TEKKE’YE YAKIŞMADI
Fatih Tekke’nin Trabzonspor’un başına geldiği ilk günden itibaren, bu kulübün artık kendi içinden çıkardığı evladına güvenmesi ve şartlar ne olursa olsun onunla uzun soluklu bir yol yürümesi gerektiğini savunanlardan biriydim. Bunun da çok basit bir sebebi vardı. Tekke, Trabzonspor’un yabancısı değildi. Bu kulübün formasını terletmiş, kaptanlığını yapmış, tribünün ne istediğini, şehrin neye kızdığını, kulübün harcanan bir lirasının bile Trabzonspor için ne ifade ettiğini bilen bir isimdi.
Fatih Hoca geçen sezon bunun karşılığını önemli ölçüde verdi. Dar bir kadroyla ortaya konulan mücadele, lig üçüncülüğü, Ziraat Türkiye Kupası’nda gelinen nokta ve özellikle İstanbul takımları karşısındaki direnç Fatih Tekke’nin hanesine yazılan artılardı.
Bu sezon ise bambaşka bir hikâye başladı. Giden oyuncular, gelen yıldızlar, değişen kadro yapısı ister istemez takımın hem iskeletinde hem de ruhunda bazı kırılmalar meydana getirdi. Üstelik önümüzde 4,5 yıllık olduğu söylenen bir yapılanma projesi varsa, bu yolun her kilometresinin dümdüz olmasını beklemek zaten gerçekçi değildir. Bazen takım tökezler, bazen hesaplar tutmaz, bazen de hiç beklemediğiniz bir gecede ağır bir mağlubiyet yaşarsınız.
Macaristan temsilcisi karşısında ortaya konulan kötü futbolu ve 4-0’lık sonucu savunacak değilim. Trabzonspor adına kabul edilmesi son derece güç bir tabloydu. Fakat şunu kabul etmek gerekir ki, futbolun içerisinde böyle geceler de vardır. Büyük takımların büyüklüğü hiç yenilmemelerinde değil, böyle gecelerin ardından nasıl ayağa kalktıklarında, dik duruşlarında ortaya çıkar.
Benim Fatih Tekke’ye itirazım tam da burada başlıyor.
Bir teknik direktör, özellikle de önünde uzun vadeli bir proje bulunan teknik direktör, ağır bir mağlubiyetin ardından istifa mektubunu cebinden çıkarıp masanın üzerine bırakıyorsa bu durum gelecek adına başka bir soru işareti oluşturur. Üstelik birkaç gün öncesinden kadronun teknik direktör kovdurabilecek bir yapıya sahip olduğundan söz edilmesi ve ardından istifa iradesinin ortaya çıkması, insana bunun yalnızca 90 dakikanın duygusuyla verilmiş bir karar olmadığını düşündürüyor.
İşte bunu Fatih Tekke’ye yakıştıramadım.
Fatih Tekke’nin Trabzonsporluluğunu tartışmaya açmanın anlamsızlığını herkes biliyor. Fakat tam da bu nedenle ondan beklenen, ilk büyük sarsıntıda kapıya yönelmek değil, o kapının önünde durup sorumluluğu üstlenmektir.
İstifa bazen onurlu bir davranış olarak görülebilir. Ancak mesele Trabzonspor olduğunda kararların yalnızca kişisel onur üzerinden değil, kulübün kârı ve zararı üzerinden de değerlendirilmesi gerekir. Bugün Fatih Tekke’nin gidişinin Trabzonspor’a ne kazandıracağını ciddi biçimde düşünmek gerekiyor. Yeni teknik direktör arayışı, yeni sistem, yeni kadro değerlendirmesi, yeni uyum süreci... Kulüp daha yolun başındayken yeniden başlangıç noktasına dönecek.
Bunun adı yüzsüzlük ya da koltuğa yapışmak değildir. Bazen kalmak ve eleştirileri göğüslemek, gitmekten çok daha büyük sorumluluk ister.
Fatih Tekke bugün kendisinde teknik, taktik, fiziksel hazırlık ya da kadro yönetimi açısından bir eksiklik görüyorsa bunun cevabı istifa değildir. Çalışır, öğrenir, ekibini güçlendirir, donanımını artırır ve eksiklerini giderir. Teknik direktörlük de futbolculuk gibi gelişen bir meslektir.
Bugün Trabzonspor için en doğru teknik direktör hâlâ Fatih Tekke’dir. Çünkü bu kadroyu, bu yapılanmanın içinde o var ve en önemlisi bu şehrin yükünün ne anlama geldiğini o biliyor. Tekke görevdeyken Trabzonspor’un hoca araması da başka bir teknik adamın bu kulübün kapısından içeri girmesi de bana göre doğru olmaz.
O nedenle Fatih Tekke’ye düşen, gitmek için gerekçe aramak değil, kalmak için direnmek olmalıdır.
Fatih Hocam, futbolculuğunu, kaptanlığını, şimdi teknik direktörlüğünü yaptığın kulüp sıradan bir işveren değildir. Burası Trabzonspor’dur. Bu şehir sana formasını, kaptanlık pazubandını, sevgisini ve bugün de kulübesini teslim etti.
Böyle zamanlarda elini taşın altına koymak yetmez. Gerekirse bütün gövdeni koyacaksın.
Çünkü Trabzonspor’un evladı olmak güzel günlerde söylenen bir aidiyet cümlesi değil, en ağır gecede bile o kapıdan çıkmamayı gerektiren bir sorumluluktur.
İşte bu yüzden Fatih Tekke’nin istifayı düşünmesini değil, Trabzonspor için kalmakta ısrar etmesini, ortaya irade koymasını beklerdim.
Gitmek kolaydır Fatih Hocam. Sana yakışan, kalıp bu takımı yeniden ayağa kaldırmaktır.