Yeni şeyler söylemek lazım" diyerek Atatürk'ün resmini indirip kenara koyan milletvekilinin kim olduğu bilgisi yine CHP çevrelerinde alçak sesle dillendirilse de isim vermeye sıra geldiğinde ağızları bıçak açmıyor.
Atatürk gibi dünya liderini içine sindiremememiş bir vekil, hangi ilin payesini taşırsa taşısın o topraklar için kahrolunacak bir durum.
Dinci kesimin, bölücü aymazların Atatürk'e laf ettiklerini duyardık da böylesine ilk kez şahit olduk. Böyle bir olayın varlığı konusunda olaya tanıklık eden 12 vekilden bahsedildi. Mevzu gazetelere, internet sitelerine ve haber programlarına konu oldu. Böyle bir hadisenin vaki olduğunda şüphe yok da fail kimdir diye CHP bir açıklama yapmayınca kulislerde haklı haksız isimler dolaşıyor.
Çıkışlarını beğendiğim, halkın sorunlarını Meclis'te dillendirmesiyle çokça övdüğüm Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’e konuyu sorduğumda, “Böyle bir olayı duydum, isim konusunda kimseyi rencide etmek istemiyorum. Parti gereken açıklamayı yakında yapar sanırım” diyerek pek de renk vermek istemedi.
Aslında CHP'de bu noktaya bir günde gelinmedi, bu bir sürecin son pespayeliği.. Baykal'la başlayan milli unsurların partiden tasfiyesi sürecinin partiyi taşıdığı aşamanın ulaştığı merhale.
Partinin yetkili kurullarından tek tek uzaklaştırılan ulusal bilinci kavi insanların yerini bu toprakları arazi parçası görenlerin alması böylesine bir sonuca evrilir diye hiç düşünmezdik.
Gelinen noktada müphemler artık aydınlığa kavuşuyor. Atatürk'ün fikirlerinin bir tezahürü olan CHP, bugünkü yönetimiyle iktidara gelememenin sorumlusu olarak Büyük Önder'i gerekçe gösterirse kimse şaşırmasın. Emareler bu istikameti işaret ediyor. Çünkü CHP'nin Genel Başkanı ortaya Gandi Kemal sonra Halkçı Kemal sonra da Dersimli Kemal olarak çıkması da alelade sözler olmasa gerek. Bir insan kendini nasıl takdim ediyorsa odur.
Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen'in kazanılmış PM hakkını iç eden, yerine milli duyarlılık konusunda 'amnezi' yaşayanların doldurulması bence 'yeni şeyler söylemek gerek' açılımının altının doldurulduğu resmi tamamlıyor.
CHP eğer bölücü zihniyetin fikirlerinin yoğunca yaşandığı bir alana doğru koşmaya devam ederse bence varlığını küçülten, kültürünü süngerleyen bir kulvara girmiş demektir.
Kişiler bir partinin niyetini gösterir. Beşir Atalay AK Parti'de etkinken bu partinin bölücü alt yapıya yakın durduğunu anlamak için alleme olmaya gerek yoktu. Şimdi CHP'de bir Sezgin Tanrıkulu CHP'nin vazgeçilmezi olmuşsa partinin hangi alt yapılarla flörtte olduğunu anlamak için de kahin olmaya hacet yok.
"Yeni şeyler söylemek gerek" aslında yukarıda da belirttiğim gibi bir açılımdır. Açılıma yeltenen AK Parti 7 Haziran'da iktidarı kaybetti. Açılımı terk ederek 3 Kasım'da tekrar nasıl dümene geçti. İşte burasını irdelemesi gereken bir CHP, bunun yerine Munzur Dağları'nın hınzırlıklarına teslim olmaya doğru bir seyirtme içinde..
Allah akıl, fikir, izan ve ihsan verir inşallah..