MHP'nin terör konusunda bütün tezleri doğrulandı. Kimse bunu inkar da etmiyor. Zaten MHP'ye oy verenler Meclis'in ülkücüler olmadan işlevsel olamayacağını bilmelerinden ucu ucuna da olsa onu bir bekçi olarak TBMM'ye gönderdiler.
MHP'nin aldığı oylara yüzde bir bile katkısı olmayan bir liderle bu oy alınabiliyorsa siz kitleleri arkasına takacak bir liderle neler yapabileceğini varın hesap edin.

Bir de yereldeki siyasetçilerin her bir ferdine sahip çıkması, onları rakik karşılayıp onlarla samimi muhabbet etmesi gerekiyor.
İster genel başkan düzeyinde, ister yerelde olsun MHP'de bir samimiyet sorununun varlığı da inkarı kabil olmayan bir hakikat..
Bir insan kendi siyasi iklimine bereket getirmiyorsa çekilip kenarda oturmasını bilmeli. Israrla 'benden başka post, yanımdakilerden mada dost yok' der ise bu mensubiyet şuuru içinde olunmadığına delalet eder.

Binlerce akademisyeni olan, yüzbinleri geçen eğitimciye sahip, onbinlerle ifade edilen sağlıkçısı bulunan bir parti barajın biraz üstünde bir görüntü veriyorsa sorumluyu dışarıda değil de içeride aramak gerektiği bir vakıadır.

Tabanı böylesine geniş ama yönetim anlayışı ise bir o kadar dar bir başka siyasi parti belki de yoktur siyasi dünyamızda.
Bakınız MHP'nin durumunu izah eden bir hakiki hadiseyle yüzleştim hafta sonu. Bir çay ocağında çay içerken hemen yan masada bir insan benim köşe yazımı okuyordu. Yazı sahibinin hemen yanında olabileceğini kim aklına getirir?. Kimse değil mi? Ben yaşıtım olduğunu düşündüğüm bu okuruma 'beyefendi ne okuyorsunuz' diye sorunca okurum şaşkın şaşkın bir yazının başındaki resme bir de bana bakarak 'yoksa sen misin' dedi..

‘Buyur otur muhabbet edelim’ diyerek de masasına davet etti. Öteden beriden derken iş geldi çattı particiliğe.. Bana oyumun rengini sordu, 'ben gazeteciyim bunu açıklamam doğru olmaz' diye cevap verdim. Kendisi ismini de vererek son seçimlere kadar hep MHP'ye oy verdiğini son seçimde ise eniştesinin de ricasını kıramadığından AK Parti'ye oyunu verdiğini söyledi. Ayrıca 'MHP İl Başkanlığı'nı ziyarete gittiğini, kendisine hiç de sıcak davranılmadığını' söyledi. 'Bir soğuk duruş gördüm orada' dedi. Dedim şimdi bunu yazarsam ismini vermek zorunda kalırım deyince 'ver' dedi.. Çaykaralı bu emekli arkadaşın adı Ali Rıza Birkan'dı. Telefonu da var bende.

Türkiye'de yüzde 17'den yüzde 11'e düşmek ve 96 bin oydan Trabzon'da 35 bin oy kaybetmek sadece konjektürel palavralarla açıklanamaz. Sadece Genel Başkan Bahçel'nin yetersizliğine de bağlanamaz. Bu insanlar zaten liderlik boşluğunu bile bile MHP'ye oyunu veriyordu.

Ne olduğunun cevabı yukarıdaki örnekte saklı.. Güler yüz, sıcak bir çay ve de samimi muhabbet..
Bunu başaran partiler vitrinlerini süslerler..
Diğerlerinin vitrinleri sirke satar..