Seçimler için artık geri sayım başladı!..
Büyükşehirler, iller, ilçeler kendilerini yönetecek belediye başkanlarını seçecek!..
Bu da bir sınav!.
Herkesin sandıkta karnesini alacağı bir sınav!.
Peki iyi bir belediye başkanı nasıl olmalıdır?
Özellikle ve öncelikle;
Bu makamda geçici olduğunu bilmelidir. Vebal sahibi olduğunu asla unutmamalıdır. Çünkü bu işin yarını da var. Hiç bir koltuk ebedi olmadığı gibi, belediye başkanlığı koltuğu da ebedi değildir.
Sonra;
Oturulan koltukların bir emanet olduğunu unutmadan, gece yatağa girince kendini hesaba çekmeli, o gün ne yaptığına bakmalı, yarın ne yapacağına karar vermeden uyumamalı!..
Daha sonra..
Hizmetine talip olduğu kentin,  sosyal ve kültürel özelliklerini çok iyi bilmeli, takip edilen amaçlar hiçbir zaman kişisel olmamalıdır. Belediye başkanı seçilmek için verdiği tüm vaatlerini, seçildikten sonra koltuğa oturduğunda da unutmamalı, yerine getirmelidir. Makamının kapısı vatandaşa her zaman açık olmalı, ulaşılamayan değil, vatandaşla iç içe olmalıdır.
Devam edelim..
Asla ayrımcı olmamalı..
Asla bencil olmamalıdır..
Adil, halktan yana, şeffaf ve güvenilir olmalı, verdiği sözleri tutmalı, kararlı ve dürüst olmalı, ekip çalışmasına yatkın, önerilere ve fikirlere açık olmalı, teknolojiyi, dünyadaki gelişmeleri, kentleşme ile ilgili yenilikleri yakından takip etmeli, kendini sürekli yenilemelidir.
Ben yaparım, ben bilirim, astığım astık, kestiğim kestik edasında asla olmamalıdır!..
Çünkü gelişen, gelişmeye çalışan toplumların en önemli nitelikleri kentleşmeyle doğru orantılıdır. İyi bir kentleşme, iyi bir yönetimden geçer. Bu da kısaca belediye başkanı ve ekibi demektir.
Belediye başkanı bir kentin lideridir!..
Çünkü atanmış değil seçilmiştir!
Arkasında halk olduğunu unutmamalı.
Parti rozetini sözde değil, özde çıkarmalıdır!
Hizmet ettiği şehrin ve yaşayan halkın geleceğinin, ortaya koyacağı vizyon ile belirleneceğini iyi bilerek mutlaka ortak akıl oluşturmalıdır.. 
Halk meclisi oluşturmalıdır!..
İmkânsızlık bahanesine asla sığınmadan ‘Zor olan yapılır imkansız ise zaman alır’ demelidir.
Belediyenin mazeret makamı değil, hizmet makamı olduğunu bilerek tuttuğunu koparmalıdır!
Çok düşünmeli!
İyi bilmeli ki, çalışmak mutlaka hareket etmek ve okumak, yazmak demek değildir. Güzel bir söz vardır ‘Düşünen bir insan, maden kuyularında kazma sallayan işçiden daha çok çalışıyor demektir’ diye..
Yönettiği şehrin ve yaşayanların sorunlarını yerinde dinleyen ve zamanında çözüm getiren biri olmalı, temsil ettiği şehirdeki insanlarla birlikte yaşadığını unutmamalı, onların dertlerini ve sevinçlerini paylaşarak hissetmeli, sadece seçimden seçime değil, her zaman mutlaka onlardan biri olmalıdır.
Ben halkım demelidir!..
Çünkü oturduğu belediye başkanlığı koltuğunun asıl sahibinin halk olduğunu unutmamalıdır.
Halkın çıkarları her zaman ilk hedefi olmalı, çalışmalarını en üst düzeyde yılmadan yaparken onurlu ve gururlu olmalı, tek başına değil, vatandaşıyla birlikte hareket etmelidir.
Etmelidir ki halkı ‘İŞTE BENİM BAŞKANIM’ diyebilsin..
Gücünü siyasetten değil, halkından aldığı zaman sırtının asla yere gelmeyeceğini bilmelidir.
Nerden geldiğini ve nereye gittiğini iyi analiz etmeli, eleştirileri dinlemeli ve bunlardan mutlaka istifade etmelidir..
Ve..
Merhametli olmalıdır!..
Olmazsa olmazdır bu!..
Hadis-i Şerif der ki;
Merhamet etmeyene merhamet edilmez!
Aslında bütün bu sözler sadece bir belediye başkanı için değil, bu ülkeye hizmet noktasında hangi koltukta otursan otur yapılması gerekenler değil midir?
Çok şey mi istedik yoksa!..
MEVLANA DER Kİ;
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.. Başkalarının kusurunu örtmekte gece gibi ol..
Cömertlik ve yardım etmede akar su gibi ol..
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol..
Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol..
Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol..