Esteban: Fazla iş düşmedi. Cılız şutlarla karşılaştı.
Zeki: Bek oyuncusu orta kesmemeye programlandı. Son haftalarda gelen topu, bilek hareketleriyle kontrol etmekle ünlenmek istiyor. Galiba!..
Mustafa Yumlu: Bir İngilizce konuşsa Ataşe olacak -da- işte İngilizcesi yok!..
Durica: Emniyet sibobu..
Güray: Defansta iş düşmedi. Ofansta koştu, koştu, koştu.. Koştu işte!..
Okay: Bir orta saha oyuncusunun 10 metre önünü göremeyişi.. Akıllara zarar..
Onazi: Geçtiğimiz haftanın etkisinde kaldı. Gol attırmaya programlandı. Ama 3. Lig’den de olsa karşısında rakip var.. Tam bir gölge boksörü..
Yusuf Yazıcı: İkinci yarıda kayboldu.. Etkisiz bir takımda pek de bir şey yapacak gibi görülmüyor. Yine de asistteki sakinliği alkışı alan tek oyuncu.
Abdülkadir: Playstationu iyi bilenler sevdiği oyuncuya top geldiğinde hareket yapmaya çalışır ama sonuca gidemez ya.. Öyle işte.. Güven sorunu vardı..
N’Doye: “Abi 500 daha vereyim yarım saat daha açsana” der gibi..
Castillo: Halen daha alışamadı..Niyeti de yok gibi..
**
Mazideki Trabzonspor bir kenarda dursun..
Hatta hiç çıkarmayalım..
Ayıp olur..
Çünkü, dünkü karşılaşmayı tek kelimeyle anlatacak olursa “ayıp” dersek hiç de abartı olmaz.
Adam geçen yok.
Geçmeye çalışan da yok..
Bir sezon varını yoğunu ortaya koymuşlar gibi sahada gezinmek..
Maziden önce aldığın paraya ihanettir..
Gözümüz yok Allah daha çok versin. Ancak 61.dakikada o soğukta sizi izleyenlere bakacak yüzünüz olsun..
**
Boşa kaçan yok..
Herkes elini kaldırdı top istiyor..
Ara pası yok..
İnadına 3. bölgeye yıkılmak istenen oyun, kapanan bir takım karşısında işe yarar gibi görünse de orta alanda forveti besleyemeyeceksen bu taktik intihardır.
Sahada yoklara oynayan bir takıma karşılık son dakikalarda duran top kıyametin habercisiydi..
Ve de koptu.
Kopsun da..
Kopmalı da..