Bu tutkunun yerini hiçbir şey alamıyor..
Bazıları ise öylesine örnek oluyor ki duygulanmamak mümkün olmuyor.
Bugün yazı yazmayıp ara vermek isterken, ulusal medyanın bültenlerine düşen bir habere karşı kayıtsız kalmak istemedim.
Kalamazdım.
Çünkü ders gibiydi..
Yenmişsin, yenilmişsin bir kenara..
Gerçek dost..
Gerçek sevgi..
Gerçek tutku..
İyi günde olduğu gibi kötü günde de omuz omuza vermek değil midir..
Karşılıksız sevgi böyle olmalı..
Bakın dün Sivas’ta ne olmuş!.
Son 4 haftada 4 mağlubiyet alarak taraftarını hayal kırıklığına uğratan büyük bir moral bozukluğu yaşayan Trabzonspor, dün yeniden çıkışa geçebilmek için özel uçakla Sivas’a gittti.
Hiç kuşkusuz başlar öndeydi..
Bordo-Mavili ekibi karşılamaya gelecek taraftar için polis ekipleri tarafından Sivas Nuri Demirağ Havaalanı’nda geniş güvenlik önlemi alındı.
Ancak, havaalanında Trabzonspor kafilesini sadece bir taraftar karşıladı..
.jpg)
Evet bir taraftar!..
Ders verdi..
Kimdi o isim..
22 yaşında Trabzonlu bir üniversite öğrencisi
Adı: Muzaffer
Soyadı: Usta..
Takımını, kent merkezinden yola çıkıp 27 kilometre mesafeyi 5 saat yürüyen üniversiteli Muzaffer Usta karşıladı.
Evet 5 saat yürüyerek..
Vefalı taraftar ‘Hoş geldiniz’ diyerek futbolcularla kucaklaşıp fotoğraf çektirdi.
Takımını havaalanında tek başına karşılayan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı 2’nci sınıf öğrencisi Trabzonlu Muzaffer Usta, havaalanına giden servisi kaçırdığı için yürüyerek alana geldiğini belirtirken bakın ne söyledi..
.jpg)
“İyi günde de kötü günde de takımımın yanındayım. Her şartta takımımı çok seviyorum. Bu nedenle alanda karşılamak istedim. Arkadaşlarıma alana gitmeyi teklif ettim ama kimse gelmek istemedi. Servis ile alana gelmek istemiştim ama yetişemedim. Başka araç bulamayınca yürüyerek gelmek istedim. 5 saat yürüyerek buraya geldim. Amacıma ulaştığım için de mutluyum” dedi.
Genç taraftar dönüşte ise basın mensuplarının aracına bindi.
Muzaffer’in fotoğraflardaki yüz ifadelerine bakın..
İçten sevgi, içten bağlılık.
Taraftar dediğin işte böyle olur..
Ders veren sevgi bu olsa gerek..
İyi günde..
Kötü günde..
***
Trabzonspor yönetimine bir önerim var buradan..
Trabzonspor’un gelecek hafta Avni Aker’de Gaziantep’le oynayacağı maça üniversiteli Muzaffar Usta’yı davet etmeli..
Uçak biletlerini yollamalı..
Oteli tutulmalı..
Avni Aker’in şeref tribününde en iyi şekilde konuk edilmeli.
Maçın devre arasında da bütün taraftarın ve Türkiye’nin gözü önünde ‘Helal olsun’ diyerek teşekkür şilti verilmeli..
Helal olsun..
Bir Trabzonlu olarak kardeşim Muzaffer Usta ile gurur duydum..
Alnından öpüyorum..
ŞAFAK 8!..
Heyecan dorukta..
7 Haziran seçimlerine göre siyasi partilerin performansının düşük olduğunu söylemek mümkün.
Çünkü hem Türkiye, hem siyasi partiler, hem de adaylar hiç tartışmasız yorgun..
Türkiye’de bir seçim havası olduğunu söylemek de zor.
