Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın Türkiye'ye geleceği netleştiğine göre bu gelişin hikmetiyle külfetini masaya yatırmak gerekir.
Bizi önce çuvala koyan müttefik ABD, şimdi de bidona sıkıştırmak isteyebilir. Çok ince bir siyasi atraksiyonla bu kez kaybeden olmamalıyız.
Biden'a Suriye sınırlarında şekillenen Kürt devletine ölümüne izin vermeyeceğimiz çok net ifade edilmeli, hatta bunun için müttefiklik sınırlarının riske edilmesi noktasına kadar geldiğimiz anlatılmalıdır.
Türkiye kararlı ve yararlı bir görüşme ile şimdiye dek eksi yazan ilişkileri pozitif bir kanala akıtmak mecburiyetindedir. Günahım kadar sevmesem de İsrail'le kesilen münasebetleri yeniden ihya etmek, Suriye politikalarımızda işimize çok yarayabilir. Devletlerin ebedi düşmanları değil çıkarları vardır gerçeğini gözardı ederek bir yerlere varmamız mümkün değil.
Hatta inadı bırakıp yine Mısır'la hemen eski kıvamına gelmesi mümkün olmasa da ticari, askeri işbirliği içine girmemiz bu sıkışıklığımızın aşılmasında bize kapı aralayabilir.
Türkiye Biden'a Kürt kartını artık terk etmelerini de açıkça söylemelidir. Bunun karşılığında onların ebedi müttefiki İsrail'le münasebet kurulacağı taahüt edilerek bir takasa girilmesi akıllıca bir tavır olsa gerek.
Eğer bu başarılamazsa, yine Biden tarafından bidona düşürülürsek dönüşü olmayan bir yola gireriz ki Allah esirgesin.
Şunu herkes bilsin ki ABD çıkarları neyi gerektirirse onu yapar. Hatta umut verip beslediği insanları da bir çırpıda sokağa terk eder. Önceden Kürtleri okşayıp bıraktığı gibi yeniden bırakabilir. İşte Türkiye bunu temin etmelidir.
ABD Başkan Yardımcısı Biden, 23 Ocak'taki Türkiye ziyaretinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edileceği ve ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu ile bir araya geleceği biliniyor.
İşte bu görüşmeler ekseninde şu an hendek siyaseti yürüten bölücü zihniyetin de yolları kapatılabilir. Biden’in 'Türkiye haklı bir mücadele yürütüyor' açıklaması hem Avrupa siyasetine hem de utopik umutlara kapılmış bölücü çevrelere iyi bir hendek olur. Türkiye dünyanın siyasi iklimini iyi okuma mecburiyetiyle müçehhezdir. Bu konularda geçmişte yaptığı hataları asla yapmamalı, kararlı, ödünsüz, bir o kadar da vizyonlu bir yola evrilerek ham hayallere düçar olan şeref inkıtası yaşayan malum çevrelere de demir yumruğunu indirmelidir.
Türk olmak akıllı olmak demektir. Zaten küçük akıllarla böyle badireli bir coğrafyada böylesine uzun ömür sürmek mümkün olmazdı. Demek ki zemini sağlam bir akıl taşıyoruz. Sadece onu dumura uğratmadan daim kılmakla mükellefiz. Top tabii ki hükümetimizde..