Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan geldiği nokta itibariyle rahmetli Başbuğ'un söylemlerini yineliyor gibi. "Türkiye'de Kürt sorunu değil terör sorunu vardır" demesi, İslamcı anlayıştan evrilip gelenlerin vardığı nokta açısından da kıymetlidir.
Açıkçası şunu tahmin ediyorum ki Sayın Cumhurbaşkanı keşke dağlardaki "Ne mutlu Türk'üm diyene" yazılarını sildirmeseydik kanaatine sahip olmuştur ve belki de pişmandır.
Çünkü bunların terörün isteklerinin dizginlenmesine yeten şeyler olmadığı çok net anlaşılmıştır. Özellikle Cumhurbaşkanı'na vakti zamanında yakın milliyetsiz liboşlar ve milleti inkar eden bir yapıda değerlendiren sözüm ona ümmetçiler artık etkinliklerini kaybettiler. Çünkü önerdikleri yolun yol olmadığı bütün çıplaklığıyla gözler önüne serildi.
Millet, ismini kaybedecek konuma geldi.
Dünün bereketsiz suratlarının şükür ki devranı geçti.
Bu kıblesizlerin yerine Sayın Cumhurbaşkanı etrafına "millet-devlet ebed müddet" ilkesini benimseyenleri konumlandırdı. Örneğin bir Hüseyin Çelik gibi Türk kelimesini kullanırken kalbine krizler giren birinden partiyi temizledi. Bunun gibi özellikle paralel yapıyla organik bağı olan bir sürü insan ıskartaya ayrıldı. Yazarlardan başat olan Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak gibilerden zaten çoktan parti aklaştırılmıştı. Bölücülere güzeleme yapanları Sayın Cumhurbaşkanı, öylece saplandıkları bataklıkta bıraktı.
Muhtarlara yaptığı konuşmasını dikkatlice takip ettiğim Cumhurbaşkanı, tavizsiz bir liderliğin bütün varyantlarını ortaya koydu.
Şimdi ülkem adına daha umutvarım.. Kandan nemalanan terör unsurları tamamen yok edilinciye kadar işin peşinin bırakılmayacağının uygulamada tezahür etmesi, umudumu daha da artırıyor.
Yalnız MHP'nin terör konusunda verdiği desteği sürdürmesi çok önemli. Niye derseniz, bu topyekün mücadelede ocaklarımıza acı ve gözyaşı düşüyor, bu acı ve gözyaşının yaratacağı infialın teskininde MHP önemli yükümlülükler üstlenebilir. Vatan savunmasında bir kırmızı benek gibi toprağa düşen şehitlerimizin yakınlarıyla ilgilenmek, onların yürek yangınının dinmesine yardımcı olmak bir vatan görevi.
Ülkücüler bu noktada konumları gereği mihenk taşı görevi üstleniyor.
Artık Sayın Cumhurbaşkanı milli duyarlılığı yüksek, yiğit Karadeniz çocuklarından etrafını tezyin ettiği görünen bir gerçek. Nereden anlıyoruz bunları.. Sayın Cumhurbaşkanı'nın konuşma metinlerinden. Anlaşılıyor ki metinleri hazırlayanlar Türklükle problemi olmayan insanlar.
Son tahlilde ulaştığım sonuç..
Bölücü terör Cumhurbaşkanı'nın bu söylemlerinden sonra ya pes edip bütün bir şekilde teslim olacak, ya da geride bir terörist kalmayıncaya kadar bu meselede mücadele sürecek.