Genel Merkez’in 'Tek aday ile seçime girme' prensibi Köprübaşı'nda Genel Merkez’in adayına karşı seçimi kazanan aday ile büyük bir krize dönüştü..
Köprübaşı'nın başı koptu, ortada kaldı köprü!..
Ama dünkü yazımda da belirttiğim gibi Genel Merkez’e rağmen aday olup ilçe başkanı seçilen Yüksel Erdoğan ne yazık ki daha önceki sonuçları görmesine rağmen bile bile lades yaptı.
Şimdi deniyor ki sonucuna katlanacak!
Çünkü adaylığının Genel Merkez’deki tek yorumu ‘Meydan okuma..’
Daha önceki örneklerin sonuçlarına baktığımızda ve diğer ilçelerde yapılacak olan seçimlere örnek olmaması için, dün dediğim gibi sonuç malumun ilanı gibi!..
Ektiğini biçecek ne yazık ki Erdoğan!..
Ben demiyorum, parti öyle diyor..
AK Parti'de oyunun kuralı bu!..
Ama görülüyor ki oyunun kuralının bozulması devam edecek!..
Ortahisar, Şalpazarı, Vakfıkebir bunun habercisi gibi...
Adnan Başkan’ın işi kolay değil..
Hem genel, hem yerel, hem de Köşk seçimlerinde yaşamadığı zorluğu yaşıyor..
Köprübaşı kaza oldu..
Bundan sonrasını da kazasız belasız geçmek çok zor!..
Allah kolaylık versin!..
***
AK Parti'de yaşanan bir başka tartışma noktası ise 'LİSE MEZUNU' sendromu!
Bu ülkede partilerine ortaokul, lise muzunu olarak il başkanı, ilçe başkanı göreviyle yıllardır hizmet verenler, ilçe kongrelerinde, il kongrelerinde 'Lise mezunu' olarak yeniden aday olabiliyor ama teşkilatın içinden, il, ilçe başkan yardımcısı da olsa il veya ilçe başkanı olmak için harekete geçince 'ÜNİVERSİTE MEZUNU DEĞİLSEN ADAY OLAMAZSIN' deniyor..
Çok ilginç!..
Bunun en çarpıcı örneği Akçaabat’ta yaşandı..
AK Parti İl Yönetimi’nde 5 yıldır kilit isimlerden biri olarak Mali İşlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcılığını son derece başarılı bir şekilde yürüten, bu şehrin en önemli mali müşavirlerinden biri olan, hatta dışarıdan üniversiteyi dahi okuyan Murat Üçüncü 'Üniversite mezunu değilsin' denerek aday olamadı!..
Lise mezunu mevcut başkanlar yeniden aday olabiliyor ama teşkilatta uzun yıllar çalışanlar olamıyor.
Bu adalet mi şimdi?
Ve bugün AK Parti'nin 5-6 ilçe dışındaki ilçe başkanları lise mezunu!.
Burada lise mezunu üzerinden düzeltilmesi gereken bir yanlış var.
Çünkü adalette sapma var..
***
Bu çarpık noktadan sonra gelelim başka bir tartışma konusuna..
Bakıyoruz.
İlçe başkanı olan veya olması için önleri açılan kişilerin bir çoğu hem ilçe belediye meclis üyesi, hem de Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi.!..
Şimdi soralım..
Siyasi partilerin genel başkanlarını illerde ve ilçelerde kim temsil eder?
İl veya ilçe başkanları..
Hele hele iktidar partisi iseniz Başbakanı kim temsil eder!.
Yine onlar..
Durum böyle iken belediye meclislerinde yer alan ilçe başkanlarının, belediye başkanlarının yapacaklarına karşı olumsuz tavır almaları mümkün mü?
Hayır..
Bir bakıma emir eri gibidirler!.
İl veya ilçe başkanları, hele hele iktidar partisinin başkanları, illerine, ilçelerine belediyelerin yaptıkları hizmetleri, eksikleri varsa gündeme getirecek, hatta çıkıp karşısına eleştirecek ve takip edecek kişiler değil mi?
Hem ilçe başkanısınız..
Hem ilçe belediye meclis üyesi..
Hem de Büyükşehir Belediye Meclis üyesi..
Bu ne ünvan!..
Ne kadar doğru, ne kadar sağlıklı bir durum!.
İlçe başkanlarının belediye meclis üyesi olması bence doğru bir yol değil..
Eğer bir kriter konacak olursa bence buradan başlanmalıydı.
Çünkü parti içinden veya dışından soruyorlar 'Partide hizmet verecek başka insanlar yok muydu?' diye.
Bu soru da haksız mı olur?
- EŞŞOĞLU EŞŞEKLER!
İnsanlıktan nasibini almamak işte böyle bir şey..
Allah aşkına şu manzaraya bakın..
Bunu yapan insan olabilir mi?
Muamele gören hayvanın adı 'eşek' ama asıl ‘eşşoğlu eşşekler’ mi dersiniz 'sadist' mi dersiniz ne derseniz deyin, bunu yapanların sadece sözde insan olduğu, insanlıktan nasibini almamış olduğu aşikar!.
Ne Allah korkuları var..
Ne de vicdanları!..
Aslında insan olarak ne duruma geldiğimizin açık ve net belgesi açıkçası bu tablo..
Niğde’nin Ulukışla İlçesi’nde kimliği belirsiz kişiler bir eşeği iple demiryolu rayına bağlayıp ölüme terk etti. Yük treni son anda görerek, 3 metre kala fren yaparak durabildi.
.jpg)
Treni durduran makinist, lokomotifinden inip eşeğin yanına gittiğinde, hayvanın ayaklarından iple raya bağlandığını fark etti.
Gördüğü manzara karşısında şoke olan Şener, ipleri keserek eşeği serbest bırakırken, "Bunu yapan insanlar, hayvanın orada parçalanmasından ne zevk alacaklar? Bunu yapanlarda vicdan yok mu? Yazıklar olsun" diye isyan etmiş..!..
Yazıklar olsun..
Yuh be!..
Asıl eşeklerin kim olduğu ortada..
EŞŞOĞLU EŞŞEKLER..
SADİSTLER..
Bakın Hz.Peygamberin (SAV) ne diyor, ''Kıyamet gününde boynuzsuz hayvan, kendisine (boynuz) vuran boynuzlu hayvandan hakkını alacaktır.''
Ya insandan olan hakkı!
''Haksız olarak bir serçeyi öldürenden, Allah, Kıyamet günü hesap soracaktır.'' diyor Resulallah.