Sait Faik Abasıyanık'ın birçok hikayesi vardır. Bu hikayelerinden biri de Dülger Balığı'nın Ölümü adlı hikayesidir. Enteresan anekdotlarla süslü bu hikayede dülger balığının görünüşte çok çirkin gerçekte ise hem lezzetli hem de zararsız bir balık oluşunun hikayesi anlatılır. İlk başlarda çok hırçın, adeta prana özellikleri taşıyan balığın Hz İsa'nın devreye girmesiyle uysallaştığını rivayet eder. Hikayenin bu bölümü şöyledir:
İsa, günlerden bir gün, deniz kenarında gezinirken sandallarını büyük bir korkuyla bırakıp kaçan balıkçılar görmüş. "Ne oluyorsunuz?" diye sorunca balıkçılara; "Aman" demişler balıkçılar, "Elâman elâman bu canavardan! Sandalımızı kırdı, arkadaşlarımızı parçaladı. Hepsinden kötüsü, balık tutamaz olduk, açlıktan kırılırız."
İsa, yalınayak, başı kabak, dülger balıklarının yüzlercesinin kaynaştığı denize doğru yürümüş. En kocamanını, uzun parmaklı elleriyle tutup sudan çıkarmış. İki elinin başparmağı arasında sımsıkı tutmuş, eğilmiş, kulağına bir şeyler söylemiş...
O gün bu gündür dülger balığı, denizlerin görünüşü pek dehşetli, fakat huyu pek uysal, pek zavallı bir yaratığıdır. Birçok yerlerinde çiviye, kesere, eğriye, kerpetene, destereye, eğeye benzer çıkıntıları, kemikle kılçık arası dikenleri vardır. Dülger balığı adı ona bunlardan ötürü takılmış olmalı.
Bizim siyasetçilerimizden bazıları dülger balığı gibi.. Görüntüsüyle değerlendiriliyor. Aslı cevheri vatandaş tarafından pek araştırılmıyor. Kimden bahsediyorsun açık ol mu diyorsunuz? Cevap veriyorum; "Reklamı olmadığından dışarıdan itici görülen, yanına yandaşına yaklaştığında sevimliliği ancak anlaşılan siyasilerden bahsediyorum" İsim listesini siz ekleyin lütfen!..