Darbenin bana ilk bireysel dokunuşunu Trabzon Havalimanı’nda yaşadım. Kontrolden geçerek polis noktasına vardığımda görevli Mustafa Aydın isminin listede bulunduğunu yanındakine söyledi. Yıl 1980 olsa derdini anlatana kadar en az 10 gün geçerdi, neyse ki teknoloji ile beş dakika süren işlem bitti. Listedeki ismimin tutması sebebiyle yanlışlık olmasın diye, diğer bilgilerim özenle bir kez daha bilgisayara girildi. Kimliğimin fotoğrafına ve kaplamasına daha dikkatli bakıldı. Sonra kimlik numarası ve diğer bilgilerin kontrolü ile listedeki kişinin başka bir Mustafa Aydın olduğu anlaşıldı.
Temmuz 15 tarihinden bu yana gelişmeleri takip ediyor ve insanlarla konuşuyorum, hem düşünceler şekil değiştiriyor hem de gelişmelerin hızı baş döndürücü şekilde devam ediyor.
***
Darbe ortamı, Karadeniz yaylalarının sisi gibi sadece 1 metre önünü görebiliyorsun. Uzağı görmek ve analiz yapmak sisli ortamda hem cesaret istiyor hem de oldukça zor. Ancak daha önceki tespitleri ve yorumları bu güne bağlayabiliyoruz, ileride şöyle olur demek güç. Tespitleri, neredeyse her gece televizyon programlarında konukların ideolojilerine göre izliyoruz.
15 Temmuz Darbe girişiminden ülkemizi aydınlığa çıkaracak en önemli güç, eskilerin tabiri ile ADİLANE tutumdur.
Bir siyasi parti olarak seçim kazanabilir veya kaydedebilirsiniz ancak adilane yaklaşım ve tutumu hiçbir seçimle kazanma ve kaybetme lüksümüz yoktur. Her koşulda ülkede adilane olmayı kaybetmemeliyiz, korumalıyız ve geliştirmeliyiz. Hatta demokrasiyi taçlandıracak ana güç adilane olmaktır.
***
İnsanoğlu var olduğu günden bugüne yazdığı önemli öğüt yazıtları ve destanları adilane olmak üzerinedir. Devleti yönetenler adilane olmadığını düşündüğünde veya bir yanlış yaptığını fark ettiğinde vatandaşından özür dilemeyi de adilane olmanın ve demokrasinin bir parçası olarak görmelidir.
Muhalif insanlar, kuruluşlar, partiler vd. bir mesaj verdiğinde bu mesajın derinliğine ve içeriğine bakmak ülkeleri geriye değil ileriye götürür. Demokrasinin bir parçası da birlikte yönetmektir.
***
Sadece Türkiye dışındaki ülkeleri suçlamak yetmiyor. Türkiye’nin kalkınmasını istemeyenler olabilir, hatta buna engel çıkarmak isteyenler de olabilir. Ancak bütün noksanlığı karşıya veya başkasına atmak bir çare değildir.
***
Darbe sisi keşke yaylada olduğu gibi dağdan esecek küçük bir rüzgâr ile kalkacak kadar kolay ve hızlı olsa, hepimiz ne mutlu olurduk. Öyle bir sis bulutu var ki ne zaman kalkacağını kestirmek şimdilik zor.
Türkiye üzerinden sis bulutu kalktığında eğer arkada adilane yaklaşım, demokrasi, iş birliği, kucaklama, hassasiyetleri yorumlama, toplumun farklı değer yargılarına saygı duyma, sorunu çözmeyi kendi içimizde aramayı bırakırsa önümüz aydınlıktır, güneşli günler vardır.
***
Tam tersi durumlarda sis bulutu kalksa bile gökyüzündeki güneşi kapatacak başka bulutlar olacaktır.