Ben siyasetin içinde büyümüş bir insanım. Bizim evimiz siyaset okuluydu sanki. Düşünebiliyor musunuz 33 yaşında Belediye Başkanı olmuş ve ölünceye kadar tam 30 sene aktif siyaset yapmış bir
babanın oğluyum. Farklı partilerden olmak, farklı
düşünceye sahibi olmak onu ötekileştirmek telkini yapılmadı bize.
Bir gün bana, “Oğlum, farklı partili arkadaşlarına saygısızlık yapma. O, onun düşüncesidir ve muhteremdir. Tepki verirsen sen kendi düşüncene de samimi olmadığın ortaya çıkar ki bu çirkin bir
yaklaşımdır.” demişti babam. Hep sözünü tuttum. Her
görüşten arkadaşlarım, dostlarım vardır ki son derece mutluyum.
Bugün gazetelerden okudum. 12 yıl bir ülkenin başbakanlığını yapmış bir bireyin, bir parti liderine Alevi, diğer parti liderine Zaza diye kürsüden seslenmesini gerçekten yadırgadım. Sana ne kişinin
inancı. Biz ne camiye imam ne de Cem evine Dede
seçiyoruz. Biz bu aralar ülkenin başına geçecek dürüst Cumhurbaşkanı seçmeye hazırlanıyoruz.
Sayın Başbakan; Libya, Mısır, Irak ve Suriye vatandaşlarına sesleniyor ve onlara şirin görünmenin hazırlığı içinde galiba. Suriye’den ülkemize sığınan insan sayısı, 1 milyon 300 bin civarında.
Bunların 220 bini kamplarda ve devletin kontrolü altında
ya geri kalanlar? Sokaklarda dilencilik yapıyorlar veya namuslarını satarak geçimlerini sağlıyorlar. Yani” Saldım çayıra mevlam kayıra” diye bir söz vardır ya işte mülteci olarak ülkemize giren
insanların durumu bu. Bunun nesi ile öğünüyorlar
gerçekten anlayamıyorum.
Parklarda sabahlayan insanları, çadırımsı barınaklara sığınan aileleri, geçitleri mesken edinip avuç açan Suriyelilerin varlığından kendinize ayırdığın övünç payı ne?
Tamamen mezhep ayırımını körüklemek ve kendi mezhebindeki insanlara sözde sahip çıkar görünüp keyfine bakmak bence göz boyamaktan başka bir şey değildir.
Evdeki hesap çarşıya uymadı galiba. Suriye’deki meşru yönetimi devirmeye gücü yetmedi . Onun için ülkemize gelen , getirilen bu insanlar burada uzun süre kalacaklar ve biz de dilenci toplumu mu
olacağız?
Atalarımızın bize emanet ettiği bu güzel ülkeyi içinden çıkılmaz hale getirmek, milli gelirimize başkalarını ortak etmek hatta sormadan maaşlarımızdan para kesip başkalarına vermenin hesabını
burada vermezseniz bile öteki dünyada vermek
zorunda kalacaksınız. Çünkü benim hakkımı başkasına yediremezsiniz ve yedirmemelisiniz.
Sayın Ekmeleddin Bey’in sevgili eşi Füsun Hanım’ın sitemini kim haklı bulmaz ki? Siyaset yapmak ki cumhurbaşkanlığı seçimi siyaset üstüdür, ille de çamur atmak, küçük düşürücü tavırlara girmek
anlamına gelmez. Haklı olarak Sayın Başbakan’ın
kullandığı dili yadırgıyor. Devletin en üst makamı için seçim yapılıyor ama Başbakan eski alışkanlığını yani parti genel başkanı gibi konuşuyor ve ayırımcılık yapıyor. Bir cumhurbaşkanı “Sen
Alevisin, Sen Sunisin, sen Kürtsün, Lazsın, Türksün gibi
ayırımcılığı kaşıyarak oy alma peşinde olmamalıdır. 2011 yılında Sayın Başbakan mezhep ayırımcılığını kaşıyan konuşmalar yapmıştı. Reyhanlı’da ölen insanlar için de 53 suni vatandaşımız şehit
edildi diyerek ayırımcılığı kışkırtmıştı. Bu yaklaşım
bizi korkutuyor. Mezhep, ırk çatışmalarına yol açacağı endişesini yaşıyoruz.
Ne yapacaksın kardeşim 40 yıllık Kâni olur mu Yani?