MHP'yi bir derin yapı yüzde 11 ile yüzde 18 arasında bocalayan bir oranda tutmak için kontrol ediyor. MHP'nin yüzde altmışlara varan taban etki gücünü harekete geçirmemesi için en sevimsiz, en rijit en nefret edilen tipleri parti vitrininde tutarak yapıyor bunu.
Bugün MHP'nin kadrolarını hükümet kullanıyor. Özellikle bilim sahasındaki akademisyenleriyle ilahiyat sahasındaki yetkin insanlarını belli konumlara taşıyan hükümet onların MHP şemsiyesi altında etkinleşmesini de engellemiş oluyor. Gerçi MHP'nin politböro yapısı kendinden başka kuş tanımadığından bu insanların oraya buraya savrulup kalmasından da şikayetçi değil.
Bugün Trabzon genelinde meseleye bakarsak hem üniversite camiasındaki insanlarına, hem eğitim camiasındaki binlerle ifade edilen sayılarına rağmen onlarla yakın irtibata geçen aktif bir iklim bir türlü yakalanamıyorsa nasıl bu parti derlenip toparlanacak!. Sağlıkta, adliyede, iletişim kurumlarında ve her zeminde insanı bulunup da bu insanlarını görmezden gelen, onlarla aylık telefon görüşmeleri yaparak onların diri ve iri kalmasını sağlayamayan bir yapı yıllardır sürüp gidiyor.
Özellikle spor camiasında milliyetçi damarı kabarık o kadar insan varken onları sırf maddi koşullardan ötürü hükümetin tarafına itmek, onlarla temas kurmamak ileriki dönemler için büyük bir tehlike arzediyor.
Bu durum Türkiye'de de aynıdır. İnsanlar hiç ilgilenilmediği halde milliyetçi hassasiyetlerinin yüksekliğiyle partisinin lakayt tavrını bilmesine rağmen oradan kopmuyorsa bu insanalara madalya takmak lazım gelir.
Kimi insan ilgisizlik yüzünden ufak bir mutasyon geçirip kendini iktidarın kollarına bırakıyor. Oradan kendine, çoluk çocuğuna bir ses bir nefes gelir umuduyla yapıyor bunu.
Hayat sadece fikirden ibaret olmadığına göre, atanacak çocuğa iş, çalışma hayatında yeni pozisyonlar için bir kanal ihtiyacını kim yadsıyabilir. Bütün bunları düşünmeyen bir genel merkez yapısı, kendini düşünüp efratlarını sıfırlayan bu anlayış MHP'yi uçurumun kenarına getirmiştir.
Devletin üniter yapısı tehlikedeyken, hükümet eski yanlışlarında ısrarcı değilken neden ülkücüler sorumluluk makamından uzak tutuldu.
Tutturdular bir 17-25.. Sabah onu akşam onu çiğnediler. Millet buna katılmadığını alenen belli etti. Kraldan çok kralcı kesilip milletin inanmadığı şeye zorla milleti ikna etmeye kalkmak neyin nesiydi?
Oysaki ülkücüler iyi yetiştirilmiş insanlar. Devletin her noktasında bulunmalılar ki devlete zeval gelmesin.
Merhum Alpaslan Türkeş bu insanları ulvi ideallere öylesine motive etmiş ki yıllardır ülkücülere hakaretten başka bir söz söylememiş bir genel başkana rağmen hala bu insanlar varlıklarını az-çok gösterebiliyorlarsa bu fikir hareketine takdirden başka hangi gözle bakılabilir?
Bahçeli'ye rağmen ülkücüler varlıklarını sürdürüyor. Varit olmayan bir liderin arkasında bu kadar kalınırdı. Nitekim 543 imza ile bize yol ver arkadaş dendi. İnşallah inat da bir murattır demezler.