AK Parti Trabzon'da ilçe kongreleri 'TEK ADAY' anlayışı ile yapılmaya devam ederken, son Köprübaşı olayı ile derin bir kriz ortaya çıktı..
Genel Merkez’in isteği, Trabzon Teşkilatı’nın temayülleri sonucu ortaya çıkan Mustafa Aydın ismi ile tek aday olarak seçime girilmesi planlanırken, Yüksel Erdoğan'ın aday olması ve seçimi kazanması görülüyor ki sıkıntılı bir süreci ortaya çıkardı..
Bir bakıma Genel Merkez’e rağmen kazanan aday profili ortaya çıktı..
Ama sonuç malumun ilanı!
Çünkü..
Kurulduğu ilk günden buyana teşkilat üzerindeki Genel Merkez hakimiyeti, Genel Merkez’e, Başbakan'a rağmen seçime girip kazananların akıbetine baktığımız zaman ortaya çıkan gerçek, Köprübaşı'nda “ADAY OLMAK BENİM HAKKIM. BEN BİLDİĞİMİ YAPARIM SEÇİME GİRERİM” diyen ve seçime girip kazanan Yüksel Erdoğan'ın o koltukta oturma şansının olmadığıdır..
Bundan sonrası belli..
Çünkü geçmişte örnekleri çok!..
Hele hele bu partiye kuruluşundan bu güne emek vermiş, girdiği bütün temayül yoklamalarından önde çıkmış, uzun yıllar il başkanlığı yapmış, bugün Ortahisar Belediye Başkanlığı koltuğunda oturan Ahmet Metin Genç'in Genel Merkez’e, Başbakan'a rağmen aday olması ve seçilmesi ile başına gelenleri herkes gibi Yüksel Erdoğan da çok iyi biliyor..
Hiç kuşkusuz Erdoğan'ın aday olması ve seçilmesi en doğal hakkı..
Onun hür iradesi!..
Ama doğru veya yanlış Genel Merkez’in ortaya koyduğu 'TEK ADAY' yönünde bağlayıcı ve uyarıcı bir prensip kararı varsa, görülüyor ki açık ve net var, o zaman Köprübaşı’nda Genel Merkez’e rağmen seçimi kazanan Erdoğan kendisi için sonun başlangıcının ne olduğunu, daha yolun başında görerek yola çıkmış demektir!..
Hele hele kuruluşundan buyana tartışılan prensiplerinden ödün vermeyen, teşkilat yapısı içinde karşı duranlara karşı hiç tereddütsüz disiplin kararlarını uygulayan bir partinin Köprübaşı'nda buna kayıtsız kalmayacağını Erdoğan da iyi biliyordur..
Yani tecrübelerle sabit!..
Dedik ya sonuç malumun ilanı gibi..
***
AK Parti'de yaşanan bu sürecin hiç kuşkusuz zor duruma soktuğu ve üzdüğü kişi İl Başkanı Adnan Günnar.
2015 seçimlerinde milletvekilliğine aday olmasına artık kesin gözü ile bakılan, bir bakıma ilçe teşkilatlarını Genel Merkez ile koordineli bir şekilde son kez çok titiz bir şekilde seçimlere taşıyan Günnar, “Alnımız açık başımız dik şekilde yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik” dercesine bu süreci sorunsuz geçmeye çalışırken, kucağında bir anda Köprübaşı krizini buldu..
Dün Günnar ile konuşuyoruz..
Diyor ki:
“Kim ne derse desin parti içi demokrasinin en gelişkin partisi AK Parti’dir. Bakın burada bir dayatma, demokratik olmayan bir yaklaşım asla söz konusu değil. Bütün adaylık düşünen kardeşlerimizle oturup konuştuk. Genel Merkez’imizin aldığı, bizim de uygulamaya çalıştığımız ortak akıl, temayül yoklamaları sonucu ortaya çıkan tek aday ile seçimlere girme yönünde prensip kararı var. Bunu bütün aday adaylarımız iyi biliyor. Buna karşı direnmek, buna karşı meydan okumak doğru bir yaklaşım değil. Bu partide sabredenlerin, parti davalarına sadakat ile bağlı olanların sonunda nerelere geldiği ortada.”
Açık ve net mesaj..
Belirttiğim gibi sonuç belli..
O nedenle bugün Ortahisar Belediye Başkanlığı koltuğunda oturan bir isme bile 'Tek aday' prensibinden ödün vermeyerek 'Gereken yapılsın' diyen ve sorunsuz yaptıran AK Parti'nin, Köprübaşı'nda Erdoğan'a taviz vermeyeceğini kendisi de biliyor..
Görülüyor ki..
Çekilme ve istifa yoksa..
Malumun ilanı belli..
Görevden alma!..
Yani beklenen son!..
***
Türkiye'de parti içi demokrasiler işliyor mu?
Sadece AK Parti için değil, diğer bütün partilere bakıldığı zaman parti içi demokrasinin çok sağlıklı bir şekilde işlediğini hiç kimse söyleyemez..
Çünkü Türk siyasetinde dünden bugüne hep lider eksenli bir siyaset anlayışı var..
Karaoğlan Ecevit'ten Süleyman Demirel'e.. Necmettin Erbakan'dan Turgut Özal'a.. Mesut Yılmaz’dan Tansu Çiller'e..
Ve Recep Tayyip Erdoğan'a kadar..
Onlar ne derse o..
Hele hele kuruluşundan bugüne kadar girdiği bütün seçimlerden başarı ile çıkan ve bugün Cumhurbaşkanı olsa bile yine 'TEK' dayanağı Recep Tayyip Erdoğan olan AK Parti'de 'ONA' rağmen varolmak mümkün değil..
Kısa ve özdür.
AK Parti demek Recep Tayyip Erdoğan demektir..
AK Parti'de siyaset yapanlar kim ne derse desin bütün varlıklarını ona borçlu değil mi?
Son genel seçimlerin sabahı MHP Milletvekili Koray Aydın'ın “AK Parti’ye verilen oyların yüzde 90'ı Recep Tayyip Erdoğan'a veriliyor” şeklindeki sözleri gerçekçi değil mi?
O nedenle dün ortaya koyduğu parti içi prensipler, kurallar nasılsa bugün de öyledir..
Tek adayla seçimlere gitme arzusunun bence kaynağı da O'dur..
Ona 'RAĞMEN' olmak 'YOK' demektir..
Unutulmasın 'LİDER' eksenli yürüyen partilerde 'Parti içi demokrasiler lidere rağmen olmaz..'
Bunu sadece Köprübaşı İlçe Başkanı seçilen Yüksel Erdoğan değil, AK Parti'ye oy veren herkes bilir.
Görülüyor ki..
Sıcağı sıcağına tebriklerin ardından geçmiş olsun..
Sayın Erdoğan!..