Son yıllarda tarım arazilerinin parçalanmasını/küçülmesini önlemek için, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca değişik yasal düzenlemeler yapılmakta...
Bu yasal düzenlemelerin en başında ise arazilerin küçülmesini engellemek için, tarım arazilerinin kardeşler arasında miras yolu ile bölünmesini engelleyici tedbirler gelmektedir.
Sistem nasıl işleyecek diye soranlara konu şöyle izah edilebilir; Babanızdan size kalan 100 dönüm arazi, artık her kardeşe eşit bölünmeyecek, ya bir kardeş tüm araziyi satın alacak, ya da dört kardeş şirket kurup arazinin sahibi olacak. Doğal olarak devlet gerekli kredi ve fon imkanlarını da araziyi almak isteyen mal sahiplerine tanıyacaktır.
Hedef Türkiye'de 5.5 hektar olan işletme büyüklüğünü, Avrupa Birliği standartlarına (17.5 hektar) taşımak.
Buraya kadar her şey güzel...
O zaman aklımıza şu sorular geliyor;
Türkiye'de her bölge aynı oranda arazi büyüklüğüne sahip mi?
Örneğin Trabzon'da ortalama arazi büyüklüğü, tarım parsellerinin yeri, niteliği, toprak özelliği vb. tanımlanmış mı?
Türkiye'de yaşayan halkın mülkiyete bakışı bölgesel farklılık gösteriyor mu?
Türkiye'nin tarım arazileri belli mi?
Kent ve kır sınırları tanımlanmış mı?
Bu soruları sıralarsak gazeteye ek koymamız gerekecek.
Tarım arazilerinin korunması adına bu tür düzenlemeler yapmak gerekmez mi? sorusuna cevap, EVET... Tedbir gerekir ama böyle değil...
Önce merkezi idare bir devlet politikası olarak, sadece kırsal alanı değil kentsel alanı da kapsayan bir "Türkiye Arazi Politikası" tanımlamalı. Bu politika başka ülkelerden ÇEVİRİ ve derleme değil, bir "Türkiye Modeli" önermeli... Türkiye için Arazi Yönetim/arazi idare sistemi ve ilgili birimleri yeniden tanımlanmalı.
Bu ülkede yaşayanların mülkiyete bakışının fiziki ve sosyal boyutu sadece anketlerle değil yerel halk ile ve imkansızlıklar yüzünden köyünü, öz vatanını terk eden kişilerle de görüşülerek belirlenmeli. Çünkü konunun en önemli paydaşları/aktörleri mülkiyet sahipleri. Onlara rağmen bölgesel özellikler açısından uygulanamaz bir yasayı yürürlüğe koymak ne kadar anlamlı...Bunun sosyal boyutları enine boyuna tahlil edildi mi?...
Yetkililer Doğu Karadeniz Bölgesinde arazi anlaşmazlığı yüzünden çıkan anlaşmazlıkların/cinayetlerin ya farkında değiller ya da dikkate değer bulmuyorlar...
Mezarını dahi köyün ortak mezarlığı ile paylaşmayan, arazi ve sınır hassasiyeti yüksek seviyede seyreden Karadeniz insanına bu husus nasıl anlatılacak?
Şüphesiz tarımsal nitelikli alanların korunması ve optimum işletme büyüklüğünde verimli kullanıma sunulması gerekli... Ancak bunun altyapısı için Lütfen konunun uzmanları ile ortak aklı işletelim. Çünkü "Çılgın Projeler" ancak konunun uzmanı akıllı insanların devreye sokulmasıyla, yani "Ortak Akıl" ile hayat bulur.