Abdurrahman Dilipak özellikle iktidar çevresininin dikkatini çeken bir yazı kaleme aldı Yeni Akit Gazetesi'nde. Kirli ilişkilerden, işretten, uyuşturucudan ve fütürsuzca kazaçtan sakınılması telkininde buldu. Hatta her şeyin kayıt altına alınmış olabileceğinden, günü geldiğinde yenilen herzelerin piyasaya sürülebileceğinden bahisle hükümetin üst kademelerine kadar dayanan ahlaksızlıklardan şikayet etti.
Kayıt altına alınmaktan korkmaya ne hacet..
Zaten evvelemirde kayıt altında değil miyiz.
Bizi Yaradan öyle başıboş mu bırakır sanırsınız.. Attığımız adımı bırakalım, aldığımız her nefesi hatta etrafa derc ettiğimiz her nazarı kaydeden şaşmaz rahmani kaydediciden korkmayan şeytani kaydedicileri takar mı?
Dilipak uyarmış..
Korkuyla yola getirme metodunu öncellemiş..
Eşine sadakat göstermeyen, günah evleri kuran bir yığın insandan parantezi açmış işi mevki ve makamla sınava kadar getirip kapamış.
Vallahi düzgün insanları tenzih edelim ama kahir ekseriyetin günahın sazını çaldığı bir vakıadır. İmtihan dünyasındayız. İnsanlar kadınla, malla mülkle ve mevkiyle imtihan edilir diyerek el değiştiren sermaye yapısının vardığı limanın Haliç'in eski halini geçtiğine işi dayamış.
Vallahi, durum bu vahamette midir bilmem ama yukarıda sıralananlara sahip olanların insani alt yapısı iyi değilse genelde işretten yana konumlandıkları malum şeylerdir.
O nedenle İslam, yalnız bir kadınla yalnız bir erkeğin üçüncü arkadaşını şeytan olarak tarif eder.
Kadın, içki, para ve mevki; ne tahrik edici varlıklar..
Dinle donanmış ve boyanmış insanlar 'bir kere ile bir şey olmaz' tuzağıyla hep düşerler kirin ağına. Dini kaygısı olamayanların zaten bu konularda özgür olmaları yadsınmaması gerekendir. Onları pek de irdelemeyen Dilipak, bizim mahalle denen mahallenin sorunlarına eğilmiş.
Mahallenin eski ahlakının kalmadığından, nimet artıkça günahın da artmasından yakınmış. Tevazu, kanaatkarlık, elindekiyle iktifa etmek eski köyün adeti mi diye sorarak günahın kol gezdiğine teksif etmiş yazısını.
Ama kayıt altında olmaya dediğim gibi özel bir vurgu yapmış..
Biz de diyoruz ki kayıt altında olduğunu bilmeyecek kadar kaytarıcı zihinler, zaten aslında eskiden de şimdi de doğrunun siperinde mevzilenmiş değil. Sözde değil hücrelerine kadar kayıtlı yaşandığını insanlara hatırlatmak bir irkilme yaratır ama şeytanın melanetinden kurtarmaz.
Şeytanın melanetinden beri olmanın tek şartı insan olmaktır. İnsan olmayı tehir edenleri nushla, tekdirle değil belki kötekle bir nebze frenlemek mümkün olur. Asıl rezalete, kendini saklayıp da şeytanla kardeşlik yapanların mahşerdeki yalnızlığına ve katrana bulanmış suratlarını gördükçe şahit olacağız.