Esenboğa'ya ayak bastığımda hava gayet güzeldi. Uçaktan inip çıkışı takip ederek yolcuların karşılandığı yerde Volkan Canalioğlu güler yüzüyle beni bekliyordu. Paltomu arka koltuğa savurup sonnokta gazetesi örneklerini torpidoya koyup hareket ettik. Pelit, isimli bir mekanda durduk. Kahvaltı yapmak için mekana adımımızı attığımızda herkes Volkan Bey'i büyük bir ihtimamla karşıladı, soranlara tanıttı beni.
Güzel bir masa seçtik, yan masada MHP Osmaniye milletvekili ve belediye başkanı vardı. Volkan Bey'i görünce yanımıza geldiler, ellerinde yaşlılar için hazırlanmış bir proje vardı. Volkan Bey'den projeye yorum yapmasını istediler. Volkan Bey ‘yaşlısını düşünmeyen yaş döker’ diyerek beğenisini ifade etti.
Kahvaltımızı yapıp Mebus Dergisi'nin yılın parlementerlerine verecekleri ödül törenine katılmak için Sürmeli Otel'e geçtik. Otelin genel müdürü kapıda karşıladı bizi. Toplantı başlayıncaya dek genel müdürün odasında oturduk. Sonra yanımıza Edirne Belediye Başkanı, Milas Belediye Başkanı geldi. Yıllardır tanışıyormuşuz gibi siyasetten spora geniş yelpazeli bir muhabbete tutuştuk.
Ben Fenerbahçeli olan Edirne Şehreminine Fenerbahçe’nin şike yapıp yapmadığını sorunca "bal gibi şike yapılmıştır, gözü kör olsun siyasetin" demesi her şeyi özetleyen son cümle oldu.
Sonra ödül töreni için otelin salonuna indik, Volkan Bey'e, MHP'li Özcan Yeniçeri'ye yılın parlementerleri ödülleri verildi. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'na ve TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e ödülleri ise müsteşarları vasıtasıyla gönderildi.
Ve artık TBMM'deyiz. Meclis garajına arabamızı park edip asansörle bir üste çıkınca Meclis koridorlarında bulduk kendimizi. Volkan Bey'e ne kadar vekil, yetkili, garson ve bilimum görevli varsa hepsinin ayrımsız nezaketle, saygıyla muamele ettiklerine tanık oldum. Basın odalarından, meclisin mescidine kadar art bölümleri de gezdik. Genel Kurul Salonu’nu gördük, izleyici ve basın bölümüne uğradık. Ceylan derili koltukta oturup fotoğraf çektirdik.
Artık karnımız zil çalmaya başlamıştı ki kıbleyi Meclis lokantasına çevirdik. Orada Rize Milletvekili Hasan Karal, isimlerini bilemediğim onlarca milletvekiliyle ayaküstü lafladık.
Akrabam İstanbul Milletvekili Metin Külünkoğlu’nu sorduk, İstanbul’da olduğunu öğrendik.
Volkan Bey'e gösterilen alaka yoğunluğunu hiç kaybetmedi.
Sonra Meclis'teki odasına geçtik. Mebusların odaları yeni binada yer alıyor. Yeni binaya henüz adım atmıştık ki birisi ismimle hitap etti bana. Döndüm can dostum Selahattin enişte, arkadaşım avukat Erol Koyuncu ve süt kardeşim Muhammet.. Volkan Bey onları da odasına davet etti. Abartmayalım ama bir saat odada muhabbet ettik. Onların geliş nedenini öğrendik.
Sonra  yolcu ettik onları. Gelen telefonlar, bazı istekler ve yazıları inceledi Volkan Bey.
Manzaradan cem ettiğim netice, milletvekillerini hakikaten çok yorduğumuzdur. Yasama görevleri dışında, hastaya bakmak, öğrenciye, futbolcuya, işçiye hatta mahkümlardan gelen isteklere kadar çeşidini burada yazamayacağım isteklere cevap aramak ne zor iş dedim kendi kendime.
Tekrar uzun bir tünelle eski binaya geçtik. Garaja indik, dönüş yolculuğu için güzergah Esenboğa..
Allahasımarladık güzel insan deyip uçaktaydım artık. Döndüm Volkan Abi, telefonuyla eve doğru evrilen bir istikamet.