Her mevsimin kendine ait ayrı bir rengi, her mevsimin kendine ait bir duygusu vardır.  Akçaabat’ta doğa bize her mevsimde farklı renkler ile farklı yüzünü gösterir. Adeta şov yapar.
Uzun günler kısalmaya başladı, aylak güneşli günler sona erdi havalar serinledi, manavların tezgâhlarındaki ürünler bile değişti; yaz bitti. Sonbahar; bir başka deyişle hazan yani hüzün mevsimi geldi çaldı kapımızı. Sarıya kaçan renkleri etrafımıza doldurduğundan mı, dallarında duran çiçek ve yaprakları yerlere döktüğünden mi bilinmez ama sonbaharın insana aktardığı duygu arınmadır, huzurdur.


Sonbaharın simgesi açan çiçekler değil, dökülen yapraklardır. Kimi kızarmış, kimi sararmış, kimi de yeşil kalmış, ama her yeri büyüleyici renkleriyle donatmış olan yapraklar. Üzerlerinden iki mevsim geçmiştir her birinin; kimi şanslıdır, güneşe dönmüş, onun sıcağıyla kavrulmuştur. Kimi kenarda köşede kalmış, hayatın telaşını yaşamak istememiş gibidir. Kendince sakin sakin büyümüş, yeteri kadar sararınca da düşmüştür yere.


Sonbaharda ağacına veda etmiş yapraklar, Akçaabat’ın tüm sokaklarını bir festival alanına dönüştürür. Biz yürüdükçe yere düşen yaprakların sessizliği bozan çatırtıları ruhumuza huzur verir adeta. Yeşille mavinin kucaklaştığı şehrimize alev rengi kırmızıları, sarıları, turuncularıyla eşlik eder sonbahar. Ilık ılık esen rüzgar hemşehrilerimin yüzünü okşar da geçer. Akçaabat’ın sahilinden yukarıya doğru baktınız mı Akçaabat’a…
Ya da Ortamahalle’den aşağıya doğru. Bakmanızı tavsiye ederim kıymetli dostlarım. On iki ayın, dört mevsimin tüm izleri gözünüze çarpacak; sonbaharın tüm renkleri size görsel şölen yaşatacak.
Akçaabat, her mevsim güzel. Ancak bana sorarsanız Akçaabat’ın en güzel halini, sonbahardır derim. Sıcağıyla, nemiyle bunaltmaz; soğuğuyla üşütmez insanı. Nasıl ki yaylalarda hava tertemiz ve hafifse şehir merkezinde de hava aynı nitelikte olur. Bu mevsimde Akçaabat’ın her köşesi eşitlenir.  


Pencerenin önüne oturup camda yürüyen damlaları seyretme vakti gelmiştir artık. Tıpkı onlar gibi, bir hızlı bir yavaş giden hayatımıza bakarız. Bazen vicdan muhakemesi görülür o cam kenarında, bazen film şeridi gibi tüm bir yıl, tüm bir ömür izlenir. Ama sonunda yine Akçaabat sevilir; yine Akçaabat özlenir…


Mavi gözlü yeşil saçlı memleketimin gönülleri coşkulu insanları…
Benim sizlere naçizane tavsiyem sonbahar mevsiminde tepeden tırnağa Akçaabat’ın tadını çıkarmayı ihmal etmeyin. Yaylacık Çimeninde sevdiklerinizle piknik yapın; ayağınız çimene değsin. Zira toprak da soğumaya başlıyor. Koşup oynasın çocuklarınız çimende; toprakta. Hep birlikte topraktan pozitif enerjinizi alın. Ilık akşamların tadına Millet Bahçesi’nde varın. Yaylalarda vargit çiçekleri açtı. Hıdırnebi, Kayabaşı ya da Balıklı Yaylalarına kış gelmeden bir kez daha gidin. Mevsimin güzelliklerinden faydalanın.
Sonbahar size huzur getirsin…
Kalın sağlıcakla…