Muhtar çakmakları vardı eskiden. Halk arasında bu çakmaklara dokuz Çakar bir yakar denirdi. Ahmet Çakar dün akşam tepeden tırnağa vicdan kesildi. "Yok efendim 60 yaşında bir adam gerektiği kadar yattı, küçük bebesi var da bunu hapse göndermemek gerekir. Cumhurbaşkanı’nı göreve davet ediyorum" diye çağrılar yaparak ses tonunu yalvarmak volümüne ayarlayıp konuştu durdu. "Yok efendim TRabzonlular da kendisi gibi düşünüyormuş" diye de ekledi. Bir kere burnundan kıl aldırmayan şikeden tescilli suçlu zat, TRabzonlulardan özür mü diledi de biz duymadık. Yoksa şampiyonluğu kaybettiğimizde hüngür hüngür ağlayan oğlum Muhammet’in gözyaşlarının bedelini ödedi de benim mi haberim olmadı. Üzülüp canına kıyan TRabzonsporlu gencecik insanlar yeniden bu dünyaya uyandı da ben mi gaflet uykusundaydım.
Çakar arada bir doğru söyler, iş biraz madrabazlaştı mı kırar dümeni zengine, barona doğru. Arkadaş bu adam askerlikten bile katakulliyle yırtmış, bu davadan mı doğruluk paralelinde yürüyecek. Yatacak hem de kanırta kanırta yatacak..
Şikezade efendi son günlerde ajitasyon oyunu oynadı.
Fenerli futbolcuları toplayıp acayıp insan kesilerek, sulu gözlerle konuşurken bile "Fenere kimse para teklifi yapamaz" dedi. Biz de "Fenere kimse para teklifi yapamaz ama Fener yapar" öyle mi demek istedi diye sormak istiyoruz. Bu sözleri kaypak medya anlayamadı veya anladı da bilerek mi sustu veya susturuldu, burası de ‘beyaz’ değil!
Bir de paralel, meridiyen diyerek önceki dediklerine necaset bulaştıran Kütahyalı var! Ona da birkaç kelam etmek gerek. TRabzonlular omurgalıdır, insanın da omurgalısını sever. Zihniyeti sabahtan akşama değişen, şaşkın ve küçük beyinsel egzersizlerle örülü bir sözcük dünyasıyla ekranla kimliklendirilmişlere sıfat veren bu ülke utansın!
Neyse onu fazla kaile almadan Sinan'a gelelim. Sinanı biraz karıştırırsan içinden ‘nisa’ çıkar. Hem de çift n'li nisa.. "Nnisa" böylesini görmedik. Çift dikiş.. Bir de arada sırada, işine geldiğinde ben de TRababzonluyum demesi var ya, ifrit ediyor insanı. Sen Trabzonlu olsan hırsızdan değil mal sahibinden yana olurdun. Ben TRabzonlu değil Rizeliyim, Artvin’de sülalem var. Geniş bir aile sayılırız. Ama iyi bir TRabzonsporluyum. Sen İstanbul'da kalarak ayarlarıyla oynanmış bir kimliksin! Sakın bir daha TRabzon deme, zılgıtı yeme; karıştırılırsan içinden ‘nisa’ çıkan fena halde azizilin içmiş adam!
Gelelim Özata, ona diyeceğimiz Almanya'da yaşadığı o talihsiz olayda gözyaşları döken bizleri, hayal kırıklığına uğrattığıdır. Malüm programa kulübü şikeye bulaştıranlara saldırarak başladı, zaman geçtikçe o da azar azar azizilin içe içe gözyaşlarımıza ihanet eden çizgiye geldi. İnsanların sevgisi yerine dar sevgiyi yeterli gördü. Kendisi bilir ama masum TRabzonluların hayallerini, ruhlarını, gözyaşlarını çalanlarla elbet birgün hesaplaşacağız. İsterdim ki o haksızlıkların nötürleştiği alemde insan bildiklerimiz bizimle olsa. Orada sarı lacivert renkler ve azizilin para etmez.