Fırtınaya tutulmuş bir gemi gibi dalgalarda bir aşağı bir yukarı seyrediyoruz. Antep maçı da yalancı baharmış. Öyle çok dalgalandık ki, kimsenin zaten bu bahara kandığını zannetmiyorum. Sivas’ın başarısı yadsınamaz ama bizim ruhsuzluğumuz da gözler önünde. Beni artık oynatmayın diyen oyuncular var adeta. Yenilgilerin ardındaki ana etkenin Şenol Güneş olmadığı da gözleniyor böylece. Pansumana rağmen kanama durmuyor anlaşılan. Bu da demek oluyor ki kan şiddetli geliyor. Doğru noktalara basınç uygulamak, kanamayı durdurmak, ardından yarayı iyileştirmek gerekiyor.
***
Tolunay hoca geliş hızıyla üzse de yaptığı açıklamalar umut veriyor. İçinde Trabzonspor ateşini taşıdığını hissettiriyor. Tatlı sert havası galibiyet ruhuyla dolu olduğunu, kriz durumlarındaki tavrı da hemen yılmadığını ve gerçekten istekli olduğunu gösteriyor. Toparlanmak adına yaklaşık 3 aylık bir zaman istemesi normal. Sabır taşına dönmüş Trabzonspor taraftarı da artık buna şaşırmıyor.
***
Merak ettiğim şu : 3 ay geçtiğinde sahiden hocanın istediği transferler gerçekleşecek mi ? Yoksa o da kendi isteği dışında takıma gelmiş futbolcularla mı yoluna devam etmek zorunda kalacak? Biz bu uyumsuzluklarla daha kaç 3 ay kaybederiz ? Transferden anlamayanlar niye transferde yetkili oluyor ? Niye oyuncuların sözleşmelerinde “şu kadar para verince serbest kalır” gibi amatörce maddeler var ? Transferde yetkili isimlerin, daha sezon bitmeden gördüğü eksikliklerin kimlerle kapatılması gerektiğinin kararını vermesi gerekir. Transfer dönemi başladığındaysa sadece adım atılmalı. Adım atmayı bırak ; Sercan ve Eren’in gidişi, çok sevdiğiniz birinden istediğiniz bir şeyin gözünüzün içine baka baka en yakınınızdaki başka birine verilmesine benziyor. Bu bence Trabzonspor taraftarına işkence çektirmekten başka bir şey değil.
Öte yandan Sivas maçında Sivas başkanı ile Sadri Şener’in yan yana fotoğrafı üzdü. İnsanlar eylemlerde o fotoğraf çekilsin diye kar kışta bunca zamandır yürümüyor Sadri Şener hatalarıyla üzmeye devam ediyor.
***
Trabzonspor’un başkanı bu büyük sorumluluğu taşıyabilecek, o sorumluluğun altında ezilmeyecek ezdirtmeyecek, temiz futbol aşığı, süreci Bordo Mavi aşkıyla sahiplenecek, unutulmasına asla izin vermeyecek, açıklamalarıyla tavır ve tutumuyla her çevrede saygı uyandırıp sözünü her yerde dinletebilecek, Trabzonspor’u kanatmaya koparmaya ısırmaya değil; yarasını sarmaya ayağa kaldıracak olmalıdır.
***
Bu arada biz 14 Şubat’ı 17 Şubatta kutlayacağız, ötesi yok !
Avni Aker’de !
Kulakları sağır ede ede !
Kayalıklara vuran inatçı dalgalarıyla Karadeniz’in !