Öncelikle Hami'yi macera aradığı için eleştirmek gerekir. Aklınca Akhisar'ın etkili forveti Rodallega oynamadığı için stoperde kısa oyuncuların oynamasının sakınca yaratmayacağını düşünmüş. Halbuki sağlam iki stoperin var; biri Akakpo diğeri Dauglas.. Bir kere rakibe saygı adına  bu iki oyuncuyu tabelaya yazdıktan sonra diğer oyuncuları dizmen gerekirdi. Nitekim bu zaaflı düşünce kornerden ilk golü getirdi.

Takım istekili ama akıllı değil. Paylaşım, çabukluk, kombine ve kompakt oyun ilk yarı boyunca aranan şeylerdi.
Hami'nin ilk yarı için notu eksi. “İkinci yarı neler olur, cevabım bu anlayışla bir şey olacağını zannetmiyorum oldu. Ama eğer defansa akıl koyacak bir oyuncu ve dikine gidecek Marin gibi her an her şeyi becerecek diğer bir oyuncuyla ikinci yarıya başlamaz ise işler sarpa sarabilir. Beraberliği yakaladığın an Muhammet Demir'i oyuna sürerek işi bitirmesi gerekir.” İlk yarı bunları gördüm ve düşündüm.

İkinci yarı tam bir rezaletle karşılaştık. Şu Trabzon'da ben bu işi yapamam deme erdemi kimsede yok. Hami'de de yok. "Arkadaş ben bu sorumluğu üstlenecek donanımda değilim, Trabzon'da bu işi filen ya Şenol Güneş ya da Giray Bulak yürütebilir" demesi gerekirken geldi takımın düzeninin üstüne çöktü. Bulunmaz Hint kumaşı gibi ağır aksak da olsa bir şeyler üreten Sadi Hoca'nın yerine payelendirildi.

Başkandan olsam bu akşam uyurum, sabah kalkar yönetimi toplarım, yaptığımız ilk hata deyip tez elden tekrar takımı Sadi Hoca'ya veririm. Doğrular tektir, iki pas yapamayan, doğru takımı sahaya süremeyen, üretmekten çok kaprislerle dolu bir görüntü veren, hiç kimseyi geçmişteki futbolculuğundan dolayı başımızda tutmanın anlamı da yok mantığı da.
Stopersiz sahaya çıkacak kadar futbol müneccimliğiyle bu işler yürümez. Ben de bilirim tv'lerden ahkam kesmeyi, işte meydan işte cihat.. Savaşan kazandı. Siz top toplayıcılarınıza bile oyuna katkınız ne olur diye öğretememişken bize futbol mu sunacaksınız. Bir Ahmet Cebe hepinizi cebe koydu ve gitti. Gösterirler adama Anya ile Konya'yı.

Sorumlu takım değil hoca..