ÇABUK FUTBOL DERSİ

Trabzonspor, Ferencvaros’a iki maçta da yenilerek UEFA Avrupa Ligi’ne veda etti. Trabzon’daki 1-0’lık mağlubiyetin ardından Budapeşte’de gelen 4-0’lık sonuç, eşleşmenin toplam skorunu 5-0’a taşıdı. Bu tabloyu yalnızca “kötü bir gece” diyerek açıklamak mümkün değil. Trabzonspor bu turu son maçta değil; kadro planlamasında, ilk karşılaşmada ve rövanşın oyun kurgusunda kaybetti.

Bordo-Mavili takım Budapeşte’ye bir golün dezavantajıyla gitmişti. Dolayısıyla ihtiyaç duyulan kontrolsüz bir hücum değil, sabırlı ama tehditkar bir oyundu. Ancak Trabzonspor ne rakibini geriye itecek baskıyı kurabildi ne de Salah ile Onuachu’yu doğru bölgelerde topla buluşturabildi.

Salah yine sağ çizgide top bekledi. Onuachu ceza sahasında yalnız kaldı. Muçi iki oyuncu arasındaki bağlantıyı kurmaya çalıştı ama Trabzonspor’un orta sahası oyunu rakip yarı alana taşıyamayınca hücum hattı birbirinden koptu. Malinovskyi’nin pas kalitesi yetmedi, zaten takımını eksik bıraktı. Melih’in gayreti ise merkezdeki güç ve tempo sorununu tek başına çözemedi.

Ferencvaros’un yaptığı ise çok karmaşık değildi. Alanı daralttı, Trabzonspor’u kenarlara yönlendirdi, çabuk pas yaptı ve topu kazandığında hızlı çıktı. Kendi güçlü taraflarını oynarken Trabzonspor’un zayıflıklarını da sürekli hedef aldı. İlk maçta bunun uyarısını vermişti. Rövanşta faturayı büyüttü.

Maçın henüz 19. dakikasında gelen gol, Trabzonspor’un bütün planını sarstı. Artık tur için en az üç gol gerekiyordu. Fakat bordo-mavili takımın buna verebildiği cevap daha fazla pozisyon, daha yüksek tempo ya da daha güçlü bir baskı olmadı. Devre arasında yapılan değişiklikler aslında başlangıç planının işlemediğinin kabulüydü.

Tur için gole ihtiyaç duyulan bir gecede santrforun devreden çıkarılması, takımın hücum planının ne kadar dağıldığını gösterdi. Trabzonspor ikinci yarıya yeni oyuncularla başladı ama yeni bir oyunla başlayamadı.

Cabral’ın ikinci sarı karttan oyundan atılmasıyla karşılaşma tamamen koptu. Eksiklerin çokluğu, UEFA listesine yazılamayan oyuncular ve daralan rotasyon elbette önemliydi. Ancak bütün bunlar iki maç boyunca Ferencvaros’a gol atamamanın tek açıklaması olamaz.

Asıl mesele; Trabzonspor önemli bireysel kaliteye sahip olabilir ama henüz bu kaliteden bir takım çıkarabilmiş değil. Salah’ın varlığı tek başına hücum planı değildir. Onuachu’yu ceza sahasında bekletmek oyun kurmak anlamına gelmez. Muçi’den her topu taşımasını istemek merkez organizasyonunu taşımaz. Yıldız transferler ancak onları doğru bölgelerde buluşturabilecek kolektif bir yapı varsa fark yaratır. “Fatih Tekke’nin de yönetimin de bu elenmeden çıkarması gereken ders budur.” Diyecektik ki, Tekke istifa ettiğini açıkladı. İstifanın tamamen bu skorla ilgili olduğuna inanmıyoruz.

Trabzonspor’un ihtiyacı yalnızca yeni oyuncular değil; mevcutların özelliklerini birbirine bağlayacak net bir oyun düzenidir. Avrupa’da bireysel isimler değil, organizasyon kazanır.

Ferencvaros çok daha pahalı bir takım olduğu için değil; ne oynayacağını daha iyi bildiği için turu aldı. Trabzonspor ise UEFA Avrupa Ligi’nden Konferans Ligi’ne inerken yalnızca gelir ve prestij kaybetmedi. Sezon başında kurmaya çalıştığı büyük hikayenin ilk ciddi sınavını geçemedi.

Budapeşte’de kaybedilen sadece bir maç ya da bir Avrupa Ligi bileti değildir. Trabzonspor, büyük hedeflerle mevcut oyun gücü arasındaki mesafeyi gördü. Şimdi yapılması gereken bu gerçeği transfer manşetlerinin arkasına saklamak değil, doğru okumaktır.