Kim ne yaparsa yanına kar kala kala, düştük bu hallere..
-Onu görme..
-Buna dokunma.
-Filancanın oyu var..
-Falancanın arkası kuvvetli..
Diye diye..
Sporu da, siyaseti de berbat ettiniz!..
Sonunda gelinen nokta şudur;
Başı  zaten çoktan  kokan balığın artık kuyruğu de leş gibi..

***
Bu işin sorumluları  düşmüş ortalığa  feveran ediyor ..
Niye böyle olduk?
Ne bekliyordunuz ki?
Onun reytingi yok, baltala..
Bu dekoder sattırmıyor çelmele..
La, malum takımlarla oynayanların kritik pozisyonlarını bile yıllarca kaçırdınız ekranlardan..
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovdurdunuz..
‘Madem ki buradasın, benim borumu öttüreceksin’ mantığıyla nalıncı keseri  gibi hep size yontan robotlar yarattınız.
Dik durup  doğruyu söyleyenlere kapıyı göstere göstere, bülbül gibi şakıyan amigolar memlekette itibar sahibi oldu!

***
Doğrusunu çalan hakemi dinlendir..
Yanlış yapanı ödüllendir..
UEFA, MHK, gözlemci listelerini yönlendir..
Yüze tüküreni affet..
Rakip takım hocasına, futbolcusuna  küfredene sabret..
Bir de tak koluna bandı  sür sahaya bekle ondan rahmet.
Deniz Seki garibanı karşısında aslan kesilen devlet..
Tescilli şikeci için göstermedi  küçücük  bir zahmet!
Şimdi niye şaşkınsınız..
Ne bekliyordunuz ki bu kadar yanlıştan sonra..
En azından ah aldınız ah..
Şimdi kar etmez  sabaha kadar dövünseniz de  vah, vah!

***
Kendilerini  Türk futbolunun sahibi..
Şampiyonlukları da babalarının malı sananlar ve onlara arka çıkanlar yüzünden, sonunda geldiniz mi babalara!..
Şimdi at teybe  rahmetli  Neşat Ertaş’tan bir türkü, bul şişenin dibini..
-Kendim ettim, kendim buldum!..