Her şey oy değildir. Bazen oysuz da iktidara gelir fikirler. Asrın ruhu öyle bir gerefgef işler ki önce söylediklerinden utandırır, sonra söylerken aşağıladıklarının safına katar seni.
Milliyetçiliği ayaklarının altından kaldırır başına tac yapar. Sen de selam dururusun milliyetçilerinin gelincik tarlasını andıran bayraklarına.
‘Kaderin üstünde bir kader var ya’ o taşır seni bedbin gördüğün kişilerin söylemlerinin yamacına.
Önce baş parmağını içeri katlayıp geri kalan parmakları boşluksuz kaldırırsın rabia selamı diye. Sonra baş parmak aynı kalır ama bu kez diğer parmakların arası açılır ve sayarsın; tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devlet gerçeğini.
Henüz vuku bulmadıysa bile araları açılmış o parmakların bir zaman sonra ortadaki ikisi öne doğru eğilir alttaki başparmağın ucuna temas eder, geri kalan parmaklar kulaklarını diker ve bozkurt olur.
Olsun, aslolan geldiğin değil vardığın menzildir.
O bayrağın ayını, yıldızını ve kırmızı zeminini anlatırken sözcüklere yüklediğin manalar zaten vardığın istasyonu anlatır.
‘Fatiha bilmezler’ diye aşağıladıkların sözümona ‘Fatiha bilir’ FETÖ'cüler yanında, gözünde nasıl da ‘hafızlar’ haline geldi gördün mü?
Mevlana'nın dediği; Hak şerleri hayr eyler/ Zannetme ki gayr eyler/
Ârif anı seyreyler/ Mevlâ görelim neyler/
Neylerse güzel eyler..
Evet bu gelinen nokta yıllardır özlenen noktaydı. Bu yollar yürünürken sümüklü bir böcek için çok insan kırıldı, parçalandı. Hatta milliyetçi nice güzel insanlar koltuklarından edildi, bu ecnebi dölleri oralara oturttuldu.
Çok anlı şanlı yandaş sendika da bunu; büyük dönüşüm, milletin özüne ilticası olarak anlattı. Bakma sen şimdi onların milliyetçilik naralarına. İnanın bir FETÖ'cüye binlerce ülkücü kelleyi feda ederlerdi.
Millet derken öznesiz konuştuklarından, muhayyel bir milleti kastettiklerinden hepsi haberdardı. Şimdi Türk milleti derken yaşanan heyecan, Beşar Esad'ın kimliksiz Kürtlere kimlik verdiğinde milliyetlerinin adını öğrenmek gibi bir şey.
Şimdi ülkücüleri bile sollayacak milliyetsiz milliyetçiler zuhur edecek bunların arasından. Vallahi kimse kıskanmaz. Yeter ki adsız dolaşmasınlar.
Yediyüz milyon basılı eseri olan Türk’ü yedi eseri olmayan kabilelerle bir tumayacaklar artık. Kırat ve ayar farkını farkettiler maaşallah! O Yenikapı bir başka destan. Çağın içinde yaşanan bir destan. Türk’üm demekten utananlara, milletin İstanbul'u gelincik tarlasına kestiği akşam.
‘Er doğan’ların ‘Yıl dır ım’ gibi estiği, ‘Kılıç dar’ diyenlerin yeniden doğduğu ve bir ‘bahçe'ye girercesine Bahçeli olduğu o muhteşem atmosfer yadsınabilir mi?
Türk milleti çok şükür liderine kavuştu. Çakallar, çiyanlar etrafından savuştu..