Son günlerde FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar'ın milletvekili maaşıyla ilgili yaptığı açıklamalar kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bayraktar'ın, "Milletvekili maaşı o kadar düşük ki biraz birikimimiz var, biraz da oradan buradan gelirimiz var. Yoksa bu paralara yapılacak iş değil milletvekilliği" sözleri, özellikle geçim mücadelesi veren milyonlarca vatandaşın dikkatini çekti.

Ancak tartışmanın özü maaş değildir.

Asıl mesele, yıllardır Karadeniz insanının alın teri olan fındığın ve fındık üreticisinin bugün geldiği noktadır.

Bir zamanlar fındık, Karadeniz'de sadece bir tarım ürünü değildi. Kızların çeyiziydi, gençlerin evlilik güvencesiydi, yapılacak evin temeliydi, okutulacak çocuğun geleceğiydi. Üretici için fındık, her zaman güvenli bir liman anlamına geliyordu.

Bugün ise aynı üretici için fındık adeta korkulu bir rüyaya dönüşmüş durumda.

Eskiden Ağustos ayı heyecanla beklenirdi. Bahçeden gelecek ürünün hesabı yapılır, aile bütçesi ona göre şekillendirilirdi. Şimdi ise üretici Ağustos ayı yaklaşırken kazancını değil, zararını hesaplıyor. "Bu sezonu ne kadar kayıpla kapatacağız?" sorusu, Karadeniz'in birçok köyünde ortak endişe haline gelmiş durumda.

İşte tam da böyle bir dönemde, üreticiyi temsil eden makamların maaş yetersizliğinden yakınması ister istemez vicdanları sızlatıyor.

Çünkü üretici artan gübre maliyetleriyle mücadele ediyor. Mazota yetişemiyor. İşçilik giderlerinin altında eziliyor. Emekli geçinemiyor, memur ay sonunu getiremiyor, asgari ücretli temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor.

Toplumun böylesine ağır ekonomik şartlarla mücadele ettiği bir dönemde, milletvekili maaşının yetersiz bulunduğunu söylemek doğal olarak tepki topluyor.

FIndık üreticisi neden her geçen yıl daha fazla zorlanıyor?

Çünkü üretici geçmişe baktığında güçlü bir FİSKOBİRLİK görüyor. Piyasaya yön veren, üreticinin hakkını koruyan, üreticinin yanında duran bir kurum hatırlıyor. Bugün ise aynı üretici, kurumun eski gücünden neden uzaklaştığını sorguluyor.

Eleştirileri sadece siyasi saiklere bağlamak da gerçeği değiştirmiyor. Çünkü fındık üreticisinin derdi siyaset değil, geçimdir. Üreticinin partisi olmaz. Ürününe verdiği emeğin karşılığını alıp almadığına bakar.

Bugün Karadeniz'de konuşulan mesele CHP'li delege, AK Partili delege meselesi değildir.

Asıl mesele, dünyanın en kaliteli fındığını üreten insanların neden her yıl biraz daha fakirleştiğidir.

Asıl mesele, fındığın üreticiyi zenginleştiren değil, borçlandıran bir ürüne dönüşmesidir.

Asıl mesele, gençlerin artık fındık bahçelerini bir gelecek olarak görmemesidir.

Bir tarafta çift maaşlar, yönetim kurulu gelirleri ve çeşitli ödemelerle yüksek gelir elde eden yöneticiler bulunurken, diğer tarafta ürününü değerinde satamayan üreticiler var.

Milletvekili maaşını yetersiz bulanlar olabilir. Ancak milyonlarca emekli, memur, asgari ücretli ve çiftçi geçim sıkıntısı yaşarken bu sözlerin toplumda karşılık bulması kolay değildir.

Karadeniz insanı artık açıklama değil sonuç görmek istiyor.

Çünkü üretici için mesele maaşların azlığı değil, emeğinin karşılığını alamamasıdır.

Yöneticilerin gelirlerinden yakındığı, üreticilerin ise geçim derdinden yakındığı bir yerde konuşulması gereken asıl konu maaşlar değil, adalet duygusudur.

Fındık bu bölgenin kaderidir.

Bu nedenle üretici FİSKOBİRLİK'in sahibi gerçekten üretici mi, yoksa üretici sadece adı geçen ama sesi duyulmayan taraf mı, diye soruyor.

Karadeniz'in üreticisi yıllardır sabrediyor.

Allah önce alın teriyle geçinenlerin yüzünü güldürsün, sonra da o alın terinin kıymetini unutmaya başlayanlara vicdan nasip etsin.