İşine dört elle sarılan insanlardan bahsedince..
Okurlardan çok teşfik edici dönütler aldım.
Bugün de bütün cevalliyetiyle işine sarılmış bir gazete matbaası çalışanından bahsedecğim.
Adı: Ali
Soyadı: Ayvazoğlu
Mesleği: Matbaa ustabaşısı..
Ustabaşı dediğime bakmayın..
Onu kenarda oturup oradaki çalışanlara iş veren kişi olarak düşünmeyin..
Her işe ilk koşan adam bu. Mevki ve statü ile değil, işin yürümesiyle meşgul bir insan..
Kibir yok, enaniyet yok, benim işim değil cümlesi yok..
Bunun gibi kelimeler onun kitabında yazmıyor. Gördüğü yapılması gereken ne varsa onu kendine işi sayıyor.
Zaman geliyor süpürge elinde kırpıntı süpürüyor..
Zaman geliyor kağıt kesme makinesinin başında kırpma yapıyor.
Zaman geliyor bobinleri temizliyor.
Zaman geliyor bobinlere kağıt yüklüyor.
Zaman geliyor kalıp takmada, peşinden kalıp kırmada say ediyor..
Saniyesi boş geçmiyor.
Hani bir serzeniş..
Hani bıktım, lanet olsun diye bir yakınma..
Ve bu gibi sitayişli bir tavra hiç tevessül etmiyor.
Dediği tek şey var..
İş yürüsün.
Gazete istifliyor..
Banta gazete koyuyor..
Foklif sürüyor..
Ne yapmıyor ki..
Her işten sonra tek bir cümle sarf ediyor..
İş yürüsün..
Keşke ülkemizde herkes Ali usta gibi..
İş yürüsün diye koştursa..
Keşke her kurumda böyle maharetli insanlar bulunsa..
Yanlış anlaşılmasın..
Tabii iş yürüsün deyip yürütenleri kastetmiyoruz.
Gerçek manada..
İş yürüsün..
Diyenlerden, yani Ali Ayvazoğlu'ndan bahsediyoruz..
Türkiye bugün beka meselesiyle karşı karşıya..
Bu sorunu aşmanın da yolu çalışmak.
Ülkenin bütünü Ali Ayvazoğlu gibi işine dört elle sarılırsa..
İş yürüsün..
Dese..
Ülke üzerinde kara emel besleyenler güçlü Türkiye duvarına toslar..
O hain dediklerimiz dahi bir zaman sonra başım gözüm üstüne şeklinde bağlılık terennümünde bulunur.
Birlik bütünlük için bütün Türkiye’nin Ayvazoğlu olmaya ihtiyacı var..
Velhasılı..
Topluca vuran sinelerle..
Gerçekten iş yürüsün..
İş yürüsün demeye ihtiyaç var..