Bugün Trabzonspor’la gurur duymak istiyorum...
Ama sadece sahadaki futbolcusundan, onların ortaya koyacağı harika futbol ya da elde edeceği zaferle değil...
Bugün yüreği Bordo-Mavi aşkıyla yanan herkesle gurur duymak istiyorum!
Futbolumuzun yüz akı, İstanbul saltanatına karşı, ezilenlerin sesi olarak Anadolu’nun ilk şampiyonunun tüm bireylerinin tarzından, davranışından, olgunluğundan...
Siyasetin, TFF’nin, MHK’nin, Tahkim Kurulu’nun, PFDK’nın, hakemlerin, ekonomi devlerinin, büyük medyanın her türlü gücünü arkasına alan İstanbul’un burnundan kıl aldırmayan 3 kulübüne karşı hala daha Anadolu’nun gür sesi olmayı başaran bu büyük camiayla.
1995-96’da siyasetin, hakemlerin ve federasyonun sinsi oyunuyla şampiyonluğunun elinden alınmasına, 2004-2005’te TFF ve hakem marifetiyle anasının ak sütü gibi hak ettiği kupasının çalınmasına ve 2010-2011’de de tescillenmiş şikeyle hançerlenmesine karşın, hala daha sokakları kan gölüne çevirmeyen, şiddeti savunma aracı olarak görmeyen o büyük taraftarla bir kez daha gurur duymak istiyorum!..
Nasıl mı?
Bu akşam oynanacak olan ve Trabzonspor’un ligdeki kaderini tayin edecek maçta bu büyük taraftarın yürekleri yırtılırcasına bağırarak, elleri koparcasına alkış tutarak ama rakiple, hakemle uğraşmaktan uzak, sahaya yabancı madde atmayacak kadar medeni olduğunu görmek, onları ayakta alkışlamak istiyorum.
Ve nihayetinde istediğinde dünya devlerini dize getirirken mağrur Anadolu futbolun gerçek efendisi Trabzonspor’un, Fenerbahçe’ye karşı zaferiyle coşmak, gece huzurla uykuya dalmak, sabahın aydınlık, geleceğin ufkunun pırıltılı olacağına inanmak istiyorum!..
Görev sizin Tolunay Hoca... Futbolcu kardeşlerim... Büyük taraftar...
Yüreğimiz sizinle!
Siz de yüreğinizle!
Savaşacak ve başaracaksınız!
Haydi rastgele!...
- - - -