Çağımız şartlarının geleceğine baktığınızda dünyamız için tohum üretme sanayii çalışmaları uzay ve teknolojik çalışmalardan daha önemli ve stratejik hale gelmiştir.

Zira icab-ı halde arabasız, uçaksız, bilgisayarsız yaşanır, fakat tohum tedariki olmadan dolayısı ile gıdasız ve susuz yaşanmaz.

Hepimizin müşterek şikâyet ve endişesi bu tohum sanayiinin ne yazık ki dünya insanlığının en büyük düşmanı olan siyonizmin eline geçmek üzere. Herkesin birlikte maruz kalabileceği muhtemel iklim değişikliklerinde hibrit tohumlar yüzünden elde kalmayacak olan buğdayından, domates, biberine varana kadar hepsi bir gün gelir bunların genetik oyunu ile ellerine geçerse o zaman topunuz, tüfeğiniz, İHA’nız para etmeden esirleri olursunuz.

Bu adamlar halihazır hayatlarını dahi Tevrat üzerindeki sözüm ona kehanetlere endekslemiş her yerde bu kehanetlere göre hayat tarzlarını düzenleyip kendilerinin üç bin yıl önceki Ortadoğu’da ki hakimiyetlerine geri döndürmeye çalışmaktadırlar. Unutmayın Kuran’da Yusuf suresinde ve Tevrat’ta geçen Firavun rüyasındaki yedi yıl bolluk peşinden oluşan yedi yıl kıtlık durumunda Hz. Yusuf’un tavsiyesi üzerine yedi yıllık bollukta tüm tahılları istif ederek gelen yedi yıllık kıtlıkta tüm Ortadoğu halklarına hakim olmuş ve onları kapılarına adeta dilenci durumuna düşürtmüşlerdir.

Şimdi ortada giderayak “küresel ısınma” hikâyesi gözlerimizin önünde duruyor. Belki 40 belki de 50 yıl sonra acaba o zamanki kıtlık devri gelirde bu adamlar bu gün bize kastıkları hibrit tohumları kesip bizleri kapısına tohum için kul ve köle ederse ne yaparsınız? Düşünün hibrit buğday, domates vs tohumların meyvelerinin tohumları olmamakta, her yıl onlardan almak zorundasınız. Şimdi duyduğumuza göre devlet yerli buğday ve tohumların ekimini yasak ediyormuş (!) doğru veya yanlış bilmiyoruz.

Bu konuda ziraatçı beyler in de ağzını bıçak açmıyor. Peki biz Anadolu halkı olarak bu tohum sanayiinde bu siyonistlere ileride mahkum olursak milletin hali nice ola? Düşünün ki birilerinin dünya iklimi ile oynadığı tevatürü de haberlerde geçmekte yani dünyayı bir kaosa sürüklemeye çalışmakta imişler.

Hatta bazıları da rivayeti abartıp güya Kıyamet kargaşası (Armagedon) için tüm zulümleri öne çıkartıp haşa yaratanı kıyamete ve onların sözde mesihlerin tekrar gelmesine zorluyorlarmış (!) olacak iş mi? Bu fikir insanoğlunun Şeytanlaşmakta zirve yaptığı bir seviyedir. Biz dinler tarihinde birçok olayları okuduk öğrendik. Olmayacak şey var mı? Bugün ilmin ve sanayiin geldiği nokta ortada. Ne bu yahu, üç milyonluk İsrail dünya tohumuna, üç milyonluk Hollanda dünya hayvancılığına hakim ve biz şu an bunca genç ve eğitimli nüfus ile onlara el açar durumdayız. Bizi bu durumlara, bunca geçmişimize rağmen düşürenlere yazıklar olsun. O zaman Türkiye Cumhuriyeti devletine düşen, çok acil olarak hayvancılık ve tarım konusunda özellikle tohumlar ıslahını behemehâl yerli üretime geçip tüm Anadolu köylerine yaymak ve şu hibrit tohum ve dışa bağımlılık rezaletinden bizleri ve gelecek neslimizi kurtarmaktır. Bu konu İHA’ların SİHA’ların, uçakların ve sanayiin de önünde acil bir meseledir.

Ne yazık ki bu denli tevatürlere hiçbir devlet yetkilisi çıkıp ta şu şudur bu yanlıştır deyip yüreğimize su serpmek yerine halkı istifhamlarda baş başa bırakmaktadırlar.