Ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi Trabzon’da da kültür-sanat etkinlikleri yaygın anlayışla “lüks” sayılmaya başlandı. Sadece meraklısına hitap eden, dar alana ve çevreye sıkıştırılan, kimi mülki yetkililerin açılış kurdelesini kesmek için lütfettiği birliktelikler olarak görülmekte. Yaşam koşullarının ağırlığı, ekonomik ve sosyal sıkıntılar, görünen/görünmeyen engellemeler/yönlendirmeler de başka bir sorun.

      Bugün yerel görünen ancak ülkenin bütününü ve her yaştan insanımızı ilgilendireceğini düşündüğüm bir konudan, bir tiyatro etkinliğinden, bir festivalden söz edeceğim. Örgün ve yaygın eğitim kurumlarının dışında kalan ama bir “okul” olma özelliğini yitirmeyen bir sanat türünden; OYUN-OYUNCU-İZLEYİCİ/SEYİRCİ üçgeninin yüce okulundan, söz edeceğim, bir tiyatro sever olarak. 

        Trabzon’da sınırlı olanaklarla “güzellik” üretme çabasında olan birçok kurum-kuruluş var. Kuşkusuz bunların bütününü değerlendirme olanağım yok. Trabzon Tiyatrolar Birliği’nin 3. Tiyatro Festivali’ni kimi aksamalarla birlikte izledim. Ağırlıklı olarak gençlerin yoğun katılım gösterdiği, orta yaş kurmaylarının önayak olduğu bir kolektif emek üretimi beni daha da umutlandırdı. Azalmakta olan sevgi, saygı ve dayanışmayı inadına örmeye/yükseltmeye çalışan özverili çabaya alkış az gelir. 

       20 Nisan-02 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen festivalin ana destekçisi/sponsoru Arter Teknik’e, Trabzon Büyükşehir Belediyesi’ne, Ortahisar Belediyesi’ne ve Trabzonspor’a teşekkür etmeyi bir görev sayarım. Desteklerini artırarak sürdüreceklerine, yeni olanaklar sağlayarak sanatın/tiyatronun halkla daha çok buluşmasını sağlayacaklarına umuyor ve diliyorum.

        Yine salonunu ve sahnesini özverili biçimde paylaşan Tufan Ünlü’ye, Trabzon Sanatevi’ne, Festival sözcüsü Adnan Akyüz’e, il dışından gelen konuk ekiplere ve ilimizden katılan tiyatro ekiplerine, gençlere/halkımıza tiyatro ve sanata ilgileri/katkıları için bir Trabzonlu olarak teşekkür ediyorum. 

       Bu umut dolu çabayı tanıtmak sorumluluğunu duyumsarken, yayılmak istenen karamsarlığı ve teslim alınma duygusunu yok etmek gibi bir amacımızın olduğunu da kamuoyuyla paylaşmak istedim. Çoğunlukla ulusal konu ve sorunları ele aldığım yazılarımda sosyal-kültürel-sanatsal ve siyasal düzlemde sorgulayıcı, öneri/çözüm sunan yaklaşımı yeğlerim. “Ucuz eleştiri” ve “hamasi” söylem kolaycılığına düşmemeye özen gösteririm. Bu bağlamda, çoğunlukla yerel basında yazdığım halde, yerel düzlemin kısır atışmalarına ve polemiklerine, siyasi sataşma ve kişisel ego tatminine muhatap olmadığım bilinir diye umuyorum. 

       Trabzon’un Kültür/Sanat/Yazın dünyamızın önemli bir merkezi olduğu gerçekliği tüm karalamalara/yok saymalara karşın unutulmamalı. Spor (futbol) düşkünlüğünün ve sömürüsünün yanında öne çıkarılmak istenen “banallik” ve “nobranlığı”, “maganda kültürünü” ve her tür düzeysizliği mahkûm etmek yöneticilerin olduğu denli sanatseverlerin de görevidir diye düşünüyorum. Bir tiyatrosever, bir sanatsever yurttaş olarak, bir Trabzonlu ve bir Yazın/Kültür insanı, bir eğitimci olarak güzelliklerin Trabzon’da ve ülkemizde çoğalması benim gibi birçoklarının da elbette büyük beklentisidir. Düşünen, elini taşın altına geçmişte de koyan, halen de bunun için çaba ve emek harcayan, eli biraz da kalem tutan birinin gözlemlerini, yerel yönetici ve sanat dünyası ile paylaşmak bir sorumluluk gereği sayılmalı.

       Zaman zaman yerel kimi yönetici ve anlayışları şiddetli eleştirilerimin yanında yapıcı ve yönlendirici öneri ve isteklerle yardımcı olmaya çalıştığım tutumum, ilkesel bir yaklaşımdır. Özellikle son yerel seçim öncesi seçilecek başkan ve ekiplerine temel görevlerinin yanında kültür ve sanata bakışlarına ilişkin yardımcı olmak, kentimiz ve yurdum insanının sanattan, kültür edinimi ve yazınsal etkinliklerden daha çok yararlanılması adına neler yapılabileceğini görüşme, öneri ve kapsamlı bir dosya ile yardımcı olmak gönüllüğü içinde olduğumu yazılarımla vurgulamıştım. 

      Kentimiz adına eksikler için sadece üzüldüğümüz, övgü ve övünçler için sevinip alkışladığımız durumları bir yana bırakarak davranış geliştirmek becerilebilmeli. İleriye dönük kalıcı olumluluklar için daha anlamlı bir konum ve rol almak/istemek ayrıca önemli. Bu yaklaşımla bakıldığında olumluluk ve güzellik halkasının genişleyeceği bilinmeli. “Toptancı” mantığı ile tamamen olumlu ya da tamamen olumsuz/yanlış arama/görme genellemesi artık terk edilmeli. Her siyahın içinde bir beyazlığın, bir maviliğini bir kızıllığın olabileceği/barınabileceği ve gelişebileceği unutulmamalı. Kültür-sanat-güzellik serüveni/süreci böyle yol alır.

       Tarihin tekerleri her zaman ekonomi verileri ve olumluluklarıyla ileriye doğru gidememekte. Kültürel, sanatsal üst yapı alt yapıyla bütünlendiğinde yüzyıllara, binyıllara varan insanlık kalıtı daha ölümsüz olarak varlığını kalıcı kılmakta.

       Kültür/Sanat/Aydınlanma düşmanı, sevda/aşk yoksunu, insancıl olana karşı çıkan bir “güruh” varlığını genişleterek halkımızın ve bizim yaşam alanımızı/dünyamızı sınırlandırmak istemekte! Tiyatro/Sanat büyük sıkıntılar yaşamış ama boğulamamış, hep su üstünde kalmayı bilmiştir. “İnsanlık” bunun için “büyük insanlık” san’ını kazanmıştır. 

      Ayrıca Tiyatroya/Sanata emek ve katkı sunan, alt yapısal destek veren kurum ve kuruluşlar, yerel ve merkezi yönetimler ve önderlik edenler saygı ile anılmışlardır. Bu son tümce sadece siyasi bir gönderme değil, başta gençlerimiz olmak üzere bütünüyle halkımıza dönük bir eğitimci anımsatmasıdır! Onun için iyimserim. Onun için karamsarlığa, “yenildik”, “yıkıldık”, “yok olduk”, “her şey bitti” söylemine/tavrına karşıyım!

       Sanat/Tiyatro/Kültür ve Yazın ömür kazandırır, yaşatır; ölümden sonra bile!

                                                         07 Mayıs 2024

                                                               Trabzon

                                                   - Yarınlar Güzel Olacak-