Kahpece arkadan kurşunlanarak  şehit edildi 3 vatan evladı daha..
Yine Türk milleti olarak yüreğimiz yandı..
Bu  vatanın  şehit düşen evlatlarına kayıtsız kalması mümkün mü?
Şehitlerimizin arasında kanı kıpır kaynayan biri de Artvinli jandarma  er Ramazan Köse'ydi.
Bir yiğit Karadeniz delikanlısı daha şehitler mertebesine ulaştı!..
Ana ocağına yine acı düştü..
Artvin'de dün muhteşem bir törenle son yolculuğuna uğurlanırken gözyaşları sel olup aktı...
Böyle tabloda söylenecek çok ama çok söz var!..
Geçtiğimiz yıllarda  Karadenizli şehitler üzerine bir ulusal gazeteye ‘İDOL’ firması tarafından  bir ilan verilmişti.                            
Bu vatanın çimentosu olan  Karadeniz insanının sesi olarak, tepkimizi en iyi şekilde ortaya koyabilecek ifadeler, derin bir haykırıştan öte çok anlamlı mesajlarla dolu..
Bakın ne diyor..

***

Çırpınıp durmaz Karadeniz,
Bakarak Mehmetçiğinin kanına...
Dualarla uğurlanmışlardı evlerinden...
Doğdukları toprakları, düşmandan korumak için...
Yaşları küçük, yürekleri büyük vatan evlatlarıydı onlar...
Bayraklarının altında,
Cesurca vatanlarını beklerken,
Yine, kahpece vuruldular.
Onların kanını akıtacak cesareti kendilerinde bulanlar,
Bilmiyorlar ki bu ülkenin bir de Karadeniz’i var.
Önce rüzgarıyla eserek uyarır ve durur,
Sonra dev dalgalar haline gelir, bayrağına göz dikenleri vurur.
Sadece bir deniz değildir
Karadeniz...
Annedir, babadır, kardeştir...
Vatandır, millettir, bayraktır..
Asla kalleş değildir.
Karşısında duranın, yüzüne doğru gelir dev dalgaları...
O dev dalgalarıyla da yok eder,
Mehmetçiğinin kanını akıtanları.

***


Söz konusu Artvinli şehidimiz olunca..
Artvin’in büyük kahramanlarından General Ali Rıza Paşa nasıl aklımıza düşmez!..
Ahıska Atabekleri sülâlesinin Artvin koluna mensup çok değerli bir şahsiyet de, Mehmet Medet Beyin oğlu
Ali Rıza Paşa’dır.
1854 yılında Artvin’in Vezirköyü’nde dünyaya geldi.
Paşanın Millî Nevsal’de çıkan biyografisinde kendisinden Gürcistan’ın en asîl bir ailesine mensup olduğu belirtilerek, yaptığı görevlerle vatanseverliği ve yiğitliğinin üzerinde bilhassa durulmuştur.
Erzurum Askerî Lisesi’nden sonra İstanbul’da Harp Okulu’ndan Topçu Üsteğmeni olarak mezun oldu. Bir süre
Almanya’da eğitim gördü. Yurda döndükten sonra Harp Okulu’nda topçu öğretmeni olarak görev yaptı. 1896 yılında başlayan Türk-Yunan savaşına katıldı. Harbiye ve Bahriye nazırlıkları görevinde bulundu.
Bu görevi sırasında 31 Mart Olayı meydana geldi. İsyancıların hakaretine maruz kaldı. Balkan Savaşı’nda
Çatalca komutanlığı göreviyle başkent İstanbul’un ön savunmasına katıldı.
Mondros Mütarekesi’nden sonra Damat Ferid Paşa’ya, “Top da vardı, tüfek de.. Niçin harp etmediniz de mütareke yaptınız?” diyerek tepkisini ortaya koydu. 22 Temmuz 1920′de Yıldız Sarayı’nda toplanan Saltanat
Şûrâsı’nda Sevr Antlaşması için yapılan görüşmelerde red oyu kullanarak Padişaha  karşı çıkan tek kişi oldu.
1921 yılında vefât etmesi üzerine Mustafa Kemal Paşa, Paşa’nın yegâne oğlu Fazıl Rıza Atabek’e şu telgrafı çekmişti;
“Vatanımız, babanızın umduğu gibi kurtulur da hepimiz halâs buluruz. Taziyetler, gözlerinizden öperim.
Mustafa Kemal..
İşte Artvinli  General Ali Rıza Paşa'dan.,.
Dün son yolculuğuna uğurladığımız Artvinli jandarma er Ramazan Köse’ye..
Yiğitlik aynı yiğitlik, şeref ise zaten baki..
Söylenecek tek söz var;
Çırpınır durmaz Karadeniz..