Trabzonspor bugün Rostov'la 2-0'ın rovanşında karşılaşıyor.
Türkiye'nin rezil futbol dünyasında nadide bir çiçek gibi duran Trabzonspor ülke adına puanlar toplama görevini son yıllarda herkesten daha iyi yerine getiriyor.
En güçsüz gösterildiği geçen yıl, karşısına Juventus çıkmasaydı yarı finali görecek bir performansa sahipti.
Bu ülkenin kirli federasyonuna ve bir elin parmaklarından çok şikeye bulaşmış takımlarına rağmen Fırtına, Türkiye'yi temsilde üzerine düşen ödevi fazlasıyla yaptı.
Bugün de Rostov karşısında turu geçerek gruplarda ülkeyi şanla şerefle temsil edeceğinden zerrece şüphem yok.
Çünkü Fırtına bu lige Türkiye’de farklı misyonları omuzlarına alarak yükseldi.       
Aralarında üç pas yapan İstanbul'un adı şişirilmiş takımlarına “Siz bir şey değilsiniz, yalandan kendinize günah olan sıfatlar atfetmeyin” dedi. “Ben halkın damarlarından süzülerek gelip sizi tokatlayıp tokatlayıp adamlığa davet etmeme rağmen hala kusurlu tavrınızda ısrarlısınız” diyerek her yıl onları adalet çizgisine davet etmeye devam ediyor.
Rostov'la ilk maçı oynadığımız gün Trabzonspor'u şöyle anlatmıştım:
*Sen hırçın dalgaların bilediği yalcın kayalar gibi yüksek bir umutsun.
*Sen sahadaysan hep umut vardır.
*Çünkü senin geçmişinde yenilgiyi asla kabul etmeyen bir ruh vardır.
* Rakibin kim olduğu, ne oynadığı senin kitabında bir mana ifade etmez. Çünkü sen, nice devleri cüceleştiren bir maziden geliyorsun.
*Çünkü sen kirli Türk futbolunun tek şerefli yaprağısın.
*Çünkü sende itilmiş kakılmışların duası var!   
*Çünkü sen; hincikli, taşralı, Laz diye aşağılanan bütün insanların makam koltuğusun.
*Sen, Trabzon'un büyük geçmişinden aldığın kuvvetle kendini kudretli hissedenlere kırbaçsın!
* Adam olmamakta direnenlere öğretmensin!
* Sen bizsin.
*Sen Trabzonsporsun!..
*Evet sen Fırtına’sın!
*Bu akşam da es de şöyle kurulduğumuz köşemizde sevincin şarkısını mırıldanalım..