Ersun Yanal, maç öncesi toplantıda maça ilişkin taktik verirken kesinlikle savunma, orta saha ve hücum bölgelerinde yer alan oyuncularına kendi içerisinde ve bloklar arası nasıl iletişim kuracaklarını, topa sahip olmak için nelerin, nasıl yapılacağını ve sonrasında gol pozisyonlarına girişlerde kimlerin nasıl davranacağını anlatmıştır. Anlatmıştır diyorum çünkü benim gibi birçoğunuz sahada yer alan Trabzonspor oyuncularından bu tür anlatımı gösteren bir davranış göremedik.
63 milyon TL değerinde Trabzonspor karşısında, 28 milyon TL değerinde bir Kardemir Karabük futbol takımı vardı. Bu ne anlama gelmektedir. Trabzonspor futbolcusunun futbol kalitesi dolaysıyla futbol takımı da daha kalitelidir. Ama oyun alanında futbol oyununa özgü hareketleri, bireysel ve takım bütünlüğü içinde yardımlaşmayı daha fazla yapan, eder bakımından daha ucuz olan takımdan izledik.
İlk yarı 26. dakikada M. Ekici ile ve 28. dakikada önce Suk’un vuruşu ve ardından gelişen daha net bir pozisyonları gol ile sonuçlandıramazsan sıradan bir futbolcu olarak kalırsın “her ne kadar milli takıma çağrılmış olsan bile.”
Yenilen gollerde geçen haftaların benzer orta saha hataları görüldü. Kaptırılan toplar ile gelen rakip hücum oyuncularına karşı savunma yerleşmesinin de hatalı oluşu golleri getirdi. Hele Zec’in attığı bir 4. gol vardı ki Uzunsokak’ta gezinti yaparken eşe dosta selam verir gibiydi.
Takım adeta acemiler topluluğu gibiydi. Aynı topa iki kişi girmek, adam paylaşmada beceriksiz olmak, maç esnasında sıklıkla göze çarpan pozisyonlardı. Hele Suk’a neden bu kadar tahammül edildi anlamak zor. Aslında kira ödemektense, kendi mülkünü değerlendirmek daha akılcı bir yatırım olur.
Suk’a bu gözle bakılması Trabzonspor’da forma bekleyen öz evlatları için yararlı olacak bir mesajdır.