Özgür Özel’in “dağılmamak üzere toplanırız” çıkışı, iktidara verilmiş sıradan bir mesajın çok ötesindedir; ülkede uzun süredir sistematik biçimde beslenen tehlikeli bir yanılgıyı kökünden sarsan net bir direniştir.

Asıl sorun tam da burada düğümlenmektedir çünkü siyasal iktidar, devleti kendi varlığıyla özdeşleştiren bir dil inşa ederek yönetime itiraz eden herkesi “devlet düşmanı” konsepti içine çekmektedir. Sandık sorgulansa “darbe”, protesto edilse “kaos”, hak talep edilse “tehdit” yaftası vurulmaktadır. Oysa bu kurgu gerçeği örtmektedir ve güvenlik güçleri siyasetin tarafı değildir. Güvenlik güçleri doğrudan milletin kurumudur. Özgür Özel’in hamlesi, bu korku siyasetini paramparça ederek hukuku, kamu düzenini ve meşru toplumsal iradeyi gür bir sesle savunmaktadır.

Bu duruş, Yeni Parti gibi ülkenin geleceğini yeniden kurma iddiasındaki odakların, demokrasinin sınırları daraltıldığında halkıyla omuz omuza duran yeni siyasi çizgisinin habercisidir. Yönetim açısından en büyük huzursuzluk kaynağı da budur. Çünkü bugüne kadar her gerilimde “nasıl olsa dağılırlar” varsayımlarına sığınılmıştır. “Dağılmamak üzere toplanırız” beyanı ise hukukun sınırları içinde kalan barışçıl iradenin karşısında hiçbir kurumun iktidar adına konumlanamayacağını gösteren tarihi bir eşiktir.

Yirmi dört yıllık iktidarın “Kamuoyu ikna olmuyor” itirafı, merkezî tek sesli siyasetin tıkanma noktasıdır. Saray’dan kurgulanan ve faturayla boğuşan emeklinin ya da pazardaki yurttaşın gerçekliğiyle uyuşmayan söylemler toplumda karşılık bulmamaktadır.

Yeni strateji kapsamında ekrana sürülen yirmi AKP milletvekili bir sahaya inme hamlesi değil, asgari ücretin ve enflasyonun savunulamadığı ekran arkası bir barikatıdır.

Çıkan yüzler değişse de “dış güçler”, “beka” ve “kaos” gibi ezberlenen kalıplar aynı kalmaktadır.

Toplumun defalarca seyrettiği bu filmler iktidarın gündem belirleme yeteneğini yitirdiğini göstermektedir.

Hikâye bittiğinde figür sayısını artırmak veya inandırıcılık kaybolduğunda ekranlara sığınmak gerçeği değiştirmemektedir. Pazardaki etiketle yüzleşen her iktidar sözcüsü yorgunluğu tescillemekte, bu tablo ise Yeni Parti gibi dinamik yapılara geniş bir alan açmaktadır.