Fırtına için eşik maçlarından biriydi Kasımpaşa müsabakası. Eğer maç üç puanla geçilirse ikinci devre için çok ihtiyaç duyulan moral azığı temin edilmiş olacaktı. Musabaka arifesinde endişeliydi taraftar. Zira pahalı ve havalı iki forvetinden yoksundu Trabzonspor. İstikbalimiz diye umut bağlanmaya başlanan Muhammet Beşir de ilk onbirde yoktu.
Sadi Hoca Barcelona taktiği ile yani döt altı sıfırla yeşil zemine çıkarmıştı Fırtına'yı. Sadi Hoca daha çok top bende kalsın taktiğini öncelleyerek oynamayı düşündüyse de bence ilk yarı için düşüncesi gerçekleşmedi. Koca ilk yarıda birbuçuk pozisyon bulamazken rakibe üç dört net pozisyon verdi. Özellikle ilk yarı için Okay, Özer, Mehmet Ekici yokları oynadılar. Sadece Yusuf fena değildi. Takımımız adına yine Aykut ile Mustafa canla başla mücadele ettiler. Goller rakib adına penaltı ile gelirken pozisyon içeride mi dışarıda mı tartışılır flü bir pozisyondu. Golümüz kornerden geldi. Mustafa Mehmet'in ortaladığı topa iyi yükseldi ve beraberliği sağladı. İlk yarı berabere tamamlandı.
İkinci yarı bu senenin en rezil oyununu izledik. Ne yaptığını bilmeyen, tüm ikili mücadelelerden yerlerde sürünerek top kaybıyla ayrılan bir takım görüntüsü başımızı öne eğdirdi.
Sadi Hoca da maça hiç konsantre değildi. Bu daha maçın başındaki forvetsiz takımla sahaya çıkarak kendini gösterdi.
Deniz gibi sürgün bir oyuncuyla yeşermeye çalışması futbol literatüründe ya tutarsa anlayışını seçmekti.
Ben Trabzonspor'u hiç ama hiç beğenmedim.
Böyle korkakl bir futbol yenilgi kadar aşağılayıcı oldu. Vallahi hocamızın lig sonuna kadar kalmasından yanaydım ama bu futbolu görünce kanaatimi geri aldım.
Rize maçı gibi kaybetmek onur kırıcı değil ama böyle pasif, sürünerek oynamak çok ama çok izdırap verdi. Üzgünüm..