Trabzon'da hiç eksik olmayan buruncular var.
Çok grip olmaktan uzayan burnumuzdan bahsetmiyorum.
Bahsettiğim; birilerinin bir kurumun başına tasvip etmedikleri biri geldiğinde acayip şekilde burun organını kullanmaya başlamasıdır.
Bunlar ya burun çevirirler ya burun kıvırırlar ya da elinden gelirse burun sokarlar.
Hacıosmanoğlu Trabzonspor'un başına geçtiği günden beri burunları şişenler anlayacağınız hiç rahat durmuyor.
Şike sürecinde  Fener'e açıkça burun kıvıramayanlar konu Hacıosmanoğlu olunca her türlü numarayı çevirmede bayağı mahirler.
Bakınız şimdiye kadar bu zevatın dediklerini bir sıralayalım:
Hacıosmanoğlu Trabzonspor'u temsil kabiliyetinde değildir.
Netice foss... Kabiliyetindeymiş.
Para yok, ancak iki ay dayanır.
Netice foss... Bir yıldır kale gibi.
Siyasetle iç içe Trabzonspor'u Başbakan'a satar.
Netice foss... Avrupa'ya Türkiye'de siyasilerin futbola müdahil oldukları bildirildi.
Transfer yapamazlar, takımın ücretini dahi veremezler..
Netice foss... Transferin babasını, Cardozo, Costand, Berkalem, Medjani ve niceleriyle patlattığını Türkiye gördü.
Hatta dünyada bile yapılan parlak transferler gündem edildi.
Takım kurdular ama bu takım başarılı olamaz. İsim transfer etmek çözüm değil, her şey sahada biter.
Netice foss... Çünkü fosçuların çıkan bir kehanetine rastlamadık ki son dediklerine inanalım.
Söylediklerimizi cem ederek sözümüzü özetlersek;
Hakikaten cazibeli transferleriyle, tanınmış hocasıyla, karakterli başkanıyla ve çalışkan yönetimiyle Trabzonspor kısa zamanda takımı oturtabilirse şampiyonluğun en büyük adayıdır.
Şampiyonluğa oynamanın bedeli vardır..
O bedel harcanmıştır, iyi de edilmiştir.
Aklıselim Trabzonsporlulara düşen görev; passolig almak, kombine almak, forma almak ve de kulübün iyi gitmesi için pozitif enerji yaymaktır
Çakallara düşen görev ise...
Ezan okunurken cıyaklamaktır.