15 Temmuz sonrası geriye dönük bütün kirli ilişkiler açığa çıkmaya devam ediyor.
Bu sürecin en vahim tarafı ise 2006 yılından sonra başlayan kanlı cinayetler!
2006-2016 yılları arasında meydana gelen olayların çok iyi analiz edilerek FETÖ’nün derinliğine inilmesi şart
Hrant Dink cinayeti ise başlı-başına ele alınması gereken bir konu
Başta Trabzon şehri olmak üzere ülkemizi dünya kamuoyu üzerinde sıkıntıya sokan bu cinayetin hazırlanışı-uygulanışı ve sonuçları FETÖ’nün iç-yüzünü gözler önüne sermeye yetiyor.
19 Ocak 2007 tarihi çok önemli bir milattır.
FETÖ darbe düğmesine bu cinayetle basmıştı..
O gün sadece Hrant Dink öldürülmemiş devletin özellikle de Silahlı Kuvvetlerin altına dinamit yerleştirilmiştir
Cemaatin Dink’in öldürülmesi olayını kasten engellemediği, Dink’i korumak için alınması gereken tedbirlere de engel olmadığı ileri sürülen Çatı İddianame’de suikastı TSK’nın üzerine yıkmak için komplo kurulduğu iddiası sıradan değildir..
Ben bir gazeteci olarak o tarihlerde bu cinayetin perde arkasını yazıp birilerini uyarmaya çalıştıkça adımızı bu kirli cinayete sokmak isteyenler elimizi-kolumuzu bağlamıştı.
Kitaplara konu olan ve dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önüne koyulan Dink cinayeti şemasında adımız cinayetin tam göbeğinde geçiyordu.
Saçma sapan bağlantılar ve ilişkilendirmenin içinde bulmuştum kendimi
Kurulan kumpası ve işin vahametini kimseye anlatamıyordum.
F tipi yapılanmanın polis ve asker kanadını deşifre ettikçe başımız beladan kurtulmuyordu.
Her türlü tehdit ve iftiraya maruz kalmıştım.
Kendi başına başlattığım ve galen devam eden hukuk mücadelesinde hiç-bir destek alamadım.
Kendi meslektaşlarım bile alay etti, yetmedi alçakla bunu haber yaptı, o da yetmedi adımızı sağıcı, solcu, mitçi diye lanse etti.
O dönemi bilip susanlar cemaatin yanında saf tutanlar bugün hakkımızı teslim etme noktasında yüzleri kızararak bize hak veriyor..
Ama geçti o işler!
Hiçbirinin samimiyetine inanmıyorum..
İşin garip tarafı aralarında siyasetçilerin de olduğu o insanlar bugün kendilerini öyle bir gizliyor ki akıl işi değil..
Sorsan hiçbiri cemaatçi değil, hiçbiri bu korkunç yapıya destek olmamış!
“Hrant’ı cemaat öldürdü işin içinde polis ve asker var” dediğimde suratıma bakıp pişkin pişkin gülerek “kafayı yemişsin-senin zorun başka” diyenlere buradan sesleniyorum
“Benim vicdanın rahat ya sizin?”
Kimin kafayı yediği ortada!
Ne yazık ki bu insanlarla aynı sokakları paylaşmaya devam ediyoruz!
Değerli okurlarım Hrant Dink cinayeti sonrası FETÖ’nün bir numaralı ele başlarından Adem Yavuz Arslan ile gazeteci Nedim Şener ve Dink’in avukatı Fehriye Çetin hakkında başlattığım yargı süreci devam ediyor.
Aralık ayında yeni duruşmam var!
Yargı süreci bittiğinde ve başımıza bir-şey gelmedikçe “kafayı yemişsin diyerek üstü açık tehdit edenleri” o gün cemaatin bugün devletin yanında saf tutanları bu köşeden aleni paylaşacağım..
FETÖ noktasında bu şehrin öteki yüzünü,derin bağlantılarını ve kirli ilişkilerini kitaplaştırmayı çok isterim
Yarınlara daha huzurlu daha güvenli ve daha yaşanabilir bir ülke bırakmak istiyorsak hepimizin taşın altına sokacağı eli olmalı..
Öyle oturduğumuz yerden vatan-millet nutukları atma ile bu işler olmuyor..
Son sözde “aman ya bana bir şey olmaz” diyenlere gelsin..
Terör öyle büyük bir ateştir ki gelir tek kıvılcımı bile ocağınızı söndürmeye yeter!
Bilmem anlatabildim mi?