardeşim, birilerine nispet yaparcasına sevinmek, bu kadar abartmak neyin nesi? İnsanın, geçmişine, onu bir yerlere taşıyan takıma ve taraftarına azıcık saygısı olur! Nedir bu tepki?

***

Konu açılmışken bir genelleme yapalım. Başka ifadeyle geçmişe göz atalım.
Başkaları, başka takıma verdiği futbolcuları kendi maçlarında oynatılmasına izin vermez iken, Trabzonspor’dan giden futbolcular, Bordo-Mavili takıma karşı hem takır takır oynuyor, hem de şakır şakır gol atıyor..
Sorarım:
Oynadığı takımda, ayrıldığı takım şampiyonluğa giderken ya da o takım iddialı durumda iken kaç oyuncu eski takımına gol atmıştır? Düşünüp zaman harcamayın; cevap Trabzonspor’dan giden oyunculardır!
Trabzonspor’dan ama öyle, ama böyle ayrılan-gönderilen her futbolcu Trabzonspor’a karşı dişini canına takarak oynar.. Diğer takımlardakiler de tabir caizse yan gelip yatarlar...

***

Colman, Galatasaray maçında kırmızı kart görerek takımını bir kişi eksik bıraktı.
Çoğunluk Arjantinli oyuncuyu eleştiri yağmuruna tutarak, hakem Fırat Aydınus’u adeta şemsiyenin altına alıp eleştiri yağmurundan korur gibi bir tavır sergilendi.
Sapla samanın karıştırıldığı yer burası işte.
Vatandaş, Colman’ın her yıl aynı aylarda Noel tatili için ülkesine kaçmak istediğini düşünüyor, söylüyor fakat Fırat Aydınus’un Mustafa Yumlu’yu Avni Aker’de Sivas maçında oyundan nasıl ihraç ettiğini aklına getirmiyor.
Futbolcu psikolojisinin “P” sini bilmeyenler, Galatasaraylı oyuncuların Colman’ı nasıl tahrik ettiklerinden hiç ama hiç bahsetmiyorlar. Rakip yapınca hakem “es” geçecek, Colman yapınca “cart” diye kart gösterecek. Trabzonspor’da rakip oyuncuları tırmalayan, rakibe taktik kasti faul yapacak tek oyuncu Colman olduğu içindir tüm bunlar. Mustafa Yumlu’yu gözüne kestiren Colman’ı mı es geçecek? Ayrıca sonuç ortada; Galatasaray-Trabzonspor maçında, Galatasaraylı oyuncuların yaptığı faul sayısı 32, Trabzonspor’un ise 7 ya da 8.
Sonuç: Galatasaray 2 sarı, Trabzonspor 2 sarı, 1 kırmızı. El insaf!

***

Bu hafta dikkatimizi çeken bir başka konu; Bursaspor-Kayseri Erciyes maçı...
Duymuşsunuzdur Erciyes’in yeni hocası Hikmet Karaman. Biliyorsunuz, Hikmet hoca sezon başı Bursaspor’un başında idi. “Ne var bunda?” demeyin, hiçbir şeyin tesadüf olmadığını anlatmaya, Spor Toto Süper Ligi’n birkaç hocanın etrafında döndüğünü ispat etmeye çalışacağım.
Aynı Hikmet Karaman geçtiğimiz yıl Trabzonspor-Gaziantep maçından sonra istifa etmiş, Bursaspor’la anlaşmıştı. Ve o hafta Bursa-Gaziantep maçı var. Karaman, yeni takımı Bursaspor ile ilk maçında eski takımı Gaziantep’in karşısına çıkmıştı. İlginçtir, bu hafta da yeni takımı Erciyesspor’la ilk maçını eski takımı Bursaspor’a karşı oynadı.

***

Uzatmayalım...
Evet, bazı şeylerin üstünde o kadar durmayacağız ama işin içinde Trabzonspor ve Türk futbolu olunca...