Uzun yıllardır şu Avrupa Birliği deriz dururuz!
Adamlar dayatır da durur!
Şunu yapın, bunu yapın!,
Aman ha yapmazsanız almayız!..
Tehditkar sözler!.
Dayatmalar.!
Biz de’Vay sen bize nasıl AB’ye giremezsin ‘derir dururuz!
‘Vay sen nasıl bize imtiyazlı ortaklık teklif edersin’ deriz tepki koyarız!..
Adeta kapısında bekleyeduran bir görüntü içinde kalırız!..
Ha bugün ha bugün!.
Son günlerde Gazi Parkı olayları sonrasında ortaya çıkan tepkiler karşısında yeniden AB ile karşıkarşıya gelirken ‘Sizi almayız’ tepkimiz karşısında yine AB aşkımız depreşti gibi!..
Bırakın Allah aşkına..
Biraz’da batının gerçek yüzünü görelim!.
Neler oluyor, neler bitiyor orada bir araştıralım!..
Anlatalım millete!.
Nerede o eski batı!..
A’dan Z ’ye irdeleyen var mı?
***
Bakın ben demiyorum..
Dünyanın en büyük tarıma dayalı sanayi ve kozmetik grubu olan "Unilever"in Avrupa bölümü başkanı Jan Zijderveld'in "Financial Times Deutschland"a yaptığı açıklamayı tüm Batı medyası aynı başlıkla duyurmuş!
"Avrupa'ya yoksulluk geri geliyor."
Zijderveld'in demecini geçtiğimiz günlerde Sabah gazetesinde okuduk..
Gelin o haber ve yorumla yazımızı şekillendirelim.
Çünkü bilinmesi gereken çok anlamlı ve önemli tespitler var!..
Avrupa'ya yoksulluk geri gelmekle kalmıyor, daha önemlisi batı, yani Atlantik'in iki yakası gücünü ve zenginliğini yitiriyor. Hem de bir daha geri alamayacak şekilde.
"Le Nouvel Observateur" dergisi, internet sitesine İngiliz iktisatçı Jon Moynihan ile yapılmış bir mülakatı koydu.
Dört bölüm halinde.
Moynihan, Batı'nın ayağının altındaki zeminin kaymakta olduğunu bakın nasıl anlatıyor...
***
2011 verilerine göre OECD bölgesinde bir çalışanın ortalama günlük ücreti 135 dolar.
Çin ve Hindistan'da ise 12 dolar. Üstelik Çinli ve Hintli işçiler, batılılara göre daha iyi eğitimli ve daha sıkı çalışıyor.
Küreselleşmiş bir ekonomide bu ücret uçurumunu sürdürmek mümkün değil.
2020'de batılı çalışanların günlük ücreti 100 dolara gerileyecek, Çinliler'in ve Hintliler'in ise 20 dolara çıkacak. 2025'te iki tarafta da ücret 60 dolarda eşitlenecek.
Bir başka deyişle, batılı çalışanların geliri 15 yılda yarıdan fazla azalacak, Çinliler'in ve Hintliler'in ise 5 kat artacak.
***
Gelelim, küresel krizin yol açtığı kitlesel işten çıkarmalara...
ABD'de ve Avrupa'da sokağa bırakılanlar yeniden iş bulabilecekler mi?
Cevap: Hayır.
Çünkü emek yoğun üretim yapan sektörler Uzakdoğu'ya göçe devam ediyor. Demir-çelik, beyaz eşya, elektronikten sonra sıra otomotive geldi.
Yarın uçak sanayisi de kervana katılacak.
Bu durumda istihdam kapısı olarak ne kalacak?
ABD bu konuda somut bir örnek:
Daha önceki krizlerde, kriz öncesi istihdam düzeyine 4 yılda ulaşılıyordu. 2007 krizinden bu yana 5 yıl geçti. İşsiz sayısı 2007'nin hâlâ 6 milyon üstünde.
Nedeni son derece basit:
1955'te Wall Street'in en büyük piyasa değerine sahip şirketi General Motors, ABD'de 500 bin, yurtdışında da 80 bin kişi çalıştırıyordu.
Günümüzün en büyük piyasa değerine sahip şirketi "Apple" ise ABD'de 4 bin, Asya'daki tedarikçilerinde ise 700 bin kişi çalıştırıyor!
Çözüm?
İnovasyona, eğitime, araştırma geliştirmeye, yeni teknolojilere yatırım.
Ne var ki, batı onda da nal toplamaya başladı.
Çin, gayrisafi yurtiçi hasılasının yarısını eğitime, araştırma-geliştirmeye, yüksek teknolojilere yatırıyor, batı ülkeleri ise sadece beşte birini...
Dünyanın en iyi üniversiteleri klasmanlarında batılı yüksek öğrenim kurumlarının ezici üstünlüğü sizi yanıltmasın.
Harvard, Stanford, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü, Oxford, Cambridge gibi prestijli üniversitelerin bilim, teknoloji, mühendislik fakültelerinden mezun olanların yüzde 60'ı yabancı gençler.
Dahası, batı'da eğitim kalitesi sürekli düşüyor. Bir örnek: Avrupa'da okuma yazmayı sökmeden eğitime veda edenlerin oranı yüzde 20, Çin'de ise yüzde 4.
Bu tabloya bakarak yanıtlayın:
YARINLAR KİMİN!
***
Ama yeter ki biz kendi kendimize ihanet etmeyelim..
Kendi ayağımıza kurşun sıkmayalım..
Unutmayalım bu ülkenin en büyük rakibi hep kendisi olmuştur!..
Hep dış kurgulu tezgahlarla kendi içinde yıkım yemiştir!..
Dış güçlerinin yapamadığını hep oyuna gelerek kendi kendimize yapmışızdır..
Tam ayağa kalkarken tezgahlarla bu ülkenin önü kesilmiştir!
Hiç ders almamaşızdır!
O nedenle; iktidarıyla, muhalefetiyle, sivil toplum örgütleriyle özeleştirimizi yaparak kendimize gelelim!.
Hepimizin ülkemize karşı olmazsa olmazı olan sorumlulukları var..
Önceliğimiz, Cumhuriyet’imiz 100. kuruluş yıl dönümüne koşarken emin adımlarla koşarken bu vatanın dirliğinin ve birliğinin sigortasının ‘Tek millet, Tek vatan, Tek bayrak’ olduğu aşikardır.
Bunun üzerinde hesap olmaz!
İşte bu hesabı bozmak isteyenler bilin ki yarınlar bizim olacağından korkusu olanlardır.