Trabzonspor gelecek yıl kesinlikle şampiyonluğa oynayacak. Bunun için dünya çapında yıldızlar alacağım. Zaten  aralık  sonuna  kadar  sahada zirveye oynayan bir takım yoksa  ben bırakacağım” türünden iddialı sözler eden Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, başlangıçta bu vaadini yerine getirecek transferler  yapamayınca  eleştirilmekle kalmamış,  taraftardan tepki görmeye de başlamıştı. 
Gerçi  ileri dönük olarak düşünüldüğünde iyi denilebilecek gençler alınmıştı ancak  taraftarın beklediği  bombalar  bir türlü patlamamış, yabancı transferler hazırlık kampına yine yetiştirilememişti.
Bu yüzden belki de kendisini taraftara karşı mahcup hisseden Başkan , Trabzonspor’un bayramlaşma törenine de katılmamıştı.
Zaten böyle bir ortamda yapılan bayramlaşmaya taraftar da rağbet etmemişti.

***
Derken herkesin bildiği gibi patlamış mısır misali ardı ardına yapılan transferler sadece Trabzon’da değil, ülke genelinde ‘Ne oldu bu Trabzon’a!  şaşkınlığıyla karşılandı.
Hele, dünyaca ünlü Cardozo’nun transferine inanmakta zorluk çekti  insanlar..
‘Bu da palavracı çıktı hani nerede yıldızlar?’ diyerek yolda  izde  Hacıosmanoğlu’na  sitem edenler eleştiride kulvar değiştirdi bu kez..
 ‘Bu kadar parayı nereden buldular da yapıyorlar bu transferleri?’
‘Hadi aldılar diyelim, borçları nasıl ödeyecekler?’
Şeklinde dillendirilen sorulara  ben de muhatap oluyorum..
‘Bana ne ya’ diyorum..
Cardozo’nun taksitini benden isteyecek değiller ya..
Hem şimdiye kadar almadık da ne oldu..
250 milyon civarında borcun yok muydu?
Üstelik takımın  durumu da          ortada..
Yıllardır, ‘Golcü, solbek, orta saha, stoper’ diyorsun..
Sen söyleyip sen işitiyorsun..
Hem, iki senede iki gol atan adamı süper golcü diye getirip,  tribünde oturtarak Euro milyoneri yapmakla kalmayıp bir de cebine 600 bin Euro koyarak gönderen biz değil miyiz..

***
Eğer seçimini isabetli yapmışsan..
Hedeflerine  varmak yolunda  sana  katkı yapacak   oyuncuya para vermekten korkmayacaksın..
Günümüz futbolunda  tartışılmaz  bir gerçek var.
 Para başarıyı, başarı da parayı getiriyor..
Paraya kıyamazsan başarılı olamazsın..
Başarılı olamazsan  bu çarkı  döndürecek parayı bulamazsın..

***
Kaldı ki Trabzonspor’un  bir  silkinişe, yeni bir heyecana kesinlikle ihtiyacı vardı.
 Şike süreciyle  tükettiği enerjisiyle  hayalleri bile sıradanlaşan..
Özellikle Fenerbahçe maçlarında aldığı seri mağlubiyetlerle bunalıma giren..
Derbi  maçı galibiyetini artık unutan..
Bileti bedava da yapsan maça gitmeyen, forma almayan, takımın maçını televizyondan dahi  izlemeyen   Trabzonspor taraftarını yeniden harekete geçirecek  bir doping gerekliydi..
Bu transferler en azından onu sağlamıştır.
Camiaya heyecan  gelmiş, umutlar yeniden yeşermiştir.
Daha şimdiden 4 milyon Euro’luk forma satılmıştır.
Düne kadar sadece 42 adet kombine alan taraftar biletlere hücum etmiştir.
Üstelik satılan oyuncularla alınanlar arasındaki fark 7 milyon Euro civarındadır.
Yani, bir Adrian’ın       bonservis parasından biraz fazla!
O fazlalıkla Alanzinho’yu alayım desen, alamazsın..

***
10 günlük iznin rehavetinden sonra özetlersek, şampiyonun 20 küsur puan gerisinden lig dördüncülüğüne razı olarak sezona başlamak yerine,  nihayet  zirveye oynayabilecek  bir takımla yeni sezonu  sabırsızlıkla bekleyen bir  taraftar  var şimdi.
Bunun için..
‘Parayı  nereden buldular?’
‘Oyuncuların ücretlerini nasıl ödeyecekler?’ gibi konulara kafa yoracak  yerde..
Tadını çıkarmak gerek..
Hele şöyle son haftaya kadar  bir şampiyonluk kovalayalım..
Sonra yeniden döneriz özümüze!
Kaldı ki, genç oyuncu-ları  kazanman için  sahada oturmuş  bir takımın olacak.
Efsane Trabzonspor’da yer bulan gençlerin kazanılmasındaki püf noktası burasıdır.
Dokuz kişi de oynasa  galip gelecek düzeydeki o takıma  mahalleden rastgele bir iki  gobel de atsaydın  onlar da düzene uyar, zamanla serpilip gelişirdi..
Yoksa,  tecrübelilerin  bile  ayaklarının titrediği bir takıma,  18 yaşındaki Messi’yi de koysan varabileceği  en iyi yer..
1461’in yedek kulübesinde Ekrem Hoca’nın yanında oturmaktır.