Ama sonunda bir seçim..
Peki ne olacak?
Bir tarafta maçı ne pahasına olursa olsun kazanmak için (yeniden tek başına iktidar olabilmek için) bütün kozlarını sahaya sürüp son şansını deneyecek olan AK Parti..
Diğer tarafta en azından 7 Haziran’daki sonucu tekrarlayıp veya biraz üzerine koyup koalisyon hükümeti ile Türkiye’nin yol haritasına yeni bir şekil vermek isteyen CHP-MHP-HDP..
Şu bir gerçek ki Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kırılma noktası seçimlerinden birini yaşayacağız 1 Kasım Pazar günü. Türkiye’de 13 yıldır süren tek başına AK Parti iktidarı karşısında muhalefet de son şansını deneyecek..
Öyle bir son şans ki..
Bu seçimde AK Parti’nin tek başına iktidar olması demek, bundan sonrası için AK Parti’nin önünün bir daha kesilemeyeceği anlamı taşırken, bir 4 yıl daha tek başına AK Parti iktidarına mahkum kalacak olan muhalefetin özellikle liderleri Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli için sonun başlangıcı olacak hiç tartışmasız..
Tabi ki AK Parti’nin tek başına iktidar olamaması Başbakan, Genel Başkan Ahmet Davutoğlu için de sonun başlangıcı olacaktır.
Yani 1 Kasım seçimleri bütün partiler ve genel başkanları için de ‘KADER’ seçimi..
AK Parti kurmayları yaptıkları anketler ölçüsündeki değerlendirmelerinde 1 Kasım’da tek başına iktidar olacaklarına inanılarken ‘En az 285 milletvekili’ açıklaması yapıyorlar. AK Parti’nin 7 Haziran’a göre bu seçimlerde sıçrama yapacağı zayıf halkayı MHP’den önce Bahçeli’nin üzerine kurduğu aşikar. Özellikle terör ile mücadeledeki yeni kararlı tutum nedeni ile MHP’ye giden oyların geri döneceğini hesap ediyorlar..
Yani AK Parti tek başına iktidar olmanın yolunu MHP’den gelecek oylara endekslemiş gibi..
Muhalefette ise CHP’nin 7 Haziran seçimlerine göre oylarını ciddi bir şekilde artırma hesabı içinde olduğu görülüyor. Özellikle CHP de7 Haziran’da HDP’ye giden oyların geri geleceğini hesap ediyor.
MHP ise AK Parti karşısında oylarını kaptırmamak en azından 7 Haziran’daki oylarını korumak için sahada.
Görülüyor ki geçtiğimiz seçimlerde AK Parti ile HDP arasındaki oy geçişi noktasındaki yüksek gerilim, bu kez AK Parti ile MHP arasında yaşanıyor. MHP milliyetçi tabanından oy kaptırmak istemiyor. Bu yönde çağrı yapmaya da devam ediyor..
Trabzon’da ise ne olur?
AK Parti Süleyman Soylu’nun yönetiminde 7 Haziran’dan sonra erken seçim olacakmış gibi hep sahada olmasının avantajını kullanmaya çalışıyor...
AK Parti için büyük bir şans olan Soylu, takım oyununun yüksek performans ile AK Parti’nin oylarını ciddi bir şekilde artıracağını ‘5’ çıtasını yakalayacağını düşünüyor.
MHP’de ise Koray Aydın yine en etkili güç..
Aydın ‘Gerçek milliyetçileri kandıramazlar’ diyerek, AK Parti’nin hesaplarını boşa çıkarmaya ve 7 Haziran’daki oylarını korumak için çalışıyor.
CHP’de ise Haluk Pekşen adete tek başına takım gibi. Her yere yetişmeye çalışırken 3. parti konumundan tekrar 2. parti konumuna gelebilmek için büyük efor sarf ediyor.
Açıkçası hem Türkiye’de hem de Trabzon’da 2 Kasım sabahı çok şeye gebe!