7 Haziran'da koalisyon şansını yaklayan MHP hayırcı diye takdim edilince (Bahçeli'nin kendini ifade edememe sorunu da buna dahil) bunun alıcısı hayli fazla oldu. Nitekim Bahçeli'nin derin analiz gerektiren davranışları halk tarafından algılanamayınca istikamet      1 Kasım seçimlerini gösterdi. Bahçeli'nin ‘hayırlarına’ kızan AK kadrolar bugün ‘hayırda hayır varmış’ demeye başladı. Çünkü ummadıkları kadar büyük bir oyla tek başına iktidar olmanın haklı gururunu yaşadılar.
AK Parti İstanbul milletvekili bir akrabamla konuştum tek başına iktidarı yakaladıkları ilk saatlerde. Analizleri hayli ilginçti; "Bugünkü başarıda üç etken tesirli oldu. Birincisi Devlet Bahçeli'nin 7 Haziran seçimi sonrası ifadeleri, ikincisi paralel yapıyla amansız mücadelenin parsasının sadece bize kalması ve çözüm sürecinin sonlandırılıp terörle adam gibi mücadeleye karar vermemiz bizi tek başına iktidarla tekrar buluşturdu. Bunun için Bahçeli'ye teşekkür etmek isterdim, diğerleri teşekkürlük olmadıklarından onlarla mücadele sürecek" demesi her şeyin özetiydi açıkçası.
Evet AK Parti iki kişiden birinin oyunu alarak 'tek başına iş başına' şansını yakaladı. Yürekten tebrik ediyorum. Özellikle de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı tebrik ediyorum. Çünkü bu başarının mimarı tek başına o. Ben AK Parti içinde siyaset yapanların çok şanslı olduklarını, Tayyip Erdoğan gibi halkı iliklerine kadar tanıyan bir liderin çizdiği yolda yürümenin fazla bir aksiyon gerektirmediğini bilenlerdenim. Bir yazımda Rize ve Trabzon üzerinden örnek vermiştim ve demiştim ki "Yarın seçim var, Trabzon adaylarının altısını, Rize adaylarının üçünü son gün değişse alacağı oy bir puan bile etkilenmez."
Ben bu analizimin hala arkasındayım. Gün gibi berrak doğruları bilmeden siyaset yapan muhalefet partileri işte böyle şapa oturur.
Cumhurbaşkanı ile cehd ederek oyunu artıracağını sanmak büyük hataydı. Oysaki Cumhurbaşkanı'nın hareketlerini, terörle ve paralel yapıyla ilgili hamlelerini alkışlayan bir muhalefet olgunluğu gösterseydiler AK Parti'nin bu çapta bir oy almasının önüne geçerlerdi.
Trabzon'da MHP'yi sevip Cumhurbaşkanı'nı da seven yüzde ellinin üzerinde bir kitle var. Sen iki sevgi arasında insanları beynamaz edersen olacağı buydu.
Halkın sevdiğini sen de sevmek durumundasın. İdeolojik gerekçelerle bu sevgiye karşı çıkan zihniyetin peşine takılırsan duvara çarpman mukadderdi ve çarptın da..
Şimdi en az yüz gün hükümete hep aşağıya ivmelenmiş göstergeleri düzeltmesi için destek olunması gerekiyor. Hükümet de halkın desteğini bir şımarıklığa dönüştürmeden Türkiye'nin birikmiş meselelerini göbeğinden kavrayıp çözmeli..
Cicim aylarını heba etmeden sloganlarındaki tek başına işbaşına temennisi artık icraata dönüşmeyi bekliyor.
2 Kasım'a nasıl uyanacağız diye yazdığım yazının cevabı artık belli. Tek başına AK Parti iktidarı ve Davutoğlu'nun Başbakanlığı..
Türkiye'ye hayırlı olsun.