Papağanlara konuşma öğretenler, onları büyükçe bir aynanın karşısına koyar, sonra da aynanın arkasına gizlenip kelimeleri tekrar ederlermiş. Papağan, sesin aynadan geldiğini zannedip oraya bakar, orada gördüğü aksini bir başka papağan sanarak onu taklit ede ede konuşma öğrenirmiş.
***
Bizde papağan çok, bazılarının sözlerini tekrar etmeleri için aynaya bile ihtiyaç duymuyorlar. Yeter ki hık demesin birileri.. Ayniyle dillerinde salaman sakızı gibi çiğnemeye başlarlar o sözleri. İtirazsız, sorgusuz ön kabulle sallanan başlarla müthiş bir kabul seramonisi sergilerler. Yanlışsız konuşan bir kişiyi dinlemenin anlatılmaz hazzını yaşarlar.
Yarın anlatılacak çok masalları vardır artık. Dünyanın bütün merkezlerinden nefeslenmiş masallar...
Kendilerinin fikri yoktur. Takip ettikleri zirveler konuştukça bunlar ancak o zaman söz bulabiliyorlar. Efendileri de bu durumu iyi bildiği için boş bırakmıyor alanı. Boş dolu atıyor da atıyor. Öyle cafcaflı öyle etkileyici retorikler kullanıyor ki onun takipçileri hanımına çocuğuna adama bak adama diyerekten yan destekler de talep edilmiyor değil. Konuştukça ekranlardan muhattapları duyuyormuşçasına bir alkış tufanıyla her kelime, her ibare, her cümle karşılanıyor. Hiçbir mimik dahi kaçırılmıyor.
Çünkü hepsi lazım olacak..
Kullanıma hazır rendelenmiş kalaslar gibi diziliyor biriktirilenler...
Her sözde hikmet yakalayıcı, düşünmeyi düşürmüş zevatlar, o zirveleri anbean takip ederek günlük azık depoluyorlar. Papağan aynaya, bunlar ekrana bakıyorlar.
***
Kitaba bakmak zahmetli.. Şöyle zerrabi mavi koltuğa oturup başucundaki aydınlığı yaktın mı, değme keyif bir manzara oluşur. Bilgi yağar elhan-ı şita gibi.. Yağdıkça, beyaz pamuklu kar tanecikleriyle şarj olur dımağlar. Yarın verilecek cevaplara hazırdır papağan artık. Bunlar ekran papağanları, kitapsız yetiştiriyorlar kendilerini.
Zaman zaman ağlamaklı bir şeyler izlemeyi de ihmal etmeyerek döngel parolasıyla doğru zevzevlik ettikleri mekanları istikamete koyup menzile varıyorlar. Orada birkaç sigara çay falan derken başlıyor papağan ötmeye. Kimse bir şey duymamış gibi tek bilen olan ukala papağan konuştukça hız alıyor. Yollardan geçiyor. asvalt yollardan.. Köprüler, tüneller aşılıyor, viyadükler dolaşılıyor, papağan konuşuyor. Ezber tam maşallah.. Hafızlığa gitse dikiş tutturamaz ama burada ses veriyor binbir telden. Ne akmışsa ekrandan yapışmış adeta dudağına. Süzgeç kullanmasını, başka değerlendirmelerle zenginleşmeye muhalif olduklarını, tv'lerinden bazı kanalların yazılımlarını bile sildiklerini övgünün sövgü durağında anlattıkça anlatıyorlar...
Hadi abarttık diyelim.. Bu kadar değilse bile anladığım kadarıyla papağanların eli, başka pencere açmak için parmak oynatmayı külfet sayıyor.
Tek doğru duyduğum doğrudur. Duyduğum, doyduğum; doğrusu size kalsın.