Şöyle bir bakıyorum..
Kendi kültür ve geleneklerimizi elimizin tersiyle öylesine itiyoruz ki sormayın gitsin!..
Dünyada eşine benzerine rastlanmayan bir millet olduk!..
Bir ülke ve o ülkenin insanları kendi kültür ve geleneklerini elinin tersiyle böylesine itebilir mi? Bu büyük milletinin öylesine zengin kültürü ve tarihi var ki, o kültürel ve tarihi zenginliklerine bütün dünya ülkelerinde yaşayan insanlar hayranlık duyarken, hatta sahip çıkmaya çalışırken, hayranlık duymayan ve sahip çıkmayan tek ülke insanı herhalde biziz!
Yani kendi kültür ve geleneklerimizi unuttuk. Kendi ellerimizle iterek öz değerlerimizin yok edilmesine çanak tutuyoruz.
Neden diyeceksiniz?
Bakın UNESCO, Karagöz Gölge Oyunu’nun “Türk Kültürel Mirası”na dahil olduğunu açıklayınca, Yunanistan’da kıyamet kopmuş.
“Karagöz bizimdir” feryatları yükselmiş.
Neredeyse olay milli konu haline getirilmiş.
Aslına bakarsanız adı bile “Karagöz” olan bir oyunun milliyetini tartışmak abes değil mi?
Eğer Yunan olsaydı oyunun adı “Mavromatya” olurdu!
Ama biz kendimize has oyunu hemen hemen unuttuk.
“Hayali” adı verilen ustalar teker teker yok oluyor.
Buna karşın Yunanistan’da bu oyun hala popüler ve canlı.
Ne yazık ki böyle!
Çünkü birçok şeyin aslı bizde olmasına rağmen, geleneklerimiz ile birlikte yaşamayı “modernliğe aykırı” sayıyoruz.
Yunanistan ise var gücüyle sahip çıkıyor. Tıpkı kemençemize, horonumuza sahip çıktığı gibi! Buna en güzel örnek, dünyaca ünlü Yunan Çalgısı Buzuki’dir.
Bu çalgı, bağlamanın “bozuk düzen” dediğimiz bir akort sisteminden İzmirli Rumlar tarafından üretilmiştir.
Nasıl cacığa “cacıki” demişlerse, bozuka da “buzuki” adını vermişler.
Bugün Yunanistan’ın en zengin armatörünün yatında, en pahalı lokantalarında buzuki müziği çalınır ama bizim zenginlerimiz sazdan utandıkları ve onu çok ilkel buldukları için Amerikan albümleri çalarlar!
İşin tuhafı sazdan bozma buzuki bile dinlerler.
İşte sorun da burada...
Sen bağlamaya, tambura, yanında lokum ve bir bardak suyla ikram edilen kahveye, Karagöz oyununa, musakkaya, karnıyarığa, kehribar tespihe, kısacası seni sen yapan her kültür değerine sırtını döner ve Amerikalı olmaya çalışırsan, elin oğlu bunları alır ve dünyada iftiharla temsil etmeye başlar.
“Tosbağa yumurtadan çıkmış, kabuğunu beğenmemiş” meselesi...
Dünyanın en zengin kültür ülkesi olan Türkiye, bu tutumla yani kültüre saygı göstermeyen bir Batı taklitçiliğiyle daha pek çok değerini kaybeder.
Hatırlayın yıllar önce Norveç'te düzenlenen 55'inci Eurovision Şarkı Yarışması'nda Yunanistan'ı temsil eden 'Opa' adlı şarkıda Yunanlılar kemençe kullanmıştı. Biz ise büyük bir hızla kemençeden uzaklaşıyoruz!
Tarihine, kültürüne, sanatına sırtını dönen bir millet başka kültürlere yem olur!..
Popüler kültür bu olsa gerek!..
Tepe, tepe kullanalım!..
Unutmadan şu TV’ler de her gece, her kanalda evlerimizde ailelerimizi teslim alan dizi bombardımanı altında kim kime dum duma!..
Medya resmen karartmada!..
Ne 28 Mart Çanakkale Zaferleri var...
Ne şehitleri anma günleri...
Ne İstiklal Marşını ve M. Akif’i anma!..
Ne Mevlit Kandilleri!..
Yunus Emre mi?
Oda kim?
Mevlana mı? Kimdi o!..
Sorun gençliğe cevap verebilirse versin?
Millet keyifte!..
Eeee!
Öyle bir geçer zaman ki!..
Kuzey de olur, güney de!..
Aslımızı ararız!..
Kimiz biz ya!..