Adam dilini konuşacak, kuracağı özel öğrenme merkezlerinde öğrenecek, bir şey diyemeyiz, buna hakkımız da yok. Yalnız dilini devletin resmi dilinin yanına ve eğitim dilinin yandaşına yerleştirmeye kalkarlarsa bu kardeşlik hukukuna cürm-i meşuttur, buna bütün varlığımızla mani oluruz. Bir kimseye yukarıdaki sınırların ötesinde bir hak verilirse, diğer etnik unsurların sayısı ne olursa olsun bu hakkı elde ederler ki Türkiye resmi dillerin çatışma alanına döner. Bu kargaşa ortamında kimin ne yaptığı belli olmaz ve neticesinde birbirini sevmeyen, aralarında sürekli bir dil çatışması yaşananan enteresan bir ülke olup çıkarız. Zaten böyle isteklerin müsebbibleri fitne için buna yeltenmişlerdir, bu nettir. O zaman fitnenin başını daha doğmadan ezmez isen dinin emri olan tedbirden uzak bir yönetim gösterirsin ki bunun sorumluluğunu kimse huzur-i mahşerde ödeyemez.
Verilen haklara sözümüz yok. Nerede durması gerektiğini bilecek olan her kesime tüm hakları ivedilikle verilsin ama verdikçe şımaran, verdiklerimize müteşşekkir olmayan, ayrımcı bir dili yaşamınının odağına oturtmuş olanlara da yular verilemez. Allah vahşi isteklerle toplumda infial yaratanları sevmez, Allah'ın sevmediğini de biz asla sevemeyiz.
Diller biliriz ki bize bir emanettir. Korunmaları ve geliştirilmeleri de doğaldır. Burada hassas nokta bunları yaparken yarın için bir ayrımcılık azığı mı hazırlıyorsun yoksa iyi niyetle kültürel bir nimeti mi yaşatmak istiyorsun, işte teraziyi bu denklem üzerinde kurmak gerekir. Hal ve hareketlerden yola çıkarak siyakın ve sıbakın bilimsel metotlarla tahlili yapılıp masumane isteklerle bölücü ve dış bağlantılı isteklerin o ince çizgisini ayırmak gerekir. Oruca başlama hassasiyeti ile söylenmiş siyah iplik beyaz iplik ayrımı gibi hassas bir noktada olunduğunun ayırdında olmalıyız.
Yüzler ve simalar üzerinden insanı okuma eskiden beri olagelen bir ilimdir. Meymenet kelimesi sima okuma neticesi türemiş bir kelimedir. Zira nur yüzlü, secde görmüş gibi ifadeler de bu ilmin verilerini yansıtır. Talebi olanların iyi okunması için her ilmin imkanları seferber edilerek hakiki istekle sinsice yılanla sarmaş dolaş isteği siyah iplik beyaz iplik ölçüsüyle ayırıp devletin yol haritasını tesadüflerin insafına bırakmadan çizmeliyiz. İnsani ve İslami çizgilerin durağında durmayanlarla, istediği dilden konuşacak cihat ruhunu da ihmal etmeden meselelere yaklaşılmalıdır.
Tarih, bazı gerçekleri görmede en güzel aynadır. Tarih aynasını mutlaka kullanmalı, bunlara ilave olarak dini, felsefi, psikolojik, sosyolojik ve de askeri verileri bu aynanın sırı halinde görüntüyü netleştirmek için ihmal etmemek gerekir.
Ağzında kötü söz olanın niyetinde bereket olmaz sözünü de prensiplerimizi uygularken kayda değer bir veri olarak dikkate almalıyız.