Türkiye’yi günlerdir meşgul eden, olayların çıkış noktasını oluşturup olayların başka noktalara kadar uzanmasına neden olan Gezi Parkı nedir?
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, Türkiye’nin ve dünyanın tartıştığı Gezi Parkı’nın tapusunun kime ait olduğunu, koşullarıyla birlikte dile getirdiği açıklamaya bakınca ilginç detaylar ortaya çıkıyor!..
İşte ‘Gezi Parkı’nın tapu detayları;
***
İŞTE O TAPU
Yaklaşık 29 bin 550 metrekare yüzölçümlü Taksim-Gezi Parkı taşınmazı, tapuda İstanbul Belediyesi (Büyükşehir) adına 751 ada, 2 nolu parsel olarak tescillidir. İstanbul Belediyesi bu taşınmazı koşullu edinmiştir.
Koşul bir: Gezi Parkı taşınmazı umumi hizmetlerde (meydan, park, yeşil saha vb.) kullanılmak üzere İstanbul Bş. Belediyesi adına tapuya tescil edilmiştir.
Koşul iki: İstanbul Bş. Belediyesi, Gezi Parkı taşınmazını ne satabilir, ne de umumi hizmetler dışında başka bir amaç için kullanabilir.
Koşul üç: Gezi Parkı taşınmazı, ileride imar planında değişiklik yapılarak umumi hizmetlerden gayri bir maksatla tahsis edildiği takdirde, hazine adına tescil edilmek üzere İstanbul Bş. Belediyesi’nden geri alınır.
***
Tapu Kütüğünde yazan bu koşullar, gerek 2290 sayılı Kanun’un 8. Maddesinde, gerek 6785 sayılı Kanun’un 31. Maddesinde ve gerekse halen yürürlükte bulunan 3194 sayılı Kanun’un 11. Maddesinde, açıkça böyle belirtilmiştir.
Gezi Parkı alanının İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis amacı umumi hizmetlerde kullanımına dönük olduğu gibi, bu amacın halen devam ettiği görülüyor..
Tapu çok şey anlatıyor açıkcası...
Bakalım bundan sonra ne olacak?
Yargı sonunda nasıl karar verecek?
Ama ne olursa olsun Türkiye bu sorunu aşmalı ve bir daha gündemine gelmemeli.
Çünkü hem bedenen hem de ruhsal herkesin canı yandı!..
O görüntüleri, jopları, biber gazlarını, tomoları, yakıp yıkmaları bir daha görmek istemiyoruz..
Çünkü hiç kimsenin istemediği görüntüler bunlar!..
Çevreci duyarlılığı ile başlayan eylemlerin vahim noktalara kadar gitmesine herkes vesile oldu!..
Ayrımsız!..
Çevreci olmayan ‘Tam fırsatı’ diyerek araya sızan marjinal gruplar o tertemiz eylemi polisin çadırlara yönelik müdahalesini kullanarak başka noktalara taşıdı,
Masum insanlar, masum gençler ne yazık ki zarar gördü!
Toplum ayrıştırılmaya çalışıldı!..
Yangının üzerine körükle gidildi!..
Hayatını kaybeden, yaralanan insan manzaraları, joplar, biber gazları, yakılıp yıkılan yerlerle baş başa kalındı!
Dünyaya ‘iç savaş’ varmış gibi canlı yayınlarla Türkiye’yi seyrettirdiler!.
Türkiye bunu hiç hak etmedi!..
Normal bir Belediye’nin yapması gereken, çözüm üretmesi gereken yer, bir anda Türkiye’nin Dünya önünde krizi haline geldi!
Bir düşünün Trabzon Meydan parkında Belediye’nin bir ağaç kesme olayı büyüye büyüye Türkiye’de hükümet sorunu haline gelecek!
Belediye nerde? diye sormazlar mı?
O nedenle İstanbul’da Belediye iyi bir sınav verememiştir!.
Siz hiç İstanbul BŞB’yi gördünüz mü?
Vali dışında kimse yok!..
Olacak iş mi?
Bence Gezi Parkın’da olayların başlangıç noktasında bir belediyenin kendine ait parkta çıkan sorunu büyümeden çözmesi gerekirken yetersiz kalışı, uygulanacak projeyi oldu bittiye getirmek istemesi, hesap yapmaması olayları bu noktaya getirdi. Gelinen bu noktayı dünya, Türkiye’de iktidar sorununun bir yansıması olarak okudu!
Hal böyle olunca da iş Gezi Parkından çıktı; ister siyasetin alanı oldu, ister bazı sivil toplumun alanı haline geldi, ister marjinal grupların gösteri sahası oldu, ne derseniz deyin iktidarla karşıt grupların muharebe alanı gibi oldu!
Bu bir gerçektir!..
Açıkçası vahim hatalar yapıldı!..
Kazanan var mı?
Yok!..
Artık o haklı, bu haklı, bu haksız hesabı yapmadan herkes üzerine düşen dersi mutlaka almalı!
Almak zorunda da!.
Bir daha böyle bir kötü sınav vermeyelim!..
Çünkü görülüyor ki dışarıdan avuçlarını ovuşturup bekleyenler çok ama çok!.
***
Çevre duyarlılığından başlayan Gezi Parkı eylemleri arasına, daha sonra sızan bölücü örgütlerin bayraklarını, hatta Öcalan posterlerini unutmamak gerekir. Bir düşünün bir yanda elinde Türk bayrağı ve Atatürk posteri taşıyan çevreciler, bir tarafta ise bölücü örgüt bayrakları!
Gezi Parkı olayları yaşanırken fırsatı iyi değerlendirenlerin ülkemizin Güneydoğusu’nda BDP’lilerin Diyarbakır’da yaptıkları toplantının ve Öcalan’ın da açıklamasıyla biten sonuç bildirgesinde ‘Kuzey Kürdistan’ şeklinde küstah mesajlar verilmesi, olmaz istekleri yeniden gündeme getirmeleri kayda değer değil mi?
Ve CNN İnternatioanal’ın günlerdir Türkiye’yi bütün dünyaya rencide edici şekilde yayınlar yapması, bir mitingi dahi ters yüz yapması, sıradan olaylar değildir(!)
O haklı, bu haklı işini geçtik!.
Mesajlar alınmış ve verilmiştir!..
Yaşananlar yaşanmıştır!..
Herkes üzerine düşen dersi yaşanan süreçte almalıdır!..
Ayrışmaya bu ülkenin ne hali vardır ne de takadı!..
Sağduyu kaçınılmazdır..
Gezi Parkı’nı aşalım artık!..
O olaylar yaşanırken Güneydoğumuzda ‘Fırsat bu fırsattır ‘ diyerek Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatanı ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü tehdit eden ‘Burası Kuzey Kürdistan’ mesajlarını verenleri artık ciddi ciddi iyi irdeleyelim.
Püf noktası burası!..
Ve başka bir ayrıntı..
Bakın dün Cumhurbaşkanı Gül’ün açıklamaları arasında çok ama çok önemli nokta vardı. Geçtiğimiz günlerde yazdığım bir yazıda ‘Türkiye’nin yeni bir gerginlikle başı sıkıntıya girebilir. Alevi –Sunni olayı üçüncü köprü ismi(Yavuz Sultan Selim) üzerinden kaşınabilir’ demiştim.
Cumhurbaşkanı Gül bakın ne söyledi..
‘Üçüncü Köprü'nün ismine ilişkin bir hassasiyet olduğunu gördüm. Belki şöyle yapılabilir. Belki büyük bir devlet projesine, Hacı Bektaş-ı Veli, Pir Sultan Abdal ismi verilebilir. Çok önemli bir kamu projesine"
Devlet adamı olarak Gül yazımda belirttiğim gibi potansiyel bir tehlikeyi şimdiden görür gibi konuştu!..
O nedenle Türkiye üzerindeki oyunlara iktidarıyla, muhalefetiyle, sivil toplum örgütleri ve vatandaşları ile çok ama çok dikkat etmeliyiz.
Süreç çok yumuşak bir zemin!
Bir gezinin içinden çıkamadık!
Aman dikkat..
‘ Canbaza bak!’ deyip yeni roller biçenler ortada!