Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. Cumhurbaşkanı seçilen, 28 Ağustos'ta Abdullah Gül'den görevi teslim alacak olan Başbakan Erdoğan 27 Ağustos’ta partisinin yapacağı kongrede genel başkan adaylarının bir başka deyişle de Başbakanın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu olduğunu açıkladı..
Bu açıklama ile haber ve yorum istihbarat noktasında sonnokta farkını bir kez daha okurlarımıza yansıtmış olmanın da gururunu yaşadık.
Çünkü Türk basınında A'dan Z' ye hiç kimse net bir ismi yazamazken, üç beş alternatif ismi gündeme getirirken, biz bu köşeden 12 Ağustos günü bakın ne yazmıştık..
***
“28 Ağustos'ta Çankaya'ya çıkacak olan Başbakan Erdoğan, partisinin iplerini asla elinden bırakmayacak. Çünkü biliyor ki bu millet desteği AK Parti'ye değil ona veriyor..
12 yılda 9 seçim başarısının yegane temeli de bu..
O nedenle; tartışmasız TEK ADAM..
Peki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, genel başkan ve başbakan olarak kimi işaret eder, pardon ettirir?
12. Cumhurbaşkanı olarak 28 Ağustos'ta resmen Köşk’e çıkacak olan Başbakan, işte bu doğrultuda 14 Ağustos Perşembe günü bütün il başkanlarını Ankara'ya çağırdı.
Hepsinin 'KİM GENEL BAŞKAN OLSUN' sorusu üzerinde görüşlerini alacak.
Sonucu ben şimdiden söyleyeyim..
Çünkü il başkanları bütün siyasi varlıklarını, koltuklarını borçlu oldukları Başbakan kimi işaret ederse, kimi istiyorsa hiç fire vermeden onu söyleyeceklerdir.
İşte bu doğrultuda Başbakan'a yakın kaynaklardan aldığım bütün bilgiler tek isim üzerinde buluşuyor.
O isim de:
BANKO; AHMET DAVUTOĞLU
Yani..
Erdoğan 28 Ağustos'ta Köşk’e çıkarken, 27 Ağustos'ta AK Parti Genel Başkanı, Başbakan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu olacaktır..
Bu arada şunu da belirtelim. Binali Yıldırım Köşk’le hükümet arasında köprü görevi üstlenecek...
Şimdiden hayırlı olsun..
***
Evet 12 Ağustos günü açık ve net olarak böyle yazmıştım..
Dün yapılan açıklama ile bir kez daha Trabzon-Ankara hattında siyasi istihbarat noktasında sonnokta farkını ortaya koymuş olduk..
SABIR!..
Trabzonspor, UEFA Avrupa Ligi’ne çok iyi bir başlangıç yaptı..
Bu futbol ama çok büyük bir müzice olmazsa aldığı net skorla turu geçti diyebiliriz..
Her ne kadar tanısakda yepyeni bir Teknik Direktör, geçtiğimiz sezonki kadrosu yüzde 90 değişmiş yepyeni bir kadro ve yepyeni bir anlayışla sezona başlamak, Avrupa yoluna çıkmak kim ne derse desin ,rakip ne kadar zayıf olursa olsun her zaman büyük bir risktir..
Önemli olan sabra, zamana ve desteğe ihtiyaç duyulan bu süreçleri kazasız belasız geçmektir..
Bunun acılarını geçmişte Kıbrıs Rum takımları ile yaşamadık mı?
O nedenle dün akşam Rostov karşısında alınan net galibiyetin önemi çok fazladır. Hele hele golleri yeni transferlerin atması, takımın özgüvenini kazanması, taraftara moral vermesi açısından mükemmel olmuştur.
Bu takım çok daha iyi olacaktır..
Ama zamana ve sabra ihtiyacı olduğu kesin..
O nedenle ‘Trabzonspor hepimizin ortak sevdası’ diyerek herkesin bu kadronun yanında güçbirliği yapması, destek vermesi kaçınılmaz bir gerçektir.
Hele hele kazasız belasız geçmek zorunda olduğumuz bu sezon başlangıçları çok ama çok önemlidir..
İlk sınavı başarı ile geçtik!..
Arkası gelecektir..
Sabır..
KURULTAYA DEĞİL SOKAĞA SORUN!
CHP'de bütün gözler 5-6 Eylül'de yapılacak olan kurultaya çevrilmiş durumda..
Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı bugün itibarı ile görülen tek rakip Grup Başkanvekilliği’nden istifa ederek aday olan Yalova Milletvekili Muharrem İnce..
Ve görülüyor ki Kılıçdaroğlu'na muhalifler İnce'nin etrafında birleşecekler!..
Ama şu bir gerçek ki partinin bütün teşkilat yapısı elinde olan Kılıçdaroğlu ve kurmaylarının, yarın ne olur, ne olmaz diye koltuklarını korumak isteyen milletvekillerinin, kongreyi kazanmaması büyük bir sürpriz olur.
O nedenle muhalefetin kurultay çağrısı karşısında Kılıçdaroğlu 48 saat geçmeden ‘Hodri meydan’ diyerek kurultay kararı aldı..
Yani çok rahat!..
Gelişmelere bakıyorum..
78 il başkanı da Kılıçdaroğlu'ndan yana desteğini açıklamış!..
Aksi olsa şaşırırdım!..
Şöyle muhalefet partilerine bir bakalım.
12 yıllık AK Parti iktidarı boyunca girdikleri her seçimden yenilgi ile çıkmalarına rağmen hiçbir zaman başarısızlıktan söz etmeden çeşitli gerekçelerle koltuklarda kalmayı başardılar..
Ve görülüyor başarmaya da devam edecekler!..
Asıl anlayamadıkları değil, anlamak istemedikleri gerçek çok acı!..
Çünkü o gerçeğin adı sokak!..
Kurultay delegeleri, il başkanları değil, partilerinin asıl tabanını teşkil eden sokaktaki vatandaş acaba ne düşünüyor diye soranları yok!..
O nedenle genel başkanlar için kurultayların sadece genel başkan kalabilmek için önemleri var, iktidar olmak için önemi yok!..
Hesap verilecek yer kurgulanan kurultaylar değil, sokaktır..!..
Çünkü asıl karneyi orası veriyor!..
Yoksa genel merkezlerin uydusu olmuş kurultaylarla değişen hiçbir şey olmayacaktır.
O nedenle sokağın sesi iyi dinlenmeli!
Tarladaki, iş yerindeki, devlet dairesindeki vatandaş sizin için ne düşünüyor?
Ondan haber verin!..
Asıl kurultay salonlar değil, sokak!
Hala anlamadınız mı